logo

reklam

Bekir Manav Yazdı: 1840 YILINDA ISPARTA’NIN SOSYAL YAPISI

Bir şehrin tarihini anlamak için yalnızca savaşlarına, yöneticilerine ve önemli olaylarına bakmak yeterli değildir. O şehirde yaşayan insanların hangi mesleklerle uğraştıkları, geçimlerini nasıl sağladıkları ve üretim hayatına nasıl katıldıkları da şehrin geçmişini anlamamız bakımından oldukça önemlidir.
Bu anlamda 1840 yılına ait Isparta Kazası Müslim Nüfus Defteri, yaklaşık iki asır önce Isparta’nın sosyal ve ekonomik hayatına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Defterde yer alan meslek kayıtları, Isparta’nın tarım, ticaret ve zanaatkârlığın bir arada bulunduğu, geleneksel Osmanlı şehir yapısının özelliklerini taşıyan bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir.

AYAKKABI VE DERİ İŞÇİLİĞİ ÖN PLANDA
Yaptığımız ilk meslek sayımında en dikkat çekici sonuç, 864 kayıtla dikiciliğin Ispartamızda ilk sırada yer almasıdır. Dikicilik, dönemin ayakkabı üretimi ve tamiriyle ilişkili önemli zanaatlarından biridir. Bu mesleğin kayıtlarda böylesine yoğun biçimde görülmesi, Isparta’da ayakkabı üretimi ve kullanımına yönelik önemli bir ihtiyacın ve buna cevap veren gelişmiş bir zanaat çevresinin bulunduğunu düşündürmektedir.

Üstelik bu kadar yoğun bir meslek grubunun yalnızca şehir halkının ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı kalmayıp çevre yerleşimlere de üretim yapmış olması mümkündür. Ancak bunu kesin olarak söyleyebilmek için dönemin ticaret ve üretim kayıtlarının da incelenmesi gerekmektedir.

Dikiciliğin yanında 122 debbağ, yani tabakçı kaydının bulunması da oldukça anlamlıdır. Debbağlık, hayvan derilerinin işlenerek kullanılabilir hâle getirilmesini sağlayan bir meslektir. İşlenmiş deri, başta ayakkabıcılık olmak üzere çeşitli üretim alanlarında kullanılmaktadır.

Bu iki meslek grubunun birlikte öne çıkması, Isparta’da deri işleme ile ayakkabı üretimi arasında güçlü bir ekonomik ilişkinin bulunabileceğini göstermektedir.
Debbağlık mesleğinin bir başka önemli özelliği de bol suya ihtiyaç duymasıdır. Osmanlı şehirlerinde tabakhanelerin çoğunlukla akarsu kenarlarında veya suya ulaşımın kolay olduğu bölgelerde kurulması tesadüf değildir. Isparta’da da çay boyları ve su kaynakları, bu zanaatın gelişmesi için elverişli şartlar sağlamış olabilir. Özellikle Debbağhâne Mahallesi’nin varlığı, deri işçiliğinin şehrin mekânsal yapısında da iz bıraktığını göstermesi bakımından önemlidir.

ISPARTA AYNI ZAMANDA BİR TARIM ŞEHRİYDİ
Nüfus defterindeki 133 çiftçi kaydı, Isparta’nın yalnızca esnaf ve zanaatkârlardan oluşan bir şehir olmadığını ortaya koymaktadır.
Şehrin çevresindeki bağlar, bahçeler ve tarım arazileri, şehir merkezinde yaşayan insanların ekonomik hayatının da bir parçasıydı. Bağcılık, bahçecilik ve çeşitli tarımsal faaliyetler, Isparta’nın geleneksel geçim kaynakları arasında yer almaktaydı.

Burada dikkat çekici husus, şehirde yaşayan bir kimsenin hem şehir hayatının içinde bulunabilmesi hem de tarımsal üretimle uğraşabilmesidir. Bu durum, Osmanlı şehirlerinin önemli özelliklerinden biridir. Şehir ile kırsal hayat arasında bugünkü kadar kesin bir ayrım bulunmamaktadır.
Bununla birlikte 133 çiftçi kaydı, tarımla uğraşanların tamamını göstermez. Çünkü başka bir meslekle kaydedilmiş kişilerin de bağ veya bahçe sahibi olması mümkündür.

ODUNCULAR, DEMİRCİLER VE KALAYCILAR: GÜNDELİK HAYATIN VAZGEÇİLMEZ MESLEKLERİ
Defterde 128 hatabkeş, yani oduncu kaydının bulunması, dönemin şehir hayatında yakacak ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu düşündürmektedir.
Henüz modern ısınma araçlarının bulunmadığı bu dönemde odun, evlerin ısıtılmasında, yemeklerin pişirilmesinde, hamamlarda ve çeşitli üretim faaliyetlerinde kullanılan temel kaynaklardan biriydi. Odunculuğun önemli bir meslek grubu olarak karşımıza çıkması, şehrin çevresindeki ormanlık alanlarla ekonomik ilişkisine de işaret etmektedir.

74 demirci ve 71 kalaycı kaydı ise Isparta’da el sanatlarının ve küçük ölçekli üretimin canlılığını göstermektedir.

Demirciler, tarım aletlerinden kapı ve yapı malzemelerine kadar pek çok ihtiyaca cevap verirken kalaycılar da bakır kapların bakımını yaparak günlük hayatın vazgeçilmez hizmetlerinden birini yerine getiriyordu.
Bu meslekler, Isparta’nın kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir üretim ve hizmet ağına sahip olduğunu düşündürmektedir.

YAZICILIK VE ŞEHRİN İDARİ HAYATI
İlk sayımda karşılaşılan 88 yazıcı kaydı da üzerinde durulması gereken bir başka husustur.
Osmanlı toplumunda yazı bilen ve yazıyla ilgili işlerde çalışan kişiler, ticaretin, resmî işlemlerin ve çeşitli kayıt faaliyetlerinin yürütülmesinde önemli görevler üstlenmekteydi.
Bu nedenle yazıcılıkla ilgili kayıtlar, Isparta’da yalnızca bedensel emeğe dayanan mesleklerin değil, yazılı işlemlerle bağlantılı işlerin de bulunduğunu göstermesi bakımından değerlidir.

Ancak defterdeki yazıcı ifadesinin hangi görevleri kapsadığı ayrıca incelenmelidir. Bu kişilerin tamamını doğrudan devlet memuru veya kâtip olarak değerlendirmek doğru olmayacaktır.

1840 Yılında Isparta’nın Meslek Grupları
1840 tarihli Isparta Kazası Müslim Nüfus Defteri (NFS.d. 3258) üzerinden hazırladığımız ilk meslek sayımına göre:

Meslek grubu Kişi sayısı
Dikici (ayakkabı dikimiyle uğraşanlar) 864
Amele (işçi) 268
Çiftçi 133
Hatabkeş (oduncu) 128
Debbağ (tabakçı, deri işleyen) 122
Yazıcı 88
Demirci 74
Kalaycı 71
Berber 51
Terzi 2
Bu on meslek grubunun ön sayım toplamı: 1.801 kayıttır.

Bunların dışında nüfus defterinde çulha (dokumacı), mutaf, haffaf (ayakkabıcı), kiracı (yük taşımacılığı yapan), deveci, simitçi, kasap, hamamcı, mücellit (ciltçi), çıkrıkçı, dellal, yağcı, süpürgeci, imam ve mektep hocası gibi meslekler de bulunmaktadır.

ISPARTA, KLASİK BİR OSMANLI ŞEHRİNİN ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYORDU

1840 yılı meslek kayıtlarını birlikte değerlendirdiğimizde karşımıza belirgin bir şehir yapısı çıkmaktadır.
Bir tarafta deri işleyen debbağlar ve ayakkabı üreten dikiciler, diğer tarafta demirciler, kalaycılar, berberler, dokumacılar ve çeşitli zanaatkârlar bulunmaktadır. Bunlara çiftçiler, oduncular, işçiler ve yazıyla ilgili meslekler de eklendiğinde Isparta’nın çok yönlü bir ekonomik hayata sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çeşitlilik, geleneksel Osmanlı şehirlerinin karakteristik özelliklerinden biridir. Mahalleler yalnızca insanların ikamet ettiği yerler değil; aynı zamanda üretimin, ticaretin, komşuluk ilişkilerinin ve sosyal dayanışmanın yaşandığı alanlardı.
Özellikle Debbağhâne ve Keçeci gibi meslek adlarını taşıyan mahalleler, üretim faaliyetlerinin şehir coğrafyasına nasıl yansıdığını göstermektedir.

Genel anlamda anlıyoruz ki 1840 yılının Isparta’sı, yalnızca tarımla geçinen küçük bir yerleşim yeri değildir. Deri işçiliğinin, ayakkabı üretiminin, metal zanaatlarının, ticaretin ve tarımsal faaliyetlerin bir arada bulunduğu bir Osmanlı şehridir.
Bugün bildiğimiz Isparta’nın ekonomik ve sosyal geçmişini anlamak için bu meslek kayıtları son derece kıymetlidir. Çünkü her meslek, yalnızca bir geçim kaynağını değil, aynı zamanda o dönemin ihtiyaçlarını, üretim biçimlerini ve insanların gündelik hayatını anlatmaktadır.

1840 yılında Isparta sokaklarında çalışan bir dikicinin, çay boyunda deri işleyen bir debbağın, bağında çalışan bir çiftçinin veya dükkânında bakır kap kalaylayan bir ustanın hayatı, aslında şehrimizin sosyal tarihinin kendisidir.
Bu tarihî kayıtları incelemeye, mahalle mahalle değerlendirmeye ve Isparta’nın unutulmuş mesleklerini gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz.

Bekir MANAV
Tarihçi – Yazar
Isparta Tarih Kültür Araştırma Derneği Başk.

Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, BOA, NFS.d. 3258, Isparta Kazası Müslim Nüfus Defteri (1840).

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.