• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

20 Haziran 2021

Müsilajla çevre hassasiyeti arttı, kimyasal arıtma zorunluluk

Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj felaketinin ardından tüm Türkiye’de gerek denizlerin gerek göllerin ve gerekse akarsuların temizliği konusundaki hassasiyet büyük ölçüde yükseldi.

Bu çerçevede, bu yıl kuraklıktan dolayı büyük oranda su kaybına uğrayan ve 6 Ocak 2021 tarihinde Kesin Korunacak Alan ilan edilen Eğirdir Gölü nedeniyle çevre ilçelerden biri olan Yalvaç’ın da biyolojik arıtmanın yanı sıra kimyasal arıtmayı hayata geçirmesi için düzenleme yapılmasının bekleneceği ifade ediliyor.

Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj felaketi sonrası gündeme gelen atıksu arıtma tesislerinin önemi bir kez daha ortaya çıkarken, uzmanlar, “Kullanılmış su olarak ifade ettiğimiz atıksularda azot ve fosfor miktarı çok yüksek seviyelerdedir, evsel ve sanayi kaynaklı atıksuların alıcı ortam yani denizlere arıtılmadan kontrolsüz bir şekilde bırakılması müsilaj kirliğinin yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Marmara Denizi’nde yaşanan bu tür kirliliklerin göllerde ve akarsularda da oluşmaması için şehirlerin arıtma sistemlerinin kurulması ve bilimsel kurallara uygun şekilde işletilmesi gerekir.” yorumunda bulundular.

Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorunu sonrası atıksu tesislerinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını kaydeden bir uzman, “Son günlerde ülkemiz gündeminde sıkça yer alan müsilaj yani deniz salyası kirliliği bizlere atıksu arıtma tesislerinin önemini bir kez daha göstermiş oldu, birey olarak vatandaşlarımıza da bazı görevler düşmektedir, kirliliğin kaynağında azaltılması için evlerimizde fosfor içeren temizlik malzemelerinin kullanımının azaltılarak, organik temizlik ürünlerine geçilmeli, çiftçilerimizin iyi tarım ve organik tarım uygulamaları ile basınçlı ve damlama sulama sistemlerini uygulaması, azot ve fosfor açısından zengin olan kimyasal gübrelerin kontrollü tüketimi, zeytin karasuyu ve peynir altısuyu kaynaklı kirliğin önlenmesi için atıksu azaltımını gerçekleştirilecek teknoloji seçimi ve son olarak organize sanayi bölgelerinde sanayi kaynaklı oluşan atıksuların ileri arıtma yöntemleriyle arıtılarak doğaya verilmesi, arıtılmadan sanayi atıksularının kesinlikle alıcı ortamlara verilmemesi gerekmektedir.” diye konuştu.

 

EĞİRDİR GÖLÜ KESİN KORUNACAK HASSAS ALAN

Bilindiği gibi 6 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre Isparta’da bulunan Eğirdir, Gelendost, Senirkent ve Yalvaç ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Eğirdir Gölü ile Gölcük Krater Gölü doğal sit alanı ilan edildi. Bu karara göre özellikle son yıllarda kirlilik ve önemli derecede su kaybı yaşayan Eğirdir Gölü ile Gölcük Gölü, ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak tescil edildi.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, alınan kararın önemli olduğunu ancak kesin korunacak hassas alan ilkesinden taviz verilmemesi gerektiğini belirtti. Eğirdir Gölü’nün öncelikli kullanım amacının içme ve kullanma suyu kaynağı olduğuna değinen Dr. Erol Kesici, “Eğirdir Gölü’nden aşırı su alımları, çevresindeki yapılaşmalar, tarım alanlarının işgali halen geleneksel tarımın yapılması gölde çok ciddi sorunlara neden olmuştur. Gelinen noktada göl bütçesinin neredeyse yüzde 70’ini kaybetmesinin yanı sıra aşırı kirlilikle karşı karşıyadır. Bu da çok tehlikeli bir durum arz etmektedir.

Son 35 yıl içerisinde Eğirdir Gölü’yle ilgili içme ve kullanma suyu çevre kanunları, su kirliliği yönetmelikleri ve en son olarak da 8 yıl önce hazırlanan özel hükümler olması rağmen Eğirdir Gölü korunamamıştır. Gölün bugün geldiği durum çok ciddidir. Eğer gerçekten önlemler alınmazsa gölün ileriye gitmesi çok zordur. Çünkü kuruma periyoduna girmiş, kıyıları tamamen bataklıklaşmış ve kirlilik hat safhaya gelmiştir. Bu suların kullanılması dördüncü sınıf kalitede özelliğine sahiptir. Çünkü içerisinde yoğun şekilde siyano bakteriler bulunmaktadır.” dedi.

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.