Son Dakika


Bekir MANAV – Tarihçi/Araştırmacı Yazar
Tarih Kültür Araştırma Derneği (Tarih-Der) Başkanı
Isparta’nın köklü Türkmen gruplarını bağrında taşıyan Yalvaç’ın Sağırköy’ün adı köy halkının talebiyle Sağır olarak değişti.
Tabi yeni nesil ya da Yalvaç’ı bilmeyenler bu durumu köyün adının SAĞIRKÖY’DEN – SAĞIR’A dönüşümüyle ilk adını SAĞIRKÖY olarak düşünebilir. Oysa köyün zaten asıl adı sadece SAĞIR idi. Daha da eskiye gidersek asıl adı SAĞUR idi.
Yani zannedildiği gibi sağır – işitmeyen (duymayan) anlamında değil SAĞUR bir uruk, boy, aşiret adını andırsa da dönem kayıtlarında bu köyde Şeyh Sağır’dan ve zaviyesinden biz bu ismi orada yatan kişiden aldığını biliyoruz.
Köyde mezarı olan Şeyh Sağır köye adını veren şahsiyettir. Bu şeyhin kulaklarının duymamasından dolayı değil ilk kaydında olduğu gibi uruğa, boya, topluluğa, tireye verilen bir isimden gelmektedir.
Mesela Kargın çok büyük bir Oğuz boy adıdır. Çok yerde Kargın Dede, Kargın Baba, Şeyh Kargın türbe ve mezarları vardır. İşte ŞEYH SAĞUR’u da bunun gibi düşünebiliriz.
1568 yılında Karye-i Sağırlar 27 hane olarak yazılmış işte burada SAĞUR-SAĞIR adının bir topluluk olarak kullanıldığını görüyoruz, KAYILAR-SALURLAR gibi düşünebilirsiniz.
Keşke asıl adı olan SAĞUR olsaydı diyeceğim ama resmi yazışmalarda u-ı harfi hep karıştırılabilecektir.
Türkçede 8 ünlü vardır. Yuvarlak ünlü: o, ö, u, ü – Düz ünlü: a, e, ı, i
“Sağur” kelimesindeki u yuvarlak dar ünlüdür. Günümüz Türkiye Türkçesinde yuvarlak dar ünlüler (u, ü) vurgu zayıfsa düz dar ünlüye (ı, i) kayabilir.
Buna dil bilgisinde ünlü düzleşmesi denir. Bağur – bağır / Sağur – Sağır örneğindeki gibi. Bu durum dilimizde doğal bir fonetik dönüşümdür.
1481 2.Bayezit dönemi kayıtlarında köyün adı 28 hane (yaklaşık 150 kişi) ile KARYE-İ SAĞUR olarak kaydedilmiştir. Osmanlıca bilenler için söyleyeyim ĞAYN harfinden sonra VAV harfi gelerek yazılmıştır. Böylelikle net bir şekilde SAĞUR olarak tereddütsüz okunabilmektedir. Köyün ilk oluşumundaki adı SAĞUR’dur.
Yani bu köy hiçbir zaman SAĞIRKÖY olmamıştır.
Osmanlı nüfus defterlerinde de 1830-1840 kayıtlarında köyün adı sadece SAĞIR idi. Ancak ne olduysa yakın dönemde SAĞIR yerine SAĞIRKÖY olarak hiçbir anlam ifade etmeyen bir isimle kaydedilmiş ve köylülerin hassasiyetiyle bugün yeniden özüne dönmüş SAĞIR adını almıştır. Bu kapsamda köy öz adını korumaya devam edecek gelecek nesillere aktarılabilecektir.
Peki diğer köylerimiz?
Mesela Kurusarı Köyü.
Bu köyümüzün adının çok büyük bir önemi var. Wikipedia da “köyün adının nereden geldiği tam olarak bilinmemekle birlikte ilk kurulduğu yıllarda yaşamış çok zayıf ve yüzü sararmış bir kişinin olduğu bu kişiye ise kurusarı şeklinde seslenilmesi sonrasında ismi almış olduğu rivayet edilmektedir” şeklinde bir bilgi var.
Tarihi bilmeyen insanlar buna inanırlar. Gelecek nesillerimiz, hemşehrilerimiz bu tarz bilgilerle öz Türk tarihinden alacağımız en büyük delil olan Türkçe yer adlarından mahrum kalıyor ve buna çok üzülüyorum.
Kurusarı Köyü’müzün 1481, 1522, 1530 gibi tahrir defterlerindeki kayıtlarımızda adı KUL SARI olarak net bir şekilde yazmaktadır. KUL SARI adı ne hikmetse KURUSARI’ya dönmüş.
“Aman efendim ne olmuş ha KUL SARI – ha KURUSARI ne fark eder,” diyenler maalesef ki çıkıyor ve çıkacaktır. 2026’dan 900 yıllık Türklerin Yalvaç’a yerleştiği döneme tarih okuyuculuğu yapamayanlar için bu durum normaldir.
Ama ben ifade edeyim çok şey fark eder. İşte KUL SARI yerine KURUSARI dersek yukarıdaki gibi köyün adını gelecek nesillerimiz “Bizim köyün adı zayıf yüzü sararmış bir kişiden geliyormuş,” diye uydurma bir öyküye takılır, geçmişini bilmez, özünden, tarihinden, hakikatten kopar.
Daha önceki yazılarımız da Yalvaç adının Salur Boyu’ndan bir oymağın olduğunu belgeleriyle yazmıştık. Yalvaç’a çok sayıda Salur boyu yerleşmiştir. Yalvaç oymağın adı olduğu gibi haricen de Devlet Arşivleri’nde 10 tane Salur Cemaati, Salur Yörükleri adıyla toplulukların kaydı 15 ve 16.yüzyılda belgeli bir şekilde bölgedeki Salur varlığını net bir şekilde bize gösteriyor. Ayrıca Salur Köyü’de tarihi ilk köylerden olması da bir delildir.
Oğuzname vesikalarında Oğuz Kağan’ın dedesi olan Dib Bakuy’un oğlu Kuzu Yavı’nin vezirliğini Salur Boyu’ndan Enkeş, oğlu Ötken ve onun oğlu KUL SARI yapmıştır diyerek. KUL SARI’NIN Salur Boyu’ndan bir bey olduğu anlamı çıkmaktadır. Kaynak: N. Demir, Özkan Aydoğdu, Oğuzname (Kazan Nüshası), İstanbul 2015
KUL SARI adının buradan Salur Boyu’nda önemli bir yere sahip olduğunu ve kişiden adını aldığını düşünebiliriz.
Yalvaç’ta da yukarıda yazdığımız gibi Salur’un en yoğun olduğu bölge olduğunda ve ilk köylerden biri olan KUL SARI adının bu bağlamda değerlendirilmesi gereklidir. Yine Ankara Çubuk’ta Kul Sarı köyü ve tarihinde Kulsarı zaviyesi kayıtları da araştırılmaya değerdir.
Yani KUL SARI gibi Salur Boyu’ndan bir beyin adı manidar iken, KURUSARI gibi anlamını bozacak aslından koparacak isimler bilinçli olmasa da tarihimize uymamaktadır.
YAYCILAR olarak bir Türk topluluğunun adını taşıyan ve net bir şekilde devlet arşivlerinde köyün adı yazılmasına rağmen YAĞCILAR olarak adlandırdığımızda işte Kurusarı da olduğu gibi nesilleri yanıltır.
Altı Kapı köyümüz arşivlerdeki adı ALTKAPU – ALTIKAPLU şeklindedir. Yani rakam olan altı (6) değil, sıfat olan ALT anlamında ve özü ALTUKAPLU (alt kapı, alt kısım kapısı) gibi anlamları vardır.
Değerli hemşehrilerim gelin nesillerimize anlamlı, gerçek tarihi miras olarak bırakalım. Biz onlara tarihi mirası bırakmazsak elin oğlu bize tarih yazar.
Yaycılar da çocuklarımız, yağ üretiyorduk, Kul Sarı’da zayıf sarı benizli birinden adımızı aldık diye tarihini öğrenir.
Bu kapsamda gizli ya da ilgisiz kalmış tarihi kalıcı hale getirmek için Isparta Tarih Derneğini kurduk. Yalvaç ve köyleriyle ilgili çalışmalarımızı kitaplaştırarak kalıcı hale getirmek için çalışmalarımız devam ediyor.
Etiketler: Bekir ManavYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER