• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Arazi Toplulaştırmasının Önemi ve Yararları


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Ülkemiz tarımının en büyük sorunlarından biri arazilerin küçük, şekilsiz, parçalı ve dağınık olmasıdır. Yıllardan beri uygulanan hatalı politikalar sonucu tarım arazilerimizi parçalanmış ve küçülmüştür. 1950 yılında 2.2 milyon olan tarım işletmesi sayısı bugün 3 milyonu aşmışken, 1950 yılında 100 dekar olan ortalama işletme büyüklüğü bugün 60 dekarın altına düşmüştür. En kötüsü işletmelerde  parça sayısı 7’nin üstüne çıkmıştır.

Bu tablo karşısında bu arazilerde tarım yapmak zorlaştığı gibi verimlilik ve maliyetler artmıştır. Bu işletmelerden elde edilen gelirle çiftçilerin geçimleri zorlaşmış, bu arazilere gerekli tarımsal yatırımların yapılması da zorlaşmıştır. Sonuçta geçimini temin edemeyenler çiftçiler ve tarımda gelecek göremeyen yeni nesil arazilerini dahi terk etmek göçmek zorunda kalmıştır

Neden bu sorun bu hale geldi diye sorgulayacak olursak; karşımıza çıkan en büyük sebepler artan nüfus, zaman içinde mirasçıların arazileri bölüşmeleri ve bu bölünmede yapılan uygulamalarda toprakların geleceğinin gereği gibi dikkate alınmamasıdır. Hukuken ortaya çıkan haklar karşısında sorunu çözecek bir yöntem uygulamaya konulmamıştır.

Yıllarca mirasçılar arasında arazinin bölünmesi ve parçalanması en kolay yol olarak görülmüştür. Bugün dahi bölünmeye ve parçalanmaya karşı bazı yasal tedbirler getirilmiş olsa bile sorunu kökten çözecek bir arazi bankası veya arazi ofisi gibi bir sistem henüz uygulamaya konulamamıştır. Bölünme ve parçalanmaya neden olan diğer etkenleri de sermaye sorunu ve işgücü ihtiyaçları nedeniyle kiracılık ve ortakçılık nedeniyle arazilerin kısmı kiraya verilmesi,  yol yapımları ve yapılan kamulaştırmalar olarak sıralayabiliriz.

Bugüne kadar yapılan toplulaştırmalarında tamamına yakını sulama alanlarında gerçekleştirilmiş. Sulama yatırımlarını korumak ve verimliliği sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar bir ölçüde toplulaştırmanın faydalarını ve önemini ortaya koymuştur.

Ülkemizde uzun yıllardan beri sulama alanlarında buna benzer çalışmalar yapılmıştır. Bu konudaki ilk arazi toplulaştırması 1961 yılında Konya ilinin Çumra ilçesinin Kargın köyünde yapılmıştır. Bugüne kadar ülkemizde 1 milyon hektardan fazla sulanan arazide arazi toplulaştırma çalışmaları yapılmış, suyun verimli kullanılması için tedbirler alınmıştır.

İşletmelerde parçalı, dağınık ve şekilleri bozuk arazi parçaları tekniğine uygun şekilde yeniden düzenlenmiştir. Tarımsal üretimde işletmeciliği ekonomik ve kolay biçime getirmek için arazilere yollar yapılmıştır. Tarım topraklarından en yüksek faydayı sağlamak için sulama, drenaj, arazi tesviyesi, toprak korunması ve ıslahı yapılmıştır.

Üreticilerin yaşam şartlarını iyileştirmek için köy yenilemeleri, gelişme alanlarının belirlenmiş ve imar planları yapılmıştır. Kırsal alanın görünümü ve çevresinin iyileştirilmesi için sürdürülebilir planlanma ve işletmelerin arazi miktarlarının arttırılması gibi birçok konuda kültür teknik önlemleri yapılmıştır. Sulama oranları artmıştır. Tesislerin sebep olduğu parçalanmalar önlenmiştir. Sulama projelerinin maliyetinde tasarruf sağlanmıştır.

Arazi maliklerine kamulaştırma bedeli yerine arazi verilerek, toprağından kopması önlenmiştir. Sulama ve teknik tarım metotlarının uygulanmasında kolaylık sağlanmıştır. İşletme merkezi ile parseller arasındaki mesafeler azalmakta ve her parsel yola bağlanmıştır. Net arazi kullanma alanı ve parsel büyüklükleri artmış, parsel şekilleri düzenlenmiştir. İş gücü tasarrufu sağlanmıştır. Tarım işletmelerinde net gelir artışı sağlanmıştır. Miras nedeniyle ortaya çıkan kavgalar son bulmuş ve sosyal huzur sağlanmıştır.

Toplulaştırma çalışmaları uzun teknik hazırlık yapılması ve yasal kararlara göre yol haritası belirlenen süreçtir. İş sırasına göre öncelikle toplulaştırma yapılacak alan ve sabit tesisler tespit edilmektedir. Bu alan ile ilgili mülkiyet bilgileri ve  harita veri tabanının oluşturulmakta, arazi derecelendirilmesi yapılmakta, yeni parselasyon için bloklar oluşturulmakta, çiftçi tercihlerinin alınmakta, toplulaştırma projeleri hazırlanmakta ve itirazların incelenmekte, yeni parselasyon planlarının araziye uygulanması gerçekleştirilmekte ve son olarak tescil ve yer teslimi aşamalarına geçilmektedir.

Arazi toplulaştırma çalışmalarında tarımsal üretimin sürdürülebilir şekilde verimli olarak yapılması yanında çevre değerleri de dikkate alınmaktadır. Alanda hiçbir şüpheye ve çalışmaya yol açmaması için teknik kadro ve uygulayıcı makamlarca toplulaştırmanın sosyal ve ekonomik boyutu göz ardı edilmemektedir. Toplulaştırma yapılan alanlarda bireylerin hak ve menfaatlerinin korunmasına azami gayret gösterilmektedir. Dahada ötesi ülkenin gelecekteki tarımsal üretiminin planlanması ve gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik politikaları düşünülmektedir.

Ülkemizde gerçekte sadece sulama alanlarında değil tüm tarım alanlarında böylesi bir toplulaştırmaya ihtiyaç vardır. Ülkemizde tarım arazilerindeki bölünme, parçalanma ve dağınıklık tarımsal üretimde verimliliğin önündeki en büyük engeldir. Diğer taraftan bu sorunun yol açtığı miras kavgaları ülkemizin kanayan ve birçok cana mal olan bir yaradır.

21 yüzyılda dünyayı tehdit eden küresel ısınma karşısında yanlış arazi kullanımı, erozyonlarla ortaya çıkan toprak kayıpları ve bu sorunu derinleştiren doğal afetler üretimi tehdit ettiği kadar dünyanın gıda güvenliğini de tehlikeye atmıştır. Birleşmiş Milletlerin dünyayı tehdit eden bu global sorun karşısında 2015 yılını Uluslararası Toprak yılı ilan etmesinin temelinde bu tehlikeye karşı dünyayı uyarmak ve toplumda bu konuda bilinç düzeyini artırmak yatmaktadır.

Arazi toplulaştırması bir bakıma toprakları korumak ve verimli şekilde kullanımının önünü açmaktır. İnsanlığın geleceğini güvence altına almaktır. Gelişmiş ülkelerin yıllar önce çözdüğü bu sorunun bizim için hala sorun olduğunu ve bundan büyük ölçüde zarar gördüğümüzü dikkate almalıyız. Öncelikle bir an önce arazilerin parçalanmasını engelleyici bir sistemi uygulamaya koymalı ve desteklemeliyiz. Arazi toplulaştırmasının her zaman bizlerin lehine bir çalışma olduğunu unutmamalıyız.

motto44

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BİLİM VE AKADEMİDE ETİK

    08 Ekim 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Günümüzde sıkça kullanılan kavramlardan bir tanesidir etik. Kimi zaman ahlak kavramıyla da karıştırılabilmektedir. Etik, felsefenin bir alt dalı olarak insan eylemleriyle ilgili uyulması istenen genel kabul görmüş ilke ve değerleri konu edinir. Ahlak ise insanın doğuştan ya da sonradan kazandığı tutum ve davranışların bütünü olarak ifade edilir. TDK sözlüğünde de ahlak “bir toplumda insanların uymak zorunda oldukları davranış biçimleri” olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda ahlak bir toplumdaki olumlu-olumsuz davranış biçimlerini ifade ederken, e...
  • Korona günlerinde ekonomi

    27 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Geçtiğimiz yılsonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Coronavirus veya teknik adı ile Covid-19 salgını ülkemiz de dahil olmak üzere bütün dünyada korku ve endişe yarattı. Global düzeyde üretilen bu korku ve endişe etkisi, Covid-19 salgını ile mücadelenin bütün dünyada neredeyse birlikte hareket etme haliyle ciddiyetle ve özenle ele alınmasına neden oldu. Kapatılan sınır kapıları, insani dolaşımın ve emtia hareketlerinin sınırlandırılması, evde kalmanın teşvik edilmesi hatta zorlanması, ticari hayatın sadece zaruri ihtiyaçların devamı amacıyl...
  • ‘Ah Bu Yarım İşler’

    23 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Öyle sözler vardır ki bazen kitaplar dolusu bir bilgiyi özetler. Bazen tüm ömrünüzü yeni baştan sorgulatır. Ya da yaşadığınız deneyimleri tek solukta ifade eder. Anlatabilen için öz bir şifre, anlayabilen için ise bir hazinedir. Kimi zaman atasözleri olarak çıkar karşımıza, kimi zaman da romanlarda gösterir kendini. Kimi zaman türkülerde yer bulur kendine, kimi zaman da bir dost meclisinde dökülür dudaklardan. Üstüne pek bir şey söyleyemezsiniz. Gerek de kalmamıştır zaten. Adeta jilet gibi kesip atmış, bitirmiştir herşeyi. Herşey gün gibi ortad...
  • Bilgide Eylem ve Söylem

    17 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    TDK (Türk Dil Kurumu) sözlüğünde bilgi, “insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, malumat” olarak tanımlanmaktadır. Aynı sözlükte bilginin bir başka tanımı da “öğrenme, araştırma veya gözlem yoluyla elde edilen gerçek, malumat, vukuf” olarak ifade edilmektedir. Bilginin başka tanımlamalarına da rastlamak olanaklıdır. Ayrıca bilginin çok farklı sınıflandırma ve türlerini de görebilirsiniz. Ancak basit ve anlaşılabilir olması itibariyle bilginin “açık bilgi” ve “örtük/örtülü bilgi” olarak sınıflandırılması benim için ayrı bir a...