Son Dakika


Yalvaç Meslek Yüksekokulu öğretim elemanı Dr.Öğr.Üyesi Bülent Özgül, Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Gelendost’u kapsayan bölgenin ekonomik geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “gölün ötesi” olarak ifade edilen bölgenin artık kendi kalkınma yolunu çizmesi gerektiğini söyledi.
Yıllardır Isparta merkezden uzaklığı nedeniyle kamusal hizmetlere erişim, yatırım ve ekonomik fırsatlar bakımından dezavantajlar yaşayan Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Gelendost’un sahip olduğu en önemli güçlerden birinin tarımsal üretim kapasitesi olduğunu belirten Özgül, ancak mevcut üretim yapısının ortaya çıkan ekonomik değerin önemli bölümünü bölgeye bırakmadığını ifade etti.
Özgül, üç ilçenin yalnızca “tarım yapan ilçeler” olarak değil, tarımsal üretimden sanayiye, işleme ve paketlemeden depolamaya, markalaşmadan pazarlamaya kadar bütün zinciri kendi içerisinde oluşturabilecek bir üretim havzası olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
“Rakamlar bölgenin üretim gücünü açıkça gösteriyor”
Bölgenin tarımsal kapasitesinin küçümsenemeyecek boyutta olduğuna dikkat çeken Özgül, resmî tarım verilerinin de bunu ortaya koyduğunu belirtti.
Özgül, “Yalvaç’ın 2024 verilerine baktığımızda 17 bin 803 hektarda 74 bin 772 ton buğday, 10 bin 200 hektarda 42 bin 840 ton arpa üretildiğini görüyoruz. Yine 1.845 hektarlık alanda 33 bin 46 ton elma, 1.310 hektarda 24 bin 453 ton kayısı üretimi var. Hayvancılık tarafında da 23 bin 593 baş büyükbaş hayvan varlığı bulunuyor. Bu rakamlar tek başına önemli bir ekonomik potansiyele işaret ediyor” dedi.
Gelendost’un özellikle meyvecilikte çok güçlü bir üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Özgül, ilçenin resmî verilerinde 6.046 hektarlık alanda 402 bin 5 ton elma üretiminin kaydedildiğine dikkat çekti.
“Gelendost sadece elma üreten bir ilçe olarak kalmamalı. Elmayı yetiştirip başka yerde işleyen, paketleyen veya markalayan bir üretim modeli yerine; ürünün mümkün olduğunca bölgede işlenmesi, sınıflandırılması, paketlenmesi, depolanması ve markalaştırılması gerekiyor” diyen Özgül, bu anlayışın diğer tarımsal ürünlere de uygulanması gerektiğini söyledi.
Şarkikaraağaç’ın da geniş tarım alanları ve binlerce çiftçi ailesiyle bölgesel üretim açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özgül, ilçenin mevcut tarımsal üretiminin sanayiyle daha güçlü biçimde buluşturulması gerektiğini ifade etti. Resmî verilere göre Şarkikaraağaç’ta 256 bin 849 hektarlık tarım alanı ve 8 bin 698 çiftçi ailesi bulunuyor.
“Asıl kayıp, ürettiğimiz ürünü yeterince katma değerli hale getiremememiz”
Tarımda yalnızca üretim miktarının artırılmasına odaklanmanın yeterli olmadığını vurgulayan Özgül, bölgenin asıl ekonomik kaybının üretimin katma değer zincirinin dışında kalmasından kaynaklandığını söyledi.
Özgül şöyle konuştu: “Bugün çiftçimiz tarlasından, bahçesinden, ahırından ciddi bir üretim ortaya koyuyor. Fakat ürünün ekonomik değer zincirinin sonraki halkalarında yeterince yer alamıyoruz. Üretiyoruz ama işleme sanayisini, paketlemeyi, markalaşmayı, lojistiği ve pazarlamayı yeterince bölgede tutamıyoruz. Dolayısıyla ürünün asıl katma değerinin önemli kısmı başka merkezlerde oluşuyor. Bu, bölge açısından ciddi bir ekonomik kayıptır.”
Özgül, bu nedenle tarımsal üretim ile sanayinin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirterek, “Tarım varsa tarıma dayalı sanayi de olmalı” anlayışının bölgesel kalkınma politikasının temel unsurlarından biri haline getirilmesini önerdi.
“Yalvaç OSB’nin vizyonu tarıma dayalı sanayi üzerine kurulabilir”
Yalvaç Organize Sanayi Bölgesi’nin de bu anlayışla yeniden ele alınabileceğini ifade eden Özgül, OSB’nin yalnızca farklı sektörlerden fabrikaların bir araya geldiği bir alan olarak değil, bölgenin tarımsal üretimini sanayiye dönüştüren bir merkez olarak kurgulanabileceğini söyledi.
“Yalvaç OSB’nin vizyonunda tarıma dayalı sanayi önemli bir yer tutmalı. Meyve ve sebze işleme, gıda sanayisi, süt ve süt ürünleri, yem sanayisi, kurutma, paketleme, soğuk hava depoculuğu, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve lojistik gibi alanlarda kümelenme oluşturulabilir” diyen Özgül, böyle bir modelin Yalvaç’ın yanı sıra Şarkikaraağaç ve Gelendost’taki üreticilere de hizmet verebileceğini belirtti.
Böylece OSB’nin yalnızca Yalvaç’ın değil, üç ilçenin ortak ekonomik altyapılarından biri haline gelebileceğini ifade eden Özgül, bölgesel ölçekte üretim ve sanayi entegrasyonunun önemine dikkat çekti.
“Önümüzdeki en büyük meselelerden biri su olacak”
Özgül, bölgenin gelecekte karşı karşıya kalabileceği su sorununa da özellikle dikkat çekerek, tarımsal kalkınma planlarının bugünün üretim alışkanlıklarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini söyledi.
“Önümüzdeki yıllarda su, tarımsal üretimin en belirleyici unsurlarından biri olacak. Dolayısıyla bugün ne üretiyorsak yarın da aynısını üretmeye devam edeceğimiz varsayımıyla hareket edemeyiz. Ürün desenimizi su kaynaklarımızın geleceğini dikkate alarak yeniden düşünmek zorundayız” dedi.
Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün de son dönemde kırsal kalkınma destekleri kapsamında modern sulama sistemleri, su kaynaklarının verimli kullanılması ve tarımsal altyapı yatırımlarını özellikle gündeme getirdiğine dikkat çeken Özgül, suyun verimli kullanılmasının artık sadece teknik bir mesele değil, bölgesel kalkınma stratejisinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
“Daha çok su isteyen değil, daha yüksek gelir getiren üretim”
Bölgenin gelecekteki tarımsal üretim modelinin “daha fazla su kullanarak daha fazla ürün” anlayışı üzerine kurulmaması gerektiğini belirten Özgül, hedefin birim su başına daha yüksek ekonomik değer üretmek olması gerektiğini söyledi.
Özgül, “Su kıtlığı yaşayacaksak, tarımsal üretimimizin içeriğini buna göre değiştirmeliyiz. Daha az suyla üretilebilen, ekonomik değeri yüksek, işlenerek katma değeri artırılabilen ürünlere yönelmek; modern sulama tekniklerini yaygınlaştırmak ve ürün desenini bilimsel verilerle yeniden planlamak zorundayız. Yani geleceğin tarım politikası sadece ‘ne kadar üretiyoruz?’ sorusuna değil, ‘ne kadar su kullanarak ne kadar ekonomik değer oluşturuyoruz?’ sorusuna da cevap vermeli” diye konuştu.
Isparta’daki tarımsal verilerde de tarım alanlarının önemli bir bölümünün kuru tarım niteliğinde olduğu görülürken, il genelinde modern sulama yatırımlarının artırılması yönünde çalışmalar yürütülüyor.
“Gölün ötesi dışarıdan gelecek yatırımı beklemek yerine kendi gücünü örgütlemeli”
Bülent Özgül, bölgenin yıllardır yaşadığı dezavantajların aşılması için yalnızca merkezi yatırımları bekleyen bir anlayışın yeterli olmayacağını belirtti.
“Gölün ötesi yıllardır kamusal hizmetlere erişimde, ulaşımda, yatırımda ve ekonomik fırsatlarda kendisini dezavantajlı hissediyorsa, bunun aşılması için öncelikle kendi ekonomik gücünü ortaya koyması gerekiyor. Bunun yolu da elimizdeki en güçlü kaynaklardan biri olan tarımı, tarıma dayalı sanayiyle buluşturmaktan geçiyor” dedi.
Özgül, Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Gelendost’un birlikte hareket etmesi halinde bölgenin önemli bir tarım-gıda üretim havzasına dönüşebileceğini belirterek, üç ilçenin ortak bir kalkınma stratejisi hazırlaması gerektiğini söyledi.
“Gölün ötesi artık kendi kalkınma hikâyesini yazmalı. Çiftçimizin ürettiği ürün başka yerde değer kazanıp bizim bölgemiz sadece hammadde üreten bir alan olarak kalmamalı. Tarladan sofraya kadar oluşan değerin mümkün olduğunca büyük bölümünü bölgemizde tutmalıyız. Bunun için tarım, sanayi, üniversite, yerel yönetimler, kooperatifler ve özel sektör aynı hedef etrafında buluşmalı.”
Özgül sözlerini, “Bölgenin geleceği sadece daha fazla üretmekte değil; doğru ürünü, doğru miktarda su kullanarak üretmekte ve ürettiğimiz ürüne bölgemizde daha fazla değer katmakta yatıyor. Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Gelendost bunu başarabilecek üretim gücüne sahip. Artık mesele bu gücü ortak bir ekonomik vizyona dönüştürmek” diyerek tamamladı.
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER