• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Depreme ne kadar hazırız


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Ülkemiz dünyanın en hareketli deprem fayları üzerinde yer alan bir ülkedir. Bu özelliği nedeniyle Asya ve Avrupa arasında yer alan ülkemizde tarih boyunca büyük deprem felaketleri yaşanmıştır. Depremin yarattığı ekonomik ve sosyal çöküntüler nedeniyle bu coğrafyada birçok medeniyetler kurulmuş ve yıkılmıştır. Anadolu’nun her yerinde yüzlerce yıkılmış, toprak altında kalmış antik kentler bulunmakta, Anadolu insanı ekonomik önemi büyük olan bölgenin egemenlik savaşları yanında doğanın getirdiği felaketlerini de yaşamak zorunda kalmışlardır. Gerek yerleşim yerlerinin belirlenmesinde, şehirlerin kurulmasında gerekse binalarının inşasında çağlarına, ekonomik ve teknik güçlerine göre önlemler almaya çalışmışlardır.

Bugün de üzerinde yaşadığımız topraklar dünyada deprem riskinin en yüksek olduğu bölgeler arasındadır. Yaşanan depremler zaman zaman büyük can ve mal kayıplarına neden olmaya devam etmektedir. Deprem öncesi hazırlık yapılması, yerleşim yerlerinin ve halkın gelecek bir depreme karşı tedbirli olunması sözleri her deprem sonrası tartışılan konuların başında yer almıştır. Özellikle 17 Ağustos 1999 yılında Kocaeli, Gölcük ve çevresinde yaşanan 7,5 şiddetindeki büyük can ve mal kaybına neden olan deprem bu konudaki hassasiyetleri artırmıştır.  Konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlar yeniden değerlendirme ve yapılanma sürecine girmiştir.

1999 depreminden sonra depremler yine devam ederken başta en fazla nüfusu ve riskli binayı barındıran İstanbul olmak üzere ülkenin her köşesinde bazı olumlu adımlar atılmış, hasarlı ve dayanıksız binalar belirlenmiş, konu ile ilgili politikalar tartışılmış, öneriler geliştirilmiştir. Deprem sonrası çalışmalara yönelik oluşturulan kurum ve kuruluşların kapasitelerinin artırılmasına çalışılmıştır. Devlet ve sivil toplum örgütleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi, toplumsal farkındalığın artırılmasına yönelik projeler geliştirilmiştir. Konu ile ilgili kuruluşlar deprem öncesi yapılması gereken uyarılarını halk ile paylaşmaya başlamışlardır.

Bakınız konu ile ilgili İç İşleri Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Başkanlığı deprem öncesi alınacak önlemler konusunda inşaat yapacaklara neler diyor:

Yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmelidir. Kaygan ve ovalık bölgeler iskâna açılmamalıdır. Konutlar gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır. Yapılar deprem etkilerine karşı dayanıklı Yapı Tekniğine ve İnşaat Yönetmeliğine uygun olarak inşa edilmelidir. İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere ev ve bina yapılmamalıdır. Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır. Çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlarda bina yapılmamalıdır. Mevcut binaların dayanıklılıkları artırılmalıdır. Konutlara deprem sigortası yaptırılmalıdır.

Bu önlemlerin yanında eşyalardan kaynaklanacak hasarlardan halkın korunması için günlük kullandığımız eşyalarımızın yerleştirilmesi ile ilgili önlemleri şu şekilde sıralamaktadır. Dolap üzerine konulan eşya ve büro malzemeleri kayarak düşmelerini önlemek için plastik tutucu malzeme veya yapıştırıcılarla sabitlenmelidir. Soba ve diğer ısıtıcılar sağlam malzemelerle duvara veya yere sabitlenmelidir. Dolaplar ve devrilebilecek benzeri eşyalar birbirine ve duvara sabitlenmelidir. Eğer sabitlenen eşya ve duvar arasında boşluk kalıyorsa, çarpma etkisini düşürmek için araya bir dolgu malzemesi konulmalıdır. Tavan ve duvara asılan avize, klima vb. cihazlar bulundukları yere ağırlıklarını taşıyacak şekilde, duvar ve pencerelerden yeterince uzağa ve kanca ile asılmalıdır. İçinde ağır eşyalar bulunan dolap kapakları mekanik kilitler takılarak sıkıca kapalı kalmaları sağlanmalıdır. Tezgah üzerindeki kayabilecek beyaz eşyaların altına metal profil koyarak bunların kayması önlenmelidir. Zehirli, patlayıcı, yanıcı maddeler düşmeyecek bir konumda sabitlenmeli ve kırılmayacak bir şekilde depolanmalıdır. Bu maddelerin üzerlerine fosforlu, belirleyici etiketler konulmalıdır. Rafların önüne elastik bant ya da tel eklenebilir. Küçük nesneler ve şişeler, birbirlerine çarpmayacak ve devrilmeyecek şekilde, kutuların içine yerleştirilmelidir. Gaz kaçağı ve yangına karşı, gaz vanası ve elektrik sigortaları otomatik hale getirilmelidir. Binadan acilen çıkmak için kullanılacak yollardaki tehlikeler ortadan kaldırılmalı, bu yollar işaretlenmeli, çıkışı engelleyebilecek eşyalar çıkış yolu üzerinden kaldırılmalıdır. Geniş çıkış yolları oluşturulmalıdır. Dışa doğru açılan kapılar kullanılmalı, acil çıkış kapıları kilitli olmamalıdır. Acil çıkışlar aydınlatılmalıdır. Karyolalar pencerenin ve üzerine devrilebilecek ağır dolapların yanına konulmamalı, karyolanın üzerinde ağır eşya olan raf bulundurulmamalıdır.

Binalarda tüm bireylerin katılımı ile (evde, iş yerinde, apartmanda, okulda) “Afete hazırlık planları” yapılmalı, her altı ayda bir bu plan gözden geçirilmelidir. Zaman zaman bu plana göre nasıl davranılması gerektiğinin tatbikatları yapılmalıdır. Bir afet ve acil durumda eve ulaşılamayacak durumlar için aile bireyleri ile iletişimin nasıl sağlanacağı, alternatif buluşma yerleri ve bireylerin ulaşabileceği bölge dışı bağlantı kişisi (ev, işyeri, okul içinde, dışında ve ya mahalle dışında) belirlenmelidir. Bireylerin önemli evraklar(kimlik kartları, tapu, sigorta belgeleri, sağlık karnesi, diplomalar, pasaport, banka cüzdanı vb.) kopyaları hazırlanarak su geçirmeyecek bir şekilde saklanmalı, ayrıca bu evrakların bir örneği de bölge dışı bağlantı kişisinde bulunmalıdır. Bina yönetimince önceden belirlenen, mesken veya iş yerinin özelliği ve büyüklüğüne göre uygun yangın söndürme cihazı mutlaka bulundurulmalı ve periyodik bakımları da yaptırılmalıdır.

Tabi bu cihazlarla da ilgili alınacak tedbirler açıklanmaktadır. Cihazlar kolayca ulaşılabilecek bir yerde tutulmalıdır. Yeri herkes tarafından bilinmelidir. Duvara sıkıca sabitlenmelidir. Her yıl ilgili firma tarafından bakımı yapılmalıdır. Bir kez kullanıldıktan sonra mutlaka tekrar doldurulmalıdır. Binalarda asansörlerin kapı yanlarına “Deprem Sırasında Kullanılmaz” levhası asılmalıdır denmektedir. Bu önerilerin hepsi yerinde ve gerekli önerilerdir. Gerek kurum kuruluşlar gerekse bireylerin bu önerileri dikkate almaları şarttır. Toplu işyerleri ve okullar bu konuda daha etkin tedbirleri almamaları bir zorunluluktur. Ama çevremize şöyle baktığımızda biz bu önerilerin hangilerini gereği gibi yerine getirdik. Her defasında nutuklar attığımız konularda ne kadar yol aldık. Yeniden olacak bir depreme şehirlerimizi ve binalarımız ne kadar hazır.  Yaşadığımız şehirde, binalarda ne gibi işlemler yapıldı. Bizler ne kadar uyarıldık ve eğitildik. Her ne kadar yetkililer bir şeyler yaptık dese de size göre ne derece inandırıcıdır. Hedef deprem öncesi tedbir alınması olmalıdır. İnsanlar bedel ödedikten sonra yapılan yardımlar ve görsel faaliyetler sadece sorunun çözümünden çok bir yaraları sarmadır ve inandırıcılıktan uzaktır. Hele bu yönde ayrılan ve toplanan kaynakların kullanımında izlenen yol haritası deprem öncesinde kendini hissettirmelidir. İnsanların birlik ruhu içinde soruna sahip çıkmalarına hizmet etmelidir.

Ülkemizin de içinde bulunduğu ülkeler arasında yolsuzluk ve rüşvet iddialarının yüksek olduğu düşünülürse, yardım ve yardımlaşma konusunda birlik sağlanması için daha şeffaf politikaların izlenmesi şarttır. Hatta yardım kuruluşları ve kaynakları halka açık olmalı ve güven vermelidir.

Geldiğimiz noktada depreme ne kadar hazırız. Depremden korunmak için deprem öncesinde ne yaptık, neler yapmalıyız. Deprem hepimizi etkileyen bir doğal afettir. Gerekli tedbirleri bir an önce almaz isek hepimiz bu enkazın altında kalacağız. Anadolu coğrafyasının tarihsel geçmişi ile bir deprem mezarlığı olduğunu unutmayalım. Bu coğrafyada ayakta kalmanın şartlarından biri depreme karşı tedbirli olmak, kaynakları verimli kullanmak ve menfaatlere göre değil bilimsel gerçeklere göre hareket etmektir.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Prof.Dr. Mehmet Özhanlı yazdı: Höyüklü Kasabası

    23 Ocak 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Anadolu’da yerleşik hayat Neolitik Dönemde (MÖ 10.000 – 5000) başlamıştır. Bu dönemde kurulmuş olan birçok köyde yaşam, hiç kesintiye uğramadan günümüze gelmiş ve devam etmektedir. Doğal felaketlerin ve kentler/devletler/insanlar arasında Kalkolitik Dönemde (MÖ 5000 – 3000) başlayan ve de hiç hız kaybetmeden artıp çeşitlenen savaşların sebep olduğu toplu ölümlere ve yıkımlara karşın yerleşimlerin yerlerinin değişmemesi kalanların ve yeni gelenlerin buralarda yaşamaya devam etmesi ilk yerleşimcilerin, yaşam için en doğru yerleri seçtiklerini kan...
  • Doların yükselişinin nedeni

    27 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yurt içi piyasalar son bir haftadır Moody’s ekseni etrafında TL’nin ABD Doları’na karşı sert şekilde değer kaybetmesini konuşuyor. Bu çapta kademeli bir yükselişin elbette birkaç farklı sebebi olacaktır. Bu sebepleri kısaca tanımlayalım: Koronavirüs salgının etkisi, turizm gelirlerinin azalması, ihracatın düşmesi ve Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin boşaltılması TL’nin değer kaybetmesindeki en önemli etkenler arasında gösteriliyor. Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının nasıl karşılanacağı ile ilgili belirsizliklerin uzaması Türk L...
  • Sağır

    26 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Bugün Sağır Köyüne gittiğinizde köyün isminin neden “Sağır” olduğunu sorduğunuzda, oldukça acemice uydurulmuş hatta uydurulamamış bir hikâye anlatırlar. “Sözde Yalvaç Ovası’nda büyük bir savaş yaşanmış ve bu köyde yaşayanlar savaşın olduğunu görmemiş ve duymamışlardır. Savaş bittikten sonra savaşa katılan diğer köylüler, bu köyde yaşayanlara savaş olurken neden yardım etmediklerini sorduklarında onlar da bir savaşın olduğunu görmediklerini ve bir şey de duymadıklarını söyleyince; bunlar “sağır” demişler. Ve böylece köyün adı “Sağır” kalmış. Eğe...
  • ALİMİN KALBİ CAHİLİN DİLİ

    19 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Dil insanoğluna verilmiş en önemli ayrıcalıktır desek abartmış olmayız herhalde. Dünya lezzetlerini tadabilmek bir yana, kendimizi ifade edebilmemizin aracıdır dil. Tada, sevgiye, muhabbete giden yoldur bu duyu organımız. Ancak acı, ekşi ve tatlıya son derece hassas olan bu organın kullanımı da bir o kadar hassasiyet gerektirir. Acıyı ne kadar algılamakta maharetliyse, karşısındakine de en büyük acıyı, felaketi yaşatmakta o kadar ustadır. Üstelik bununla da kalmaz, belki biraz gecikmeli de olsa sahibine de en katmerli bir acı fatura yaşatır nih...