• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

KORONADAN ÖNCE – KORONADAN SONRA (KÖ. – KS.)

Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI

İnsanın çizip kutsallaştırdığı soyut sınırlar, kaldırıldığında dünyanın karalardan ve denizlerden oluştuğu görülecektir. Dünya üzerinde yaşayan canlıların yaşam alanları sınırlarla değil biyolojik yapılarıyla belirlenmiştir. Karada ve denizlerde yaşayan canlı türleri yaşadıkları yere uyum sağlayacak biyolojik ve diğer özelliklere sahiptirler. Evrenin tamamında olduğu gibi doğada ve canlılar arasında da büyük bir ahenk ile uyum vardır.

Buna ister doğanın kendi içerisindeki döngüsü densin; isterse Tanrının yaratığı düzen olarak adlandırılsın fark etmez. Her canlı, kendinden olan ve öğrendiği becerilerle doğal denge ve seleksiyonla (seçilim) neslini devam ettirecek yeteneklere sahiptir. Bütün canlılar arasında büyük bir yaşam savaşı olmasına rağmen, insan dışında hiçbir canlı beslendiği hasmını tamamen ortadan kaldırmayı düşünmez. Çünkü onu yok ettiğinde kendisinin de yok olacağını bilir. Canlılar dünyasında yaşama ahengini bozan tek varlık “İNSANDIR”. Diğer canlılar sadece biyolojik yapılarının el verdiği alanlarda yaşamak zorunda olmasına karşın; insan iklime ve orada bulunan yaşam koşullarına uyum sağlayarak dünyanın her yerinde yaşayabilmektedir. Alet yapabilen ve hepçil olan bu canlı, parçası olduğu doğadan kendisini soyutlayarak doğaya, diğer canlılara ve kendi türüne acı dolu korkunç bir yaşamı reva görür. İnsanın doğaya ve diğer canlılara egemen olduğu Neolitik Dönem’den itibaren -insanlar- kendilerini “Yöneticiler, Din Adamları, Askerler, İşçiler, Köylüler ve Köleler vb.” olacak şekilde sınıflara ayırdılar. Oluşturulan bu sınıflar sadece isim değiştirerek günümüze dek geldi ve gelecekte de devam edecektir. Diğer sınıfların sırtında zenginleşen egemenler, din adamlarını yanlarına alarak ve askerleri kullanarak dünyayı kendi aralarında paylaştılar. Mülkiyetçi, açgözlü insan dünya üzerine birçok suni sınırlar çizerek devletler kurdu ve diğer devletlere saldırarak, egemenlik alanlarını durmadan genişletme çabası içerisinde oldu. İnsan türünü ırklara bölerek daha kolay yönetme yöntemleri geliştirdiler. Tarım devriminden sonra gerçekleştirdiği sanayi devrimiyle güçlenen insan, artık dünyaya sığmayarak uzay çağını başlattı. Beraberinde ise yarattığı dijital dünyada yapay zekâyı geliştirerek genetik kodu çözdü. Ürettiği kimyasal silahlarla, kendi türünü ve diğer canlıları mutasyona uğratıp genetik kimyasını bozdu. İnsanın yapmış olduklarından dolayı Tanrı/Doğa, insanı kendisinin bir parçası olduğunu hatırlatarak, yaptıklarının yanlış olduğu konusunda uyarır ve bazen de şiddetle cezalandırır. Buna rağmen insan bir türlü ders almaz. Sahip olduğu beceri ve ürettiği teknolojiyle her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünen bu kibirli varlık, aynı hataları hep tekerrür eder. Yanardağların eteklerine, fay hatlarının üzerine, akarsu kenarlarına ve deniz kıyılarına yerleşimler kurarak; doğayı kirleterek, ağaçları keserek ve diğer canlıların neslini tüketerek bencilce doğaya karşı meydan okumaya devam ederler. Egolu bu kibirli varlık, ölüm gerçeğine karşın kendisini ölümsüz sanır. Savaşların yıkımından, depremlerden ve salgın hastalıklardan bir türlü gerçeklerle yüzleşemeyen insan, hep doğru yaptığını düşünür. İnsanın teknolojik olarak en üst düzeyde olduğu ve her şeye karşı kendini çok güçlü hissettiği bir dönemde küçük bir virüs, insan krallığını devirdi ve tacını elinden aldı.

Küçücük bir virüs -yukarıda da özetlendiği gibi- bütün hayvanlara, doğaya ve uzaya hükmetmiş, büyük kentler imparatorluklar kurmuş, atomu parçalamış insanın, aslında doğanın güçsüz, zayıf ve aciz bir parçasından başka bir şey olmadığı gerçeğini açık bir biçimde ortaya koydu. Artık insanın tarihi bu küçük virüsten önce ve sonra diye anılmalıdır. Büyük bir ihtimalle yakın zamanda virüsü etkisiz kılacak bir ilaç bulunacaktır. Ancak, bu ilaç sadece bu hastalığı iyileştirecektir. Virüsün yarattığı psikolojik tahribatta ve ortaya çıkardığı gerçeğe bir etkisi olmayacaktır. Korona virüsünden öncede insanlık tarihinde milat oluşturacak birçok doğa olayı yaşanmıştı; fakat bu sefer Korona, insan tarihinde etkisi kolay kolay unutulmayacak ve göz ardı edilmeyecek bir durum yarattı. Dünyanın bir ucundan başlayarak dünyayı titreten güçlü silahlara sahip devletlere aldırmadan ve hiçbir sınır tanımadan uydurulmuş hiçbir ırkı, zengin-fakir, eğitimli-eğitimsiz, dindar-dinsiz, din adamı ve yönetici ayırt etmeden bütün dünyayı ele geçirdi. Bu toz kadar virüs karşısında, kendisini çok kudretli gören insan evlere saklanarak, hayatta kalmaya çalışmaktadır. Tarihin hiçbir döneminde insanın tamamı aynı anda bu kadar aciz bir duruma düşmemişti. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eğer insan sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsa oluşturduğu ve uydurduğu bütün değerleri gözden geçirerek yeniden değerlendirilmek zorundadır…

NOT: Korona’nın gösterdiği ve insanın yeniden değerlendirmesini istediği gerçekler aşağıda maddeler halinde özetlenmiştir:

  1. Yaşadığı coğrafyanın renklendirdiği (sarı, kahverengi, siyah, beyaz) insanın tek ırk olduğu, uydurulan alt ırkların (Alman, Meksikalı, Çinli, Arap, İranlı vb) doğru olmadığı
  2. Dünyanın kara ve denizlerden oluştuğu, insanın çizdiği diğer sınırların hepsinin suni olduğu
  3. İnsanların ve devletlerin açgözlülük yapmadan doğaya paralel yaşamasının ve yerleşim alanlarının doğru seçiminin önemli olduğu
  4. İnsanlar arasında uydurulmuş sınıfların (zengin, fakir, soylu, efendi, köle vb), sömürü için oluşturulmuş bir kast sistemi olduğu
  5. İnsanı kullanmak için uydurulmuş bütün ideolojilerin, yerelleşip uygarlıktan uzaklaşan ulus devletlerin ve kapitalist sistemin yanlış olduğu
  6. Bilimden uzak, hurafelerle doldurulmuş dinlerin, mezheplerin insanı sömürmekten başka bir işe yaramadığı
  7. Genel doğruyu öğrenip uygulayabilmek için aklın, pozitif bilimin ve felsefenin önemi
  8. İcat edilen teknolojinin iyiye kullanılmasının zorunluluğu
  9. Diğer canlıların neslini tüketmek ya da yaşam habitatlarını değiştirmenin yanlış olduğu
  10. Her işte ve her alanda ahlaklı olunmasını zorunlu kılacak bir eğitimin verilmesinin önemi
  11. İnsanın doğanın bir parçası olduğu ve diğer canlılarla eşit haklara sahip olduğu gerçeğinin unutulmaması

Korona’nın tekrar ortaya çıkardığı bu gerçeklerden dolayı bu salgın hastalığı insanlık tarihinde bir milat olarak kabul edilmeli ve pozitif bilim, bilim insanı, eğitim ve ahlak değersizleştirilmeden doğayla, diğer canlılarla uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz. Egemenin yarattığı sanal dünyadan gerçek dünyaya dönmeliyiz…

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.