logo

reklam

Sultan Abdülaziz ve Abdülmecid’in huzur hocası İbrahim Efendi

Bekir MANAV – Tarihçi/Araştırmacı Yazar
Tarih Kültür Araştırma Derneği (Tarih-Der) Başkanı

 

Yalvaçlı İbrahim Efendi, (İhbar Billezi) İbrahim b. Muhammed el Yalvacî, adıyla anıldığında yalnızca bir âlim değil, bir beldenin hafızası, bir medeniyet zincirinin mütevazı fakat sağlam bir halkası karşımıza çıkar.

Kimi kaynaklarda İbrahim b. Muhammed, kimi yerde İbrahim b. Abdullah diye geçse de o, memleketine nispetle el Yalvacî diye anılmış, adını Yalvaç’la birlikte yaşatmıştır. Bu nisbe onun için sadece bir coğrafya işareti değil, bir aidiyet nişanesi olmuştur. Yalvaç’ın adını ilimle, irfanla, şerefle anılmasına vesile olan bir zât.

1810 yılı civarında, Hisarardı Köyü’nde dünyaya gelen bu müstesna şahsiyet, küçük bir Anadolu köyünden ilim ufkuna doğru yürüyen bir yolcuydu. Çocukluk yıllarının sade toprağından, medrese kürsülerine uzanan bu yolculuk; azmin, gayretin ve ilme duyulan derin sevdanın hikâyesidir.

Tahsil hayatına Yalvaç’ta başlayan el Yalvacî, ilmin peşini bırakmamış; Uşak’taki Necatiye Medresesi’nde, İstanbul Fatih’teki Şehzade Medresesi’nde ve Eyüp’teki Yazılı Medrese’de kalem oynatmış, eserler vermiştir. Bu medreselerin taş duvarları arasında sadece metinler yazmamış, aynı zamanda kendi ilim şahsiyetini de inşa etmiştir. O, ilmi bir meslek olarak değil, bir emanet olarak görmüş; her satırı bir sorumluluk bilinciyle kaleme almıştır.

Hocaları da kendisi gibi devrinin seçkin ilim adamlarıdır. Rüşdî Karaağacî’den Hasan Hüseyin Efendi’ye, Ayıntabi Ahmed Efendi’den Şehid Ahmed Efendi’ye kadar birçok isimden ders almış; bu isimlerin ilmî mirasını kendi şahsiyetinde yoğurmuştur. Özellikle Şehid Ahmed Efendi gibi hem ilmi hem de şahadetiyle iz bırakmış bir âlimin talebesi olmak, onun karakterine ayrı bir derinlik katmıştır. El Yalvacî, hocalarından aldığı ilmi yalnızca aktarmakla yetinmemiş, onu geliştirmiş ve yeni nesillere taşımıştır.

Müderrislik görevleri onun hayatının en belirgin safhasıdır. İbtida-i Hariç’ten başlayarak Süleymaniye derecelerine uzanan ilmî merdiveni adım adım çıkmış; her derecede hem talebe yetiştirmiş hem de ilmin vakarını temsil etmiştir. Yalvaç’ta, Görgü Camii’nin yerinde bulunan medresede ve Hisarardı Medresesi’nde verdiği derslerle memleketine vefa borcunu ödemiştir.

Sadece müderrislikle yetinmemiş; Sofya Mevleviyeti gibi yüksek dereceli kadılık görevlerinde bulunmuş, Abdülaziz ve Abdülmecid zamanında huzur dersleri hocalığı yaparak sultanların huzurunda ilmi temsil etmiştir. Devletin kendisine tevdi ettiği vazifeleri vakar ve ehliyetle yerine getirmiş, Harem-i Şerif’te yürütülen işlerde dahi sorumluluk almıştır. O, hem ilmiye sınıfının saygın bir üyesi hem de devlet nezdinde güvenilir bir isim olmuştur.

16 Nisan 1877 tarihinde hayata gözlerini yumduğunda geride yalnızca eserler ve görevler bırakmamıştır. O, yetiştirdiği talebelerde, yazdığı risalelerde, görev yaptığı medreselerin hafızasında yaşamaya devam etmiştir.

Mezarının bugün bir cami bahçesinde bulunması, sanki ömrünü adadığı ilim ve ibadet atmosferinden hiç ayrılmadığının bir sembolüdür. Medresesi yıkılmış olsa da onun ilmi mirası yıkılmamış, adı Yalvaç’la birlikte anılmaya devam etmiştir.

İbrahim b. Muhammed el Yalvacî, küçük bir köyden yükselip Osmanlı ilmiye teşkilatında mümtaz bir yere ulaşan; ilmiyle, ahlakıyla ve vazife bilinciyle örnek olmuş bir Anadolu âlimidir. Onun hayatı, ilmin sabırla, sadakatle ve ihlasla yoğrulduğunda nasıl kalıcı bir iz bıraktığının canlı bir delilidir. Bugün adını andığımızda, sadece bir biyografi okumayız; ilme adanmış bir ömrün sessiz fakat derin yankısını duyarız.

Hisarardında vatanında medfundur.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.