Son Dakika


Bugün birçok kişi Yalvaç’ın yalnızca sıradan bir Anadolu ilçesi olduğunu zanneder.
Oysa Yalvaç ve Yalvaçlılar tarihte her zaman sahnedeydi. Kitabımızda yer verdiğimiz Müderris Mahallesi’ni çalışırken Yalvaçlı Seyyid Mehmed Emin Efendi’yi tanıdım.
Müderrisler yetiştiren, kadılar çıkaran, ilim ve devlet adamlarıyla payitahta uzanan bir Yalvaç vardı karşımızda.Gerçekten de Müderrisler için bir mahalle oluşacak kadar ilmiye mensupları yetiştiriyordu.
İlime, fen’e son derece önem vermiş,kendini yetiştirmiş bir mirastı bu coğrafya.
İşte o coğrafyadan payitahya, divâna kadar giden bir ilmiyeli.
Yalvaçlı Seyyid Mehmed Emin Efendi.
Onun için yalnızca “Adalet Bakanı” demek oldukça zayıf kalır. Çünkü Seyyid Mehmed Efendi, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarına hükmeden Osmanlı Devleti’nin ilmiye teşkilatındaki EN YÜKSEK MAKAMA kadar yükselmiş bir devlet adamıdır:
ŞEYHÜLİSLÂM…
Bu makam sıradan bir din adamlığı değildi. Bugünkü anlamıyla düşünürsek yüksek yargının başı, anayasal hukuk otoritesi, devletin en büyük hukuk danışmanı, ilmiye teşkilatının lideri gibi hepsini sayabiliriz.
Osmanlı’da savaş ilanı yapılırken…
Bir padişah tahttan indirilirken…
Devletin en kritik siyasi kararları alınırken…
İslam hukuku açısından son söz şeyhülislâma aitti.
Üstelik protokolde Sadrazam’dan hemen sonra gelen makam buydu.
Yani bir dönem, dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin hukuk ve ilim düzeninin zirvesinde bir Yalvaçlı bulunuyordu.
Bu makam öyle kolay kazanılmıyordu. Medrese tahsili, Müderrislik, Kadılık, Anadolu Kazaskerliği, Rumeli Kazaskerliği Ve nihayet Şeyhülislâmlık.
Bu yol, Osmanlı’nın en ağır ilmî ve hukukî kariyer basamaklarıydı.
Daha da dikkat çekici olan ise Seyyid Mehmed Efendi’nin yalnız olmadığını görmemizdir. Babası da Yalvaçlı Halep Kadısı Sunullah Efendi’dir.
Yani karşımızda yalnızca bir devlet adamı değil, nesiller boyu devlet yönetiminde yer almış, ilimle yükselmiş bir Yalvaç ailesi vardır.
Bugün unutulmuş olsa da, hatta Yalvaçlılar bile bilmese de (öğretilmese de) bir zamanlar Yalvaç’tan çıkan isimler Osmanlı’nın kaderine yön veriyordu.
İşte böyle bir dönemde Melâmî şeyhliği yapan Sütçü Beşir Ağa hakkında “şeriata aykırı hareket ettiği” yönünde yoğun şikayetler yükselir. Dönemin siyasi atmosferi zaten gergindir. Devlet, gizli yapılanmalardan ve halk üzerindeki etkilerden ciddi şekilde çekinmektedir.
Tahkikat açılır ve Yalvaçlı Şeyhülislâm’ın verdiği “zındıklık” fetvasıyla Beşir Ağa idam edilir.
Üstelik doksan yaşını geçmiş bir halde…
Asıl fırtına ise bundan sonra kopar.
Müridlerin tepkisi büyüyünce bu kez kırka yakın kişinin daha idamına karar verilir. İstanbul’da huzursuzluk artar. Halk arasında dedikodular yayılır.
Devlet bu öfkeyi yatıştırmak için sonunda ne yapar dersiniz?
Bu kez aynı Şeyhülislâm görevden alınır…
Osmanlı’da makamlar ömürlük değildi.
Bir gün devletin zirvesindesin,
ertesi gün yalnızsın…
Yalvaçlı bir âlimi önce imparatorluğun en yüksek makamına çıkarıp sonra siyasetin sert rüzgârına bırakmışlardı.
Yalvaçlı Seyyid Mehmed Emin Efendi’nin mezarı Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdai Dergâhında olduğu yazılıdır. İstandul’da olan hemşehrileri tespit eder de yâdersek ne mutlu.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER