Son Dakika


Evlerin İçinde Büyüyen Bir Üretim
Yalvaç’ta evden üretim denildiğinde akla yalnızca bir iki ürün gelmiyor. İçli köfteden mantıya, el açması su böreğinden baklavaya; altın günleri için hazırlanan pasta ve kurabiyelerden özel sipariş sarma ve dolmalara kadar geniş bir üretim ağı var. Üstelik bu üretim yalnızca mutfakla sınırlı değil. Çeyizler için işlenen yorganlar, seccadeler, yazmalar ve masa örtüleri de aynı emeğin parçası. Kimi zaman bir siparişle başlıyor, kimi zaman kulaktan kulağa yayılarak büyüyor.
Bu çalışmalar çoğu zaman “ev işi” olarak görülse de, düzenli sipariş alan, maliyet hesabı yapan ve teslim tarihine göre planlama yapan kadınlar aslında sistemli bir üretim süreci yürütüyor. Resmi bir işletme kaydı olmayabilir; ancak ortada emek var, üretim var ve ekonomik bir hareketlilik var. Evlerin içinde başlayan bu faaliyet, Yalvaç’ta sessiz ama canlı bir ekonomik dolaşım oluşturuyor.
“Ev İşi” mi, Ekonomik Faaliyet mi?
Evden üretim yapan kadınların büyük bir kısmı yaptıkları işi “işletme” olarak tanımlamıyor. Çoğu zaman “evde yapıyorum”, “sipariş olursa hazırlıyorum” gibi ifadeler kullanılıyor. Oysa düzenli sipariş almak, malzeme maliyetini hesaplamak, fiyat belirlemek ve zaman planlaması yapmak ciddi bir organizasyon gerektirir. Bu süreç, küçük ölçekli de olsa bir üretim ve satış döngüsüdür.
Üstelik bu üretim çoğu zaman ev içindeki diğer sorumluluklarla birlikte yürütülüyor. Günlük hayatın temposu içinde, çocuk bakımı ya da ev işleri arasında planlanan siparişler teslim tarihine yetiştiriliyor. Bu yönüyle bakıldığında evden üretim, yalnızca bir “ek gelir” değil; disiplin, zaman yönetimi ve ekonomik sorumluluk gerektiren bir faaliyet.
Burada temel soru şu: Bir işin gerçek sayılması için mutlaka bir dükkânı ya da resmi tabelası mı olmalı? Yoksa üretilen ürünün karşılığında düzenli gelir elde edilmesi yeterli midir? Yalvaç’ta birçok kadın, resmi girişimci statüsünde olmasa da ekonomik risk alıyor, üretim yapıyor ve gelir sağlıyor. Bu da onları ekonominin dışında değil, tam içinde bir yere yerleştiriyor.
Evden Sokağa Uzanan Ekonomik Zincir
Evde başlayan üretim, yalnızca mutfak ya da oturma odasıyla sınırlı kalmıyor. İçli köfte ya da mantı hazırlayan biri malzemesini yerel marketten alıyor. El açması baklava ya da su böreği yapan bir kadın, unundan yağını kadar birçok ürünü yine mahalle esnafından temin ediyor. Çeyizlik ürünler hazırlayanlar kumaşçıya, tuhafiye dükkânına gidiyor. Paketleme için alınan kutular, poşetler, süs malzemeleri de başka bir alışveriş zinciri oluşturuyor.
Yani evlerin içinde başlayan üretim, dışarıya doğru yayılan bir ekonomik dolaşım yaratıyor. Küçük ölçekli gibi görünse de bu hareketlilik, yerel esnafın satışına katkı sağlıyor ve mahalle içindeki ticari canlılığı destekliyor. Özellikle siparişlerin yoğunlaştığı dönemlerde bu etki daha da görünür hale geliyor.
Üstelik son yıllarda dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte bu üretim yalnızca mahalle sınırlarında kalmıyor. Sosyal medya üzerinden alınan siparişler, farklı ilçelere hatta farklı şehirlere kadar ulaşıyor. Böylece evden başlayan üretim, yerel bir faaliyetten daha geniş bir ekonomik etkiye dönüşebiliyor.
Sessizliği Fark Etme Zamanı
Yalvaç’ta evlerin içinde süren bu üretim, belki büyük işletmeler kadar görünür değil. Resmi kayıtlarda ayrı bir başlık altında toplanmıyor olabilir. Ancak çeşitliliği, sürekliliği ve yarattığı ekonomik dolaşım düşünüldüğünde, küçümsenmeyecek bir gerçeklikle karşı karşıyayız.
Evden üretim yapan kadınlar yalnızca aile bütçesine katkı sunmuyor; yerel esnaftan dijital satış kanallarına kadar uzanan bir zincirin parçası oluyor. Bu emeği yalnızca “ek gelir” olarak tanımlamak, ortaya çıkan değeri daraltmak anlamına geliyor.
Belki de artık bu sessiz ekonomiyi daha net görmek, evden üretimi geçici bir uğraş değil; yerel ekonominin canlı bir unsuru olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü kimi zaman en güçlü hareketlilik, en sessiz görünen yerden başlar.
Zeynep AŞIK / İletişim ve Tasarımı Uzmanı
Etiketler: kadın girişimci » kadın gücü
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER