Son Dakika


Yalvaç ilçe merkezinde 18 tane türbe-mezar (yatır) bulunmaktadır. Bunların içinde Emir Ahmet ve İhbar Billezi dışındakilerin kimliği ve oluşumu hakkında maalesef bilgi mevcut değildir.
İlginç ve araştırmaya açık bir konu olduğu için öncelikle bu yatırları görmek istedim. Sevgili Mesut Özerden bu konuda yardımcı olmak amacıyla tüm yatırları gösterdi ve konuyla ilgili verileri benimle paylaştı.
Yatırlar genel anlamda kaybolmasın diye çevrilmiş vaziyetteydi.
Genel anlamda ben bu yatırların çoğunun boş olduğu kanaatindeyim.
Neden böyle düşünüyorum?
Bir yatırı görmek için konuyla ilgili Mesut Özerden ağabeyimizle mülk sahibinin evine gittik. Bizi güler yüzle karşıladı. Yaşlı teyzemize bahsi geçen yatırın önce adını sorduk İBRAHİM ETHEM dedi.
Kim olduğu hususunda bilgilendirme istedik.
Teyzemiz merhum halasının hatırladığım kadarıyla tarladan gelirken arkasından bir ses duyduğunu, daha sonra rüyasına birinin gelip “Bana evinde bir beşik yap ben orada yatayım,” dediğini halasının da bunun üzerine tahta bir beşik yaptığını üzerini örttüğünü anlattı. Sonra eve gelip gidenlerden beşikteki yatırın rahatsız olduğu bu sebeple bahçeye beşiğin taşındığı ve yeşil örtüyle örtüldüğünü belirtti. Daha sonra gâibten gelen İbrahim Ethem’in sözde makamına halkın rağbet gösterdiği, dualar ettiği, adaklar atadığı devâsa bir ziyaretgâh olduğundan bahsetti.
Hikaye için daha fazla devam etmeyeyim.
Yani mezar değil, içi boş kuru tahta Yalvaç’ta türbeye dönmüş ve insanlar bir umut için ziyaret eder olmuşlar.
Kıymetli hemşehrilerim, din bu değil, İslam bu değil.
Rüya ile amel edilmez.
Velevki gerçekten birisi orada yatsın ölmüş birinin mezarı olsun. İslâm dini ölülerden medet ummayı reddeder.
Yani her yatır mezar “Bu işte Allah dostudur” demek değildir. Kimin Allah ile dost olduğunu, kimin Allah ile düşman olduğunu hiç kimse bilemez.
Sırf mezarı çevrildi veyahut sanduka yapılıp üzerine yeşil örtü örtüldü diye veya birileri çok ziyaret ediyor diye orada yatan Allah dostu olmaz. Üstünlük dinde takvâ bakımında olup onu da sadece Allah bilir.
Aynı ve benzer hikayeleri hemen hemen tüm yatırlardan duyuyoruz. İster istemez ne rüyalarmış diyoruz. Bunun sözlü tarihi olmaz, rüya ve anlatıyla yaklaşmak bilimsel değildir.
Yani her sakallıya dede denmez.
Yalvaç’ta 16.yüzyılda sadece merkezi için söylüyorum Emir Ahmet’in tekkesi dışında tekke kaydı bile yok. 17.18.19. yüzyıl vakıf tekke kayıtları şuan araştırmamız devam ediyor.
Yalvaç’ta Emir Ahmed gerçek bir Şeyh ve vakıf kayıtları olan birisidir. Devlethan Bey 2.Kılıçarslan’ın kardeşi vakıf defterinde Melik Devlethan adıyla geçen bir şahsiyettir.
İbrahim Efendi (İhbar Billezi) resmî kayıtlarda adı geçen gerçek bir şahsiyettir.
Ama bunun dışındaki yatırların, türbelerin hiç birinin resmî kaydı şuan için yoktur. Bu rüya ve anlatıları da dinleyince ve ölülere belli misyon olağanüstü güçler yüklenince bu yatırların çoğunun halk tarafından yukarıdaki gibi oluşturulmuş alanlar olduğunu düşündürüyor.
Daha detaylı anlatabilirim ancak Kişisel Verilerin Gizliliği kanununa muhalif olmasın diye konuyla ilgili çok detay vermedim.
Yatır, Türbe dönemdeki tekke şeyhleri veya kanaat önderleri için sonradan oluşturulmuş mezarlardır. Kişi hayattayken o bölgeye insanlığa hizmet etmiş sevilmiş ise ona dua etmek ve saygı göstermek anlamında mezarı korunur.
Ama buralar mum yakılacak, adak adanacak, dilek tutulacak, onun yüzü suyu hürmetine beklenti oluşturulacak mekanlara dönerse ki zamanında dönmüş bu bilimsellikten öte insanı şirke götürebilecek bir durumdur.
Şahsi düşüncem Yalvaç için gerçekten halka hizmet etmiş herkesin vefatından sonra hatırlanmak ve sadece ona yaptığı hizmetler için Allah’a onun adına bağışlanması için dua ve fatiha göndermenin uygunluğu, mezarının korunması gerektiğine inanıyorum.
Ancak yapay zeka teknolojisinin çığır açtığı bir yılda, ülke ve millet olarak salgın hastalıkları, küresel savaşları gördüğümüz bu yılda, kalkınmak için uzay teknolojileri, sağlık bilimi, savunma bilimi gibi alanlarda mühendis yetiştirmemiz, bilim adamı yetiştirmemiz gerekirken, yatırlara küçük taşlardan ev şekli yapmak, kaynanam ölsün yazısı yazmak gibi batıl inançlardan uzak durmalıyız.
Bahsi geçen 16 yatır için en olası Eski Mahalle camiinin ilerisindeki mezarın yine bir tekke mensubu olduğu şartlar dahilinde gözlemlenirken yakın tarihte şu kayıtlar dikkate alınmalıdır.
Görgü Mahallesi’nde : Şeyh Mehmed Efendi (1830 Nüfus Defteri 2.Hane)
Pazar Mahallesi: Tekyenişinoğlu Molla Osman kaydı mevcut. Bu Pazar Mahallesi’nde bir tekke olduğu ve şeyhinin muhtemel 1800 başlarında yaşadığını gösterir.
Kaş Mahallesi: Tekyenişinoğlu Yusuf Efendi, Tekyenişinoğlu Abidin, kaydı mevcuttur. Bu Kaş Mahallesi’nde bir tekke ve şeyhinin 1800 başlarında olduğu anlamını taşır.
Yani Görgü, Pazar ve Kaş Mahallesi’nde yakın dönemde tekke şeyhleri olduğu için öldükten sonra taraftarları tarafından kabirleri yatıra dönüştürülmüş olma ihtimalindedir.
Bekir MANAV

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER