Son Dakika


Yalvaç bugün Isparta’nın bir ilçesidir. Tabi böyle olunca yabancılar Isparta, Yalvaç yöresinin gelenekleri birbirine benzer zannedilir. Oysa Isparta bir uç, Yalvaç ayrı bir uçtur. Benzeşen hemen hemen hiçbir ortak yanları azdır.
Yalvaç kendi başına bir medeniyet, kendi başına büyük bir kültür taşır etrafında.
Yalvaç asıl ismiyle YALAVAÇ – OĞUZLARIN SALUR BOYU’NUN bir koludur. Ancak Salur öyle zannedildiği gibi bir değil, çok büyük bir boydur. Sadece Yalvaç’ta değil Hoyran ve Eğirdir civarı geniş bir coğrafyaya dağılmıştır. Türkleşmelerde aynı boyun bölünerek yurtlar yaylaklar edinilmesi çok normaldi.
Yalvaç – YALAVAÇ- hem öz adını koruyabilmiş hem de geleneklerini koruyabilmiş sayılı yerlerden biridir. Bunun sebebi de kendi boyuyla yaşamasıdır. Isparta gibi göç almamış, karışım olmamış ve Salur Boyu özüne daha hassas olduğu için kendini koruyabilmiştir.
Yalvaç’ta geçmişte hasır yakma geleneği vardır.
Buna göre; Recep, Şaban ve Ramazan yani kutsal üç aylarda gençler evlerdeki eski hasırları toplarlar. Mahallenin yüksekçe bir yerine kurumuş bir kavak ağacı dikilir, bu ağacı çukur kazarak dikerler. Bu ağaca hasırları asarlar, çivilerler. Böylelikle bir hasır ağacı ortaya çıkmış olur. Nizami bir şekilde dizilen hasırlar gaz yağı ile üç yerinden ateşlenir. Gökyüzünü dumanlar kaplar, yanan ateş etrafından çocuklar dönerler. Tören yerine gelen kadınlar dualar eder, dileklerde bulunurlar.
Ateş üzerinden atlanabilecek seviyeye indiğinde, büyükler, küçükler tıpkı Nevruz ateşi gibi, ateşin üstünden atlarlar. Böylelikle günahların hafifleyeceği, Sırat Köprüsünden hızlı geçileceği inancı vardır. Bu inanç olmasa bile bir gelenek olduğu için atlanır.
Bu törenle artık bereketli bir yıl geçeceği umudu vardır.
Kaynak: A.Turabi Tütüncü “Yalvaçta Ateşle İlgili Tören ve İnanışlar” 1978 Türk Folkloru Araştırmaları Sayı 342 Cilt 7
Buna göre; Yalvaç’taki “hasır yakma” geleneği, yapısı incelendiğinde İslamî bir ibadetten çok eski Türk ateş kültürü ve mevsimsel arınma ritüelleriyle benzerlik göstermektedir. Özellikle, ateş yakılması, toplu tören yapılması, ateş etrafında dönülmesi, ateş üzerinden atlanması, kötülüklerden arınma inancı, bereket dileği gibi unsurlar Türk dünyasının çok geniş coğrafyasında görülen eski geleneklerle büyük paralellik taşır.
En dikkat çekici benzerlik Nevruz ve eski Türk “arınma ateşi” törenleridir. Orta Asya Türk topluluklarında ateş, temizlik, arınma, kötülüğü uzaklaştırma, bereket, yeni yılın başlaması
anlamı taşırdı.
Özellikle, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Azeri Türklerinde Nevruz gecesi ateş yakma ve üstünden atlama geleneği çok yaygındır.
Azerbaycan’da bugün bile Nevruz öncesi, “ağırlığım uğurluğum odda qalsın” denilerek ateş üzerinden atlanır. Bu doğrudan arınma inancıdır.
Kırgız ve Kazak kültüründe de ateş, “alazlama” denilen tütsüleme ve temizleme ritüellerinde kullanılırdı.
Eski Türklerde “Alazlama” çok önemliydi. İnsanların, hayvanların veya eşyaların kötü ruhlardan korunması için ateşle çevrilmesi ya da dumandan geçirilmesi yapılırdı.
Yalvaç’taki, “günahların hafiflemesi” “Sırat’tan hızlı geçme” “bereketli yıl” inanışları da eski Türk arınma anlayışının İslamî yorumla birleşmiş Anadolu devamı gibi görünmektedir.
Kurumuş kavak ağacı dikilmesi de ayrıca dikkat çekicidir. Çünkü eski Türk kültüründe, ağaç kültü, özellikle hayat ağacı motifi çok güçlüdür.
Ağaca bez bağlama, direk dikme, yüksek yere tören kurma gibi gelenekler Şamanî-Türk dünyasında yaygındır.
Hasırların toplanıp yakılması ise sembolik olarak, eskinin yok edilmesi, uğursuzluğun temizlenmesi, yeni döneme geçiş anlamı taşıdığı belli oluyor.
Bu yapı Anadolu’daki bazı, Nevruz, Hıdırellez, Mart Dokuzu, Saya, Koçkatımı gelenekleriyle de benzeşir.
Özellikle dikkat çekici olan şey şudur, Bu törenin merkezinde cami veya klasik İslam ibadeti değil, topluluk, ateş, dönme, arınma, bereket unsurları vardır.
Bu nedenle folklor araştırmacıları Anadolu’daki bu tür ateş ritüellerini çoğunlukla, “İslamiyet öncesi Türk kültürünün Anadolu’daki devamları” olarak değerlendirir.
Yalvaç’ın bunu uzun süre yaşatabilmiş olması gerçekten önemlidir. Çünkü birçok bölgede bu gelenekler unutulmuşken Yalvaç-Hoyran-Eğirdir hattında bazı çok eski Türkmen kültür unsurları korunabilmiştir.
Bu gelenek tamamen %100 Türk geleneğidir ve Yalvaç’ın Orta Asya Türklerinin bu geleneğini 70 li yıllara kadar taşıyabilmesi muhteşem bir şeydir. Sadece bu değil, Yalvaç’ta keçecilikten tutun nice Türk meslekleri yaşamış ve yaşatılmaya çalışılmıştır.
Bu sebeple bölge kültürü araştırmaları için saklı bir hazinedir Yalvaç.
Bekir MANAV

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER