• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNDE SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZ


Tayyar Cem ERALP
ozhanozgul@hotmail.com

Devlet, milletin örgütlenmiş halidir.

Milletler; kendi güvenliğini sağlamak, insanlar arasındaki ekonomik, ticari ve sosyal ilişkileri düzene koymak, vergi toplayıp millet yararına işler yapmak için kişiler tarafından temsil edilen ve kişilerin çalıştığı bir takım kurumlar oluşturur.

Millet tarafından oluşturulan kurumların toplamına Devlet denir.

Devlet kurumlarında çalışan her kademedeki en yüksek mevkiden en alt mevkiye kadar Milletvekilinden, Başkanına, Bakanlarına, Generallerine, Genel Müdürlerine, Yüksek Yargı Mensuplarına kadar bütün çalışanların ücretini MİLLET ÖDER.

Devletin tüm kurumlarında çalışanların görevi millete hizmet etmektir.

Millet, başka devletlerin saldırılarından korunmak ve yurt içinde terör ve suç örgütleriyle mücadele etmek, huzur ve güveni sağlaması için askeri ve polis teşkilatlarını kurup silahlandırır.

Yasaları hazırlayıp yürürlüğe koyması için Millet Meclis’lerini,
Yürütmeyi sağlaması için Hükümetleri,
Yasaları uygulaması için mahkemeleri,
Vergi toplayıp millet yararına harcaması için maliye sistemi,
Eğitimi sürdürmek için eğitim kurumlarını,
Toplum sağlığını korumak için sağlık sistemini,
vs. oluşturup bu kurumlarda çalışacak kişileri yetiştirir, seçer ve görevlendirir.

Milletler, yetkilerini doğrudan kullanmadığı için seçme seçilme hakkı hariç bu yetkilerini temsilcileri (milletvekilleri, hükümetler ve mahkemeler) eliyle kullanır.

Demokratik hukuk devletinde; milletin seçtiği temsilciler (milletvekilleri) millet adına yasaları yapar, makamı mevkisi ne olursa olsun hem milleti temsil edenler (milletvekilleri- Başkanlar, Bakanlar- bütün görevliler) hem de milletin kendisi bu yasalara uyar.

Yasalara aykırı davranan her kim olursa olsun, ister milletin temsilcisi isterse millet herkes eşit şekilde cezalandırılır. Hiç kimseye ayrıcalık tanınmaz.

Hem yürütme (hükümet) hem de yargı (mahkemeler) Millet Meclisi tarafından kabul edilen yasaları uygulamakla yükümlü olduğu gibi millet adına karar vermeye yetkili mahkeme kararlarını da hem hükümet hem de Meclis uygulamakla yükümlüdür.

Ne hükümet ne de Meclis mahkeme kararlarını denetleyemez, sorgulayamaz. Mahkeme kararlarını ancak üst mahkemeler denetler.

Ama bazen millete hizmet etmesi için ücret karşılığı çalışan bazı kurumlardaki görevliler kendisini milletin üstünde ve milletin efendisi gibi görüp millet iradesine karşı gelir, kılık kıyafeti, dini inancı, siyasi düşüncesi vs. nedenlerle millete baskı yapar, eziyet eder, özgürlükleri kısıtlar ve devlete el koyar.

Demokratik hukuk devletinde yasalara aykırı davranan, suç işleyen herkes makamı, mevkii, sıfatı ne olursa olsun mahkemeler tarafından yargılanır ve cezalandırılır.

Yasaları yapan Millet Meclisleri bile mahkemeler tarafından verilen kararların uygulanmasına engel olamaz.
Devlet yetkilileri kendi milleti aleyhine suç işleyemez.

Terör örgütleriyle işbirliği yapamaz…

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Doların yükselişinin nedeni

    27 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yurt içi piyasalar son bir haftadır Moody’s ekseni etrafında TL’nin ABD Doları’na karşı sert şekilde değer kaybetmesini konuşuyor. Bu çapta kademeli bir yükselişin elbette birkaç farklı sebebi olacaktır. Bu sebepleri kısaca tanımlayalım: Koronavirüs salgının etkisi, turizm gelirlerinin azalması, ihracatın düşmesi ve Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin boşaltılması TL’nin değer kaybetmesindeki en önemli etkenler arasında gösteriliyor. Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının nasıl karşılanacağı ile ilgili belirsizliklerin uzaması Türk L...
  • Sağır

    26 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Bugün Sağır Köyüne gittiğinizde köyün isminin neden “Sağır” olduğunu sorduğunuzda, oldukça acemice uydurulmuş hatta uydurulamamış bir hikâye anlatırlar. “Sözde Yalvaç Ovası’nda büyük bir savaş yaşanmış ve bu köyde yaşayanlar savaşın olduğunu görmemiş ve duymamışlardır. Savaş bittikten sonra savaşa katılan diğer köylüler, bu köyde yaşayanlara savaş olurken neden yardım etmediklerini sorduklarında onlar da bir savaşın olduğunu görmediklerini ve bir şey de duymadıklarını söyleyince; bunlar “sağır” demişler. Ve böylece köyün adı “Sağır” kalmış. Eğe...
  • ALİMİN KALBİ CAHİLİN DİLİ

    19 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Dil insanoğluna verilmiş en önemli ayrıcalıktır desek abartmış olmayız herhalde. Dünya lezzetlerini tadabilmek bir yana, kendimizi ifade edebilmemizin aracıdır dil. Tada, sevgiye, muhabbete giden yoldur bu duyu organımız. Ancak acı, ekşi ve tatlıya son derece hassas olan bu organın kullanımı da bir o kadar hassasiyet gerektirir. Acıyı ne kadar algılamakta maharetliyse, karşısındakine de en büyük acıyı, felaketi yaşatmakta o kadar ustadır. Üstelik bununla da kalmaz, belki biraz gecikmeli de olsa sahibine de en katmerli bir acı fatura yaşatır nih...
  • MEN TAPINAĞI’NIN YOLU GİBİ

    19 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Nobel edebiyat ödüllü G. G. Marquez’in herkesin bildiği ünlü romanı “Kırmızı Pazartesi”de, sadece bir cinayete ve onun arka planına değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin emarı (MR) çekilerek, toplumsal yozlaşmanın tehlikelerine dikkat çekilmektedir. Romanda işleneceğini herkesin bildiği ve cinayeti işleyeceklerin engellensinler diye herkese anlattığı bir cinayetin toplumun tamamı tarafında görmezden gelinmesi ve sonunda göz göre göre cinayetin gerçekleşmesi anlatılmaktadır. Bu görmezden gelme, dünyadaki bütün toplumlar için her zaman ge...