logo

reklam
04 Haziran 2026

HOYRANLILARIN İSYÂNI BİZİ YILANLIOĞLU’NUN ZULMÜNDEN KURTARIN!

Hoyran köylerinin dağılması ve yaşanan büyük buhran hakkında son derece dikkat çekici bir belgeyi hemşehrilerimle paylaşmak istiyorum.

Sene 1802…
Bugün köy köy dolaştığımız, tarlalarında yürüdüğümüz, hatıralarını dinlediğimiz Hoyran bölgesi o günlerde büyük bir sıkıntının içindedir.

O tarihte Hoyran, Kumdanlı merkezli bir kazadır. Kazanın ileri gelenleri, köy temsilcileri ve halkı bir araya gelir. Mahkemede toplanırlar. Ardından hep birlikte devlet kapısına başvururlar.
İlk bakışta sıradan bir müracaat gibi görünür.
“Biz de Nizam-ı Cedid’e bağlanmak istiyoruz.” derler.

Fakat asıl feryat bundan sonra başlar…

Belgede açıkça yazmaktadır:
“Uzun yıllardan beri Yılanlıoğlu Şeyh Ali Ağa’nın zulmü altındayız.”
Yetmez…
“Onun cevrine ve zorbalığına artık dayanamaz hale geldik.” derler.
Bu sıradan bir şikâyet değildir. Çünkü devamında söyledikleri insanın içini burkuyor.
“Halkımızın çoğu dağıldı, yurdunu terk etti.”
Köyler boşalmaya başlamıştır.
Ocaklar sönmektedir.
Evler kapanmaktadır.
Aileler göçmektedir.
Hoyran’ın nüfusu azalmış, fakirlik yayılmıştır.
Kazanın ileri gelenleri devlet kapısına adeta şu haykırışı göndermektedir.

“Bizi kurtarın!”

Belgede geçen ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla Yılanlıoğlu Şeyh Ali Ağa’nın baskıları bölge halkını canından bezdirmiştir.

Yılanlıoğlu sıradan biri değildir.
Eğirdir mütesellimi, yani dönemin en güçlü ayanlarından biridir.
Bir bakıma bölgenin derebeyi…

Fakat beni asıl etkileyen kısım bundan sonra geliyor.
Hoyranlılar devlete şöyle bir teklifte bulunuyorlar:
“Bizi Nizam-ı Cedid’e bağlayın.”
“Size asker verelim.”
“Üsküdar Ocağı’na nefer gönderelim.”
“Hatta her yıl nöbet usulü asker çıkarmaya devam edelim.”
Üstelik kazalarının küçük ve fakir olduğunu söylemelerine rağmen:
“Bu yıl elli asker vermeyi taahhüt ediyoruz.” diyorlar.

Dikkat edin, Anadolu’nun birçok yerinde insanlar askere gitmemek için çare ararken, Hoyranlılar devlet kapısına gidip “Yeter ki bizi koruyun, biz size asker verelim.” diyor.

Karşılığında istedikleri şey ise ne makam, ne servet, ne de ayrıcalık…
Sadece güvenlik. Sadece huzur. Sadece köylerine geri dönebilmek.
Belgeyi okurken ister istemez insanın aklına şu soru geliyor, Yılanlıoğlu ne yaptı da Hoyran halkı köylerini bırakıp gitmeye başladı?

Ne yaşandı da bir kazanın bütün ileri gelenleri birleşip devlet kapısına koştu?

Bunun cevabını başka belgelerde bulacağız.
Yani bu dönemler insanların canını, malını, iffetini korumak için yokluk içinde var olma mücadelesini verdiği yıllardır.

Ama şu kadarını biliyoruz ki 1802 yılında Hoyran’da insanların tek derdi vergi veya askerlik değil hayatta kalmaktır.

Bekir MANAV – 04.06.2026- ISPARTA TARİH-DER

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.