logo

reklam

Bekir Manav yazdı: Hüyüklü Yörüklerinden 3. Murat’a Şikayet…

Yalvaç’ta Hüyüklü Köyü için önemli bir belgeyi hemşehrilerimle paylaşmak istiyorum.

Belgenin günümüz diliyele tam metni şu şekildedir:

“Yalvaç ve Hoyran kadılarına hüküm yazıldı ki:

Yalvaç kazasına bağlı Öyüklü adlı köyde oturan Örfi, Kılıç, Akça, Nazır ve Hacı adlı kişiler şimdi yüce dergâha adam gönderip şöyle bildirdiler:

‘Biz hassa yörük taifesindeniz. Eminler ve vergi görevlileri bizden, vilayet defterlerinde yazılı olan vergilerden daha fazlasını alıyorlar. Bunun dışında, hakkımızda şeriata göre kesinleşmiş bir suç olmadığı halde, kadının bilgisi olmadan sırf para koparmak amacıyla bizi yakalayıp zincire vuruyorlar, başka kadılıklara gönderiyorlar.

“Cerime” (ceza parası) diyerek haksız yere akçelerimizi alıyorlar. Ayrıca fazla sayıda atlıyı üzerimize yerleştirip ücretsiz yem ve yemek yediriyorlar. Havale, kâtip, hizmetkâr, resîd ve çuka akçesi gibi adlar altında şeriata ve kanuna aykırı şekilde bizden para istiyorlar ve bizi mağdur ediyorlar.’

Şimdi emrediyorum ki: (Padişah)

Bu hükmüm size ulaştığında, eğer durum gerçekten anlatıldığı gibiyse, adı geçen emin ve görevlilere bunların huzurunda sıkı şekilde tembih edip uyarasınız:

Vergi ve resimleri yalnızca payitahttan gönderilmiş geçerli, yeni mühürlü vilayet defterine göre alsınlar. Bir akçe, hatta bir tane bile fazla almasınlar ve aldırtmayasınız.

Şeriata göre üzerlerinde suç sabit olmadan ve kadının bilgisi olmadan onları tutup hapse attırmayasınız. Bu şekilde ‘cerime’ adıyla haksız yere mallarını aldırtmayasınız.

Fazla atlıyı üzerlerine yük etmeyesiniz. Ücretsiz yem ve yemeklerini aldırtmayasınız. Eğer ihtiyaç sebebiyle yemek alınırsa, ücretini vererek aldırasınız ve günlük narh fiyatına göre sahiplerine haklarını ödeyesiniz.

Şeriata, kanuna ve vilayet defterine aykırı olarak herhangi bir şey almışlarsa, durum şeriat yoluyla ispatlandıktan sonra, o haksız alınanlar kusursuz şekilde sahiplerine geri verilsin.

Bu uyarıdan sonra yine emrime karşı gelip inat edenleri cezalandırasınız. Durumu merkeze arz edilmesi gereken bir mesele olursa yazıp kapıma bildiriniz.’

21 Ramazan 987 tarihinde yazılmıştır.”

Yani 1579 yılında Yalvaç’ta öyle şeyler yaşanıyordu ki, köylüler çareyi İstanbul’a şikâyet göndermekte bulmuştu.

Yalvaç’a bağlı Öyüklü köyünde yaşayan Hassa Yörükleri, devlet görevlilerinin kendilerinden defterde yazılandan fazla vergi aldığını, suçsuz yere zincire vurulup başka yerlere götürüldüklerini, “ceza” adı altında haksız para toplandığını, ayrıca köye gelen atlıların bedava yemek ve yem istediğini bildirerek doğrudan Osmanlı sarayına başvurdular.

Bunun üzerine Osmanlı Padişahı III. Murad tarafından Yalvaç ve Hoyran kadılarına çok sert bir hüküm gönderildi.

Padişah fermânında açıkça şöyle deniliyordu:

“Defterde yazılandan bir akçe ve bir habbe dahi fazla almayın. Kadı izni olmadan kimseyi tutuklamayın. Suçu ispat edilmeden insanları zincire vurmayın. Bedava yemek ve yem almayın. Haksız alınan paraları geri verin.”

Yani bundan tam 447 yıl önce bile Yalvaçlı Yörükler hakkını arıyor, İstanbul’a şikâyet gönderiyor, devlet ise taşradaki görevlilere:

“Millete zulmetmeyin!”

diye emir veriyordu.

Hassa Yörüğü”, doğrudan padişahın hazinesine ve saray hizmetine bağlı sayılan özel yörük topluluklarına verilen addır. Buradaki “hassa” kelimesi, Osmanlı’da “padişaha ait, merkezî” anlamına gelir.

Osmanlı’da bütün yörükler aynı statüde değildi. Bazıları sipahilere bağlı tımar reayasıydı, bazıları vakıf köyüydü, bazıları ise doğrudan devletin merkezine bağlıydı.

Hassa yörükleri ise sıradan köylü gibi görülmezdi. Devlet bunlardan, askerî hizmet, nakliye, yol güvenliği, sefer lojistiği, hayvan yetiştiriciliği, bazen derbent ve geçit koruması gibi işler beklerdi.

Karşılığında da bazı ayrıcalıkları olurdu, kimi vergilerden muafiyet, daha düşük vergi, göç ve yaylak konusunda bazı haklar, yerel yöneticilerin keyfî müdahalelerinden korunma.

Belge 16. yüzyıl Yalvaç’ındaki Türkmen-Yörük hayatını, Hüyüklü’deki yörüklerin özel statüde olduğunu, taşra baskısını ve Osmanlı’daki hukuk anlayışını gösteren çok önemli bir kayıttır.

Belge Tarihi: 21 Ramazan 987 (Miladi 1579)

Bekir MANAV

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.