• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

İYİ PARA, İYİ İNSAN


Prof.Dr. Hulusi Doğan
hulusidogan@mu.edu.tr

İyi insan kimdir? İnsan ile para arasında nasıl bir ilişki vardır? İnsanın iyisi kötüsü olur da, paranın iyisi kötüsü olmaz mı? İnsanlık parayla mıdır? Parayla insanlık bozulmuş mudur? Bunun gibi birçok soruyu hem çevremizde duyabilir, hem de kendimize sorabiliriz.

Öncelikle iyi insanı tarif etmeye çalışalım. İnsanlara, tüm canlılara ve doğaya sevgi dolu olan, yardımsever, güleryüzlü, vicdan ve merhamet sahibi olan kişilerdir. Bu kişiler kendi haklarını bilir, başkalarının haklarına da titizlikle saygı gösterirler. Apartmanda, pazarda, markette, trafikte, yolda, yolculukta kimseyi rahatsız etmemeye özen gösterirler. Toplum ve nezaket kurallarına son derece bağlıdırlar. Hakka ve hukuka inanırlar. Komşu, iş, arkadaş, toplum hakkını bilir ve kimsenin hakkını yememeye de özellikle çaba gösterirler. Vicdan sahibi oldukları için din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin haksızlığa isyan eder, zulme uğramış herkese acır ve onlarla dertlenirler. Eziyet görmüş, aç susuz kalmış sokak hayvanları kalplerini dağlamaya, huzurlarını kaçırmaya yeter. Yanan orman, kirlenen deniz, yok edilen doğa onlar için birer acıdır. Adildirler, o nedenle güç, makam ve parayı değil hakkı gözetirler. Söyledikleri ve yaptıkları tutarlıdır. Yapamayacakları hiçbir şeyi söylemezler. Söylediklerini de ölçer biçer ve yerine getirmek için tüm çabayı sarf ederler. Onurludurlar, hak etmedikleri hiçbir şeye tevessül etmezler. Ne ayrıcalık isterler, ne de ayrımcılık yaparlar. Onuruyla yaşadıkları bir ömrü, yine onurla noktalamaktır dertleri.

İyi para ise insanların en çok değer verip koruma ve kollama altına aldıkları para türüdür diyebiliriz. İyi para, kötü paraya göre her zaman daha değerlidir. O nedenle kötü para buruşturup gelişigüzel cebe tıkılırken, iyi para özenle cüzdanın ya da çantanın en seçkin bölümüne yerleştirilir. Ya da evin en güvenli yerine konulur, olmadı bankaya yatırılır. Çarşıda pazarda insanların dolar, avro ya da sterlin ile daha düşük değerli para türlerine yönelik davranış farklılıklarını her zaman görmeniz mümkündür. Ya da insanların döviz ve altını elde tutarken, kağıt ve bozuk paraları günlük alışverişte kullandıklarını görmeniz çok zor değildir. İyi para, kötü para ayrımı da zaten yeni değildir. 16. yüzyıl İngiltere’sinde çift para sistemi uygulanmış, halk gümüş paraları alışverişte kullanırken,  para değeri daha yüksek olan altın paraları yastık altında tutmuştur. Kraliçenin finans danışmanı olan Thomas Gresham bunu fark etmiş ve rapor etmiştir. Sonrasında tekli para sistemine geçilmiş, “kötü para iyi parayı” kovar ilkesi de “Gresham Kanunu” olarak iktisat literatürüne geçmiştir.

Kötü paranın iyi parayı kovması belki çok dert değildir. İktisatçılarca tartışılır ve alternatif çözümler de üretilebilir. Ancak benim asıl derdim, endişem, korkum ve sorum ise şu; kötü insan iyi insanı kovar mı? Kötü insanlar yüzünden iyi insanlar kenara çekilir ya da çekiliyorsa, ya da kötü insanlar iyi insanları dışlayıp kovuyorsa o zaman toplumun hali ve geleceğimiz ne olur? Kimi zaman görüyorum çok iyi ve liyakatli insanlar kabuğuna çekilmiş durumda. Kendilerine “neden bunu tercih ettiniz?” diye sorduğumda “hocam bu okul, bu işyeri, bu toplum, bu ülke düzelmez”, “bizi orada yaşatmazlar”, “hocam bir benle olacak iş mi bu?”, “doğruluk dedim, zaten başıma gelmedik iş kalmadı boşver”, “hocam hak hukuk derim birilerinin işine gelmez, huzurum kaçar. Zaten beni de istemezler”, “hocam birşeyler isterler, şimdi yanlış der yapmayız al başına işi, ne gerek var” gibi cevaplar almaktayım. Bu ise beni gerçekten endişelendirmekte. Şimdi düşününüz. Apartmanda şirret bir komşunuz var. Edep, haya yok her tür iftira, kavga ve fitneden geri kalmıyor. Ona olabildiğince bulaşmamanın yolunu mu ararsınız yoksa karakolluk, mahkemelik olmayı göze mi alırsınız? Ya da trafiktesiniz her an levye, bıçak ya da silahla inebilme olasılığı olan birileriyle kural, öncelik dalaşına mı girersiniz, yoksa yaralanma, ölüm, karakol, mahkeme, hayatınız ve aileniz gözünüzün önüne gelip boşver büyüklük ben de mi kalsın dersiniz? Ya da bir işyerinde herkesin yanlışı görüp görmezden geldiği, görenlerin ise fiilen dışlanıp, iftiralarla başına gelmedik iş kalmadığı bir ortamda mücadeleyi göze mi alırsınız? Yoksa “milletin aç gezdiği bir ortamda iyi-kötü bir işim var lanet olsun susayım boşver” mi dersiniz? Sabah okula ya da işe giden çocuğunuza “oğlum ya da kızım çıkıntılık yapma, kopya çekiyorsa çeksin, çalıyorsa çalsın milletin delisi sen misin? Sen işine bak” mı dersiniz? Ya da insanlara da, hukuka da güvenebilirsin için rahat olsun mu? dersiniz, yoksa “bu devir kimseye güvenilecek devir değil, bırak mahkemeleri yıllarca sürer, ömrün tükenir o hale düşme” mi dersiniz? Şimdi lütfen bu soruları kendimize samimi olarak sorup cevaplayalım. Çevremizdeki insanların bu sorulara vereceği cevaplara da bakalım. Bu soruların cevapları çoğunlukla evet ise bir toplumda kötü insanlar iyi insanları kovuyor demektir. Onun için “doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni, eğri olsam yay gibi elde tutarlar” sözünü de hatırlayalım. Kötü insanlar iyi insanları istemezler. Çevrelerinde hakkı, hukuku, yanlışı söyleyecek insan olmasından rahatsız olurlar. Doğru insanları ok gibi yabana atıp dışlarken yalanı, yanlışı, haksızlığı görmeyecek eğri yayları ellerinde tutmaya çalışırlar. Ancak unutmayalım ki büyük başarı ve mutluluklar iyi insanlarla elde edilebilir. Kötü bir yazılı hukuk bile iyi insanın elinde hakka, adalete dönüşebilir. Nasıl ki bıçak kötü bir insanın elinde cinayet, iyi bir insanın elinde şifa aracı ise. Şimdi iyi insan potansiyelimizi hep birlikte sorgulayalım, ne derece iyi insan yetiştirebildiğimizi ve kendi sorumluluğumuzu da…

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YANGIN SÖNDÜRME HİZMETİNİ DIŞARDAN SATIN ALMAK NE DERECE DOĞRU?

    30 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    “Devleti anonim şirket gibi yönetme” ifadesi son yıllarda sıkça kullanıldığı için bu konuyu işletmecilik kavramıyla açıklamak istiyorum. İşletmenin kendi üretim ve hizmetlerinde kullanmak üzere bir başka ürün ya da hizmeti başka işletmelerden satın almasına “dış kaynaklardan yararlanma (outsourcing)” adını veriyoruz. Örneğin bir otomobil işletmesi ürettiği otomobillerde kullanacağı lastiği, aküyü ya da klimayı bir başka işletmeden satın alabilir. Ya da bir beyaz eşya üreticisi, işletmenin güvenlik hizmetini bir başka işletmeden satın alma yolun...
  • Pisidialı Gençler ve Alketas (1)

    29 Temmuz 2021 Araştırma, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Gözetleme kulesinde oturan gözcü, kentin bulunduğu dağın doğu eteğinde kente doğru gelen binlerce askeri gördüğünde panik içerisinde koşarak dar taş merdivenlerin dik oluşuna aldırmadan basamakları ikişer üçer atlayarak kale komutanının yanına geldi. Dizlerinin bağı çözülmüş, sararmış rengiyle dili dolaşarak gelen askerleri anlatmaya çalıştı. Kale komutanı nöbet yerini terk ettiği için onu azarladı ve yanındaki askerlere gidip bakmalarını emretti. Kuleye çıkan askerler haberin doğru olduğunu ve birçok askerin kentin surlarının önüne yaklaştı...
  • 2022 yılında dünya ve Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

    29 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından açıklanan raporda Türk ekonomisinin 2022’de yüzde 3,2 büyüyeceğine yer verildi. Raporda, Covid-19’a karşı aşı ve tedavide ilerlemenin beklentileri artırarak belirsizliği azalttığı kaydedildi. OECD raporunda, “Krize karşı emsali görülmemiş hükümet ve merkez bankası eylemleri ile küresel ekonomik faaliyetler birçok sektörde hızlı bir şekilde toparlandı ancak bazı hizmet sektörlerinde faaliyetler kısıtlamalardan etkilenmeye devam ediyor” ifadesine yer verildi. Raporun yazıldığı sırada, kürese...
  • PİSİDİA HALKI HOMONADLAR (4)

    21 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

      Homonadların Trajik Sonu Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Kaledekilerin sinirlerinin bozulduğunu ve kendi aralarında ayrışmaya başladıklarını haber alan Quirinius küçük çaplı saldırılarla ve kalelerin içerisine attırdığı hayvan leşleriyle bir taraftan hastalıkların çıkmasını bir taraftan da bozulan sinirlerin daha da yıpranmasını sağlıyordu. Kış erken bastırdı ve çok şiddetli soğuklar oldu. Yiyecek iyice azaldı ve sarnıçlardaki sular artık bitmek üzereydi. Roma karargâhlarında kızartılan etlerin ve içilen Ambleda şarabının kokusu halkın dayan...