logo

reklam
11 Eylül 2025

Yalvaç siyaseten neden adam olmuyor?

Şimdi rahmetli olmuş bir siyasetçi, eski bir milletvekilinden aktarılan bir anekdot var.

Isparta’nın siyasette etkili, ama küçük ilçelerinden birinden olan vekil, parti içinde yaşadıkları yarışla ilgili olarak, “Yalvaç’la uğraşmaya gerek yok, onların arasına küçük bir dedikodu salladık mı, onlar birbirini yemekten bizimle yarışamazlar…” diyor.

Allah rahmet eylesin, yöntemine katılmasak da, ne yazık ki, Yalvaç’ımızın için yaptığı bu tespitin hiç de boş olmadığını söylemek zorundayız.

Hani Türkler için atfedilen bir fıkra vardır ya, cehennemde Türk çukuru diye.

Fıkra bu ya; Cehennemde yeni bir zebani işe başlamış. İlk gün kıdemli zebani tarafından gezdiriliyormuş. Her yerde dev, yüksek kaynar kazanlar içinde yanan insanlar ve her bir kazanın başında zebaniler varmış. Bizimki bakmış derin bir kazanın başında 5 zebani bekliyor.

– Bu ne demiş ?

– Bu Almanların kazanı, sürekli birlik olup yardımlaşıp üst üste çıkarak yukarıya tırmanıyorlar ve oradaki zebaniler de tırmananı tekrar aşağıya atıyor…

Biraz daha ilerlemişler dev bir kazan daha. Başında 3 zebani bekliyormuş. Bizimki yine dayanamamış;

– Peki burada niye 3 zebani bekliyor?

– Bu da Amerikalıların kazanı, bunlar da arada yardımlaşıp çıkmaya çalışıyorlar ve görevli 3 zebani yukarıya çıkanı tekrar aşağıya atıyor.

Bizimki bakmış bir sürü dev kazan ve her kazanın başında çeşitli sayıda görevli zebani varken ileride bir kazan var ki başında hiç zebani falan yok.

Hemen atılmış:

– Yahu bu kazanda niye görevli zebani yok, boş mu?

Kıdemli artık bıkkın bir şekilde cevaplamış;

– O Türklerin kazanı. Görevli zebaniye gerek duymuyoruz. Zaten içlerinden birisi çıkmak için çaba sarf ettiğinde diğerleri birlik olarak hemen onu aşağıya çekiyor.

Fıkralara konu olacak kadar yaygın ve alışılmış bu durumu Yalvaç ve Yalvaç’ın siyasi hayatı için de söylesek kimse yadırgamaz herhalde değil mi?..

Yalvaç’tan hasbelkader milletvekilimiz olur, milletvekili adayımız olur, milletvekili aday adayımız olur; Isparta’da o isme en sert muhalefet nereden gelir? Bildiniz, tabii ki Yalvaç’tan…

İsterseniz sorun bakalım, Yalvaçlı vekil ve vekil adayı hemşehrilerimize, yaşadıklarını sizlere bir anlatsınlar…

Belediye başkanı, başkan adayı, başkan aday adayı olmaya görün Yalvaç’ta… Ya da siyasi parti ilçe başkanlığı nasip olsun ya da aday olun… Görün gününüzü…

Kardeşim, hiç mi eleştiri olmayacak, herkes sütten çıkmış ak kaşık mı?.. Bunu iddia etmiyoruz tabii ki…

Ve bir gazeteci olarak eleştirinin ne kadar faydalı ve işlevsel olduğuna en çok biz inanırız.

Ama, Yalvaç’taki siyaset ortamında yapılan eleştiri falan değil ki!.. Bildiğiniz düpe düz küçücük hesaplarla yapılan bir hesaplaşma ve nifak gösterisi.

Bir yere aday değilseniz, bir iddianız yoksa, suya sabuna dokunmuyorsanız bu şehirde; sizden iyisi ve sevileni olmuyor…

Amaaaa, velev ki, bir yere aday olun, bir iddianızı ortaya koyun, kendinizi siper edip memleket için bir çabaya girişin bakalım…

Görürsünüz Yalvaç’ın kaç bucak olduğunu!..

Memlekette herkes siyasetçi, herkes akıl hocası ve ne yazık ki ortalık HERBOKOLOG’tan geçilmiyor.

Herkesin siyasetle ilgilenme hakkı ve bir yerlere talip olma hakkı var tabii ki…

Ama, kardeşim, her şeyin de bir zamanı ve sırası var öyle değil mi?

Ortada genel seçim mi var? Ortada yerel seçim mi var? Şehirde anlaşılmaz bir gerginlik ve dedikodu ortamı var, ne yazık ki…

Karnından konuşanlar, dedikoduyla birilerini yıpratarak hedefe varabileceğini düşünenler, evinde çocuğuna lafı geçmeyip şehre ayar vermeye çalışanlar, her olayda her konuda kavga çıkarmaya çalışanlar, dün hararetle oy topladığı adamı bugün kulislerde yerden yere vuranlar, ergen gibi sosyal medyadan atarlananlar…

Eminim, siyasi partilerin il ve diğer ilçe yöneticileri kıs kıs gülerek ve keyifle izliyorlardır Yalvaç’ımızın bu durumunu…

Seçim zamanı herkes çıksın meydana, yapsın yapabildiğince siyasetini. Versin vaatlerini, rakiplerine söyleyeceğini söylesin…

Yalvaç’tan çıkarabileceğimiz milletvekili sayısı belli, bir tane belediye başkanı olur şehirde, partilerde bir başkan… Çıkanları da bu yola girdiklerine pişman etmeyelim.

Edelim de, iş yapmıyorlarsa, verdikleri sözleri tutmuyorlar sa, yalan söylüyorlarsa onları o göreve geldiklerine hep birlikte pişman edelim.

Dedikoduyla, kapalı kapılar ardında değil; varsa elimizde bilgimiz, belgemiz açıklamalarımızı yaparak; daha da kötüsü varsa adliyeye giderek dava dilekçesiyle yapılmalı mücadele…

Şehir için söyleyecekleri, yapacakları, hayalleri, projeleri olan insanların böyle bir siyaset ortamından uzak durmalarına şaşırmamalı, zira zemin giderek daha da çamurlaşıyor.

Halkımızın da şahsi çıkarları ile hareket edenlerle gerçekten memleket için siyaset yapanları ayırt etmeleri; şehri birbirine sokmaya çalışanlara prim vermemeleri menfaatlerinedir.

Çünkü birbirine sövenler, bakmışsınız kucak kucağa geliverir, siz ortada kalıverirsiniz, aman haaa…

Özgür KAYA

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.