logo

reklam
16 Eylül 2026

Mustafa Büyükkutlu iş hayatındaki tecrübelerini anlattı

Yalvaç’ta Ticaret olarak, işletmecilik anlamında Yalvaç’ın en önde gelen isimlerinden olan KUTLUSAN A.Ş. Kurucusu, hemşehrimiz Mustafa Büyükkutlu’yla iş hayatı ve ticaret üzerine güzel bir söyleşi yaptık.

Tavukçuluk sektörünün otomasyon sistemlerini anahtar teslim kuran KUTLUSAN firması ile Türkiye’de ilk, dünyada ikinci sırada yer alan Büyükkutlu ailesinin başarısına yön veren hususları konuştuk, Yalvaç’ın kutlu büyüğü Mustafa Büyükkutlu ile…

Bu keyifli ve adeta ders özeti söyleşimizi keyifle okumanızı diliyoruz:

—> Sayın Büyükkutlu, memuriyetle başlayan çalışma hayatınız sizi önce ticarete, ardından 1996 yılında Kutlusan’ın kuruluşuna götürdü. Bugün geriye dönüp baktığınızda, sizi girişimci olmaya yönelten en önemli dönüm noktası neydi? “Bugünkü tecrübem olsaydı o yıllarda şunu farklı yapardım” dediğiniz bir konu var mı?

BÜYÜKKUTLU: Birinci sorunuza cevabımda, yaşantımdan kesitler vermek isterim:Daha 12 yaşındayken Yalvaç‘taki bisikletçi Tekin Usta‘dan günlüğü 7,5 tl bisiklet kiraladım. 12 yaşlarında idim, Yalvaç‘ın bütün mahallelerini ve sokaklarını dolaştım, yorulunca Mehmet Akif Ersoy Okulunun önündeki parkın, şimdi kafe duvarına oturdum. Civardaki çocuklar yanıma geldi,bize de bisiklet bindirsene dediler, ben de parkın etrafını bir tur dolaşmak 15 kuruş dedim, evlerinden parayı getirenlere bisikleti kiraya verdim. O gün 765 kuruş kazanmıştım, 15 kuruş da kâra geçmiştim. 1964 yılında İstanbul Selimiye’ de bulunan Veteriner Sağlık Memurları Meslek Lisesi’ne Lisesi’nde yatılı okudum Güngören’de oturan dayım İrfan Çalışkan‘ın evine hafta sonları evci çıkıyordum, o tarihlerde İstanbul Üniversitesi duvarı boyunca Beyazıt Meydanı ile Mercan Yokuşu arasında, bit pazarı denilen açık hava alışveriş yeri kurulurdu. İstanbul’daki eğitimim boyunca bu pazar yerinde her hafta sonu seyyar satıcılık yaptım, dayımın barakadan dükkanı vardı, burada genellikle eski ceketlerin içini dışına çevirerek vatandaşa satardı. 4 ila 5 ceketi omzuma alarak Kapalıçarşı’da seyyar dolaşarak satmaya çalışırdım, dayım da bana her hafta 10 TL harçlık verirdi. Okuldan mezun olduktan sonra 1966 yılında ilçem Yalvaç’a Veteriner Teknisyeni olarak tayin oldum. 1968 yılında Şefika Vesile Hanımla evlendik.Evlendiğimizin ertesi günü yine Hükümet Konağı’nda bulunan daireme, öğleden sonra çalışmaya gittim, askere gidinceye kadar ömrümde dört pazar tatil yapmadım, hep çalıştım, çalıştım. çalıştım.

En önemli dönüm noktalarından biri de 1974 yılında Pfizer ilaç firmasına Veteriner İlaçları Bölümü Kayseri Bölge Temsilcisi olarak girmem oldu. Bu firmada çalışma hayatım boyunca tavukçulukla ilgili çevremde tanıdığım müşterileri tanıdım. İki sene sonra 1976 yılında Kayseri’de kendi işim olan Tarım Gıda Tavukçuluk Sanayi Ticaret Şirketini kurdum.

—> Kutlusan küçük ölçekli bir işletmeden yola çıkarak bugün Türkiye sınırlarını aşan ve çok sayıda ülkeye ihracat yapan önemli bir sanayi kuruluşuna dönüştü. Bir şirketi kurmak kadar onu büyütmek ve yıllarca ayakta tutmak da zor. Sizce Kutlusan’ın başarısının arkasındaki en önemli unsur nedir?

BÜYÜKKUTLU: İkinci sorunuza gelince… Kutlusan’ın başarısının arkasındaki en önemli unsur, beş yıllığına lisans anlaşması yaptığımız Rijwers firması ile müşterek çalışma imkanı doğmasıdır. Almanya’da Makine Mühendisliği eğitimi görmüş Makine Mühendisi Orhan Kam bey, Türkiye’de kafes imalatında tecrübeli bir isimdi. Orhan abiyle beraber 1996 yılı 8-9 Nisan tarihinde Hollanda’da Rus firmasını ziyaret ettik. İlk günkü görüşmemizde, Kayseri’deki Tarım Gıda Tavukçuluk Sanayi Ticaret Limited Şirketi firmamıza 12.000 yumurta tavuğu kapasiteli kafes sistemi ekipmanları almak için isteğimi belirttim. Yabancı dilim zayıf olduğu için tercümanlığımı Orhan ağabey yapıyordu.
Firma sahibi Ali Öz, bana dönerek Türkiye’ de beraber üretim yapalım dedi.Orhan beye yüzde kaç ortaklık payı istiyor dedim, on bana yetiyor demiş düşündüm.

Bir Avrupalı ile 500.000 mark ki, o zamanlar henüz daha Euro yoktu, bir şirket kursak 50.000 mark o verecek, 450.000 mark ben vereceğim. Kendi kendime içimden benim 50.000 markım yok ki dedim. Orhan abiye bir daha sor, bu on neyi ifade ediyormuş dedim, cevaptan sonra bana tercüme ettiğinde, Türkiye’de üretimini yapıp satacağımız her bir tavuk kafesi için on florin sent üst ücreti istiyormuş. İçimden bu iş oldu diye geçirdim, ama hemen cevap vermedim, ertesi günü cevap vereceğimi söyledim. Tercüme etti Orhan abi, sonra Orhan abi bana dönerek dedi ki, ben bu adamın fabrikasına 20 senede sekiz defa geldim, her seferinde Türkiye’de beraber üretim yapmayı ben kendisinden istedim, bana vermedi. Mustafa sen ilk defa geliyorsun, kendisi sana teklif etti, tanrı seni seviyor dedi. Ertesi gün Orhan abiye 8-9 Mayıs 1996 tarihinde İstanbul’da tavukçuluk fuarı var, madem beraber çalışacağız, fuarda sergilenmek üzere örnek bir kafes sistemi ünitesi versin, fuarda sergileyelim dedim. Rijwers, fuar gününe 40 gün var, gemi 40 günde buradan İstanbul’a ancak varır deyince, ben hemen Orhan abiye söyler misiniz kür ile 8-10 günde İstanbul’da olur, ücretini ben öderim dedim, her iki firma birbirini tanıdıktan sonra ben öderim dedim. Rijwers, nakliye ücretini ben ödeyecek olunca hemen razı oldu ve fuardan bir gün önce sergilenmek üzere modern, son model yumurta tavuğu kafesini gönderdi ve İstanbul’daki fuarda sergiledik. İstanbul’daki fuarda, henüz daha İzmir’de kiraladığım 200 metrekare atölyede hiçbir alet edevat ve makina yok iken, Ankara Beypazarılı Hüsnü Aydınat’tan 19.800 tavuk kapasiteli yumurta tavuğu kafesi sipariş aldık, henüz daha atölyemizde tornavida yoktu, kumpas denilen ölçüm cihazı yoktu, yani hiçbir adet edevat yoktu. Ama Allah Teala bize yardım etti, önümüzü açtı, aldığımız siparişi 31 Temmuz’da teslim etmemiz gerekirken 3 Ağustos‘ta teslim ettik. Bu tabi son teknoloji tavuk kafesi idi bizim.

Türkiye’de tavuk yumurta üretim kafesleri konusunda yeni bir teknoloji ile yetiştiricinin üretime başlamasına sebep olduk, yani teknolojiyi değiştirdik verimliliği artırdık Kutlusan olarak, Türkiye yumurta tavukçuluğunun gelişmesine katkımız oldu.

Daha daha sonraki yıllarda Kutlusan bünyesinde Arge bölümünü kurduk, ürünlerimizi teknolojik olarak zenginleştirdik ve modellerimizi ve türlerini çoğalttık. Yurt içinde ve dışında bünyemizde bulunan mühendislerimiz ve teknisyenlerimizi çeşitli kurumlara göndererek eğittik. Kutlusan Akademi‘yi kurduk, çalışanlarımıza devamlı eğitimler verdik, bilgi ve tecrübelerini geliştirdik, verimliliklerini artırdık, örnek alınan takdir edilen lider bir firma olduk.

—> Uzun yıllara dayanan iş hayatınızda ekonomik krizler, teknolojik dönüşümler ve uluslararası rekabet gibi pek çok değişime tanıklık ettiniz. Bir iş insanının zor dönemlerde şirketini ayakta tutabilmesi için hangi prensiplerden kesinlikle taviz vermemesi gerekir? Başarısızlık veya kriz dönemleri bir girişimciye ne öğretir?

BÜYÜKKUTLU: İş insanlarının firmasına ve kendisine özgü kurguladığı prensipleri vardır; bunlar doğruluk, güvenilirlik, ürününün kalitesinden ve teknolojisinden taviz vermemesidir. Doğru malı, doğru zamanda, doğru müşteriye, doğru fiyattan satmaya devam etmelidir. Kriz dönemlerinde iş insanları kendisine ve çalışma prensiplerini gözden geçirirler, acaba işletmemizde neyi yanlış yaptık da krize girdik diye.

Yeniden değerlendirmesini yapıp gerekli plan ve projelerini hazırlarlar, yaptıkları işlerden vazgeçmezler, işlerini devam ettirirler. Daha kaliteliyi, daha güzeli, daha verimliliği nasıl yapabiliriz diye proje hazırlarlar, çalışanları buna göre eğitirler.

—> Türkiye’de pek çok küçük ve orta ölçekli işletme büyümek, kurumsallaşmak ve ihracata açılmak istiyor. Kendi tecrübelerinizden hareketle bu işletmelere ne tavsiye edersiniz? Bir işletmenin yerel pazardan çıkıp ulusal ve uluslararası bir markaya dönüşebilmesi için ilk olarak neyi değiştirmesi gerekir?

PARA KAZANIYORUM, BİR ŞEY ÖĞRENMEME GEREK YOK DEMEMELİ…

BÜYÜKKUTLU: Firmaların ulusal ve uluslararası markaya dönüşmesi için artık günümüzde kaliteli ürünün yanında tanıtım ve pazarlama teknikleri önem kazanmaktadır. Bu itibarla, mutlaka yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılmalıdırlar.

Günümüzde dijital pazarlama yöntemleri ön plana çıkmıştır, e ticaret alanında ürünlerinin satış ve pazarlamasını yapmalıdırlar, bu konuda eğitimli elemanlara ihtiyaç vardır. Bunun için de her zaman kendilerini geliştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye odaklamaları önemlidir.

Para kazanıyorum, artık bir şey öğrenmeme gerek yok dememeli, işimi nasıl daha geliştiririm, büyütürümün peşinde olmalılar.

—> Günümüzde gençler iş hayatına atılırken “iyi bir maaş mı, sevdiğim iş mi, kendi işimi kurmak mı?” gibi sorularla karşılaşıyor. Meslek ve kariyer seçiminin başındaki bir gence nasıl bir yol haritası önerirsiniz? Sizce gençler diploma ve mesleki eğitimin yanında hangi özellikleri mutlaka kazanmalı?

BÜYÜKKUTLU: İş hayatına atılan gençlerin, öncelikle hayal kurduğu ve sevdiği işi yapmalarını tavsiye ederim. Okuldan mezun olduktan sonra, sevdiği işi dahi yapacak olsa, en az iki sene o işle ilgili iyi bir firmada çalışıp tecrübe kazanmasını öneririm. Aynı zamanda, iş ahlakını ve ticaretin önceliklerini öğrenmeliler. Kariyer seçiminin başındaki gençlere kendi kabiliyet ve isteklerine göre maaşlı çalışmayı veya iş hayatına atılma konusundaki kararlarını, eğitimlerinin son yıllarında karar vermelerini öneririm.

—> İş dünyasında sermayenin çok önemli olduğu düşünülür; ancak güven, dürüstlük, çalışma disiplini, doğru ekip kurmak ve verilen sözün arkasında durmak gibi değerler de uzun vadeli başarıda belirleyici oluyor. Yarım asra yaklaşan ticaret hayatınızın ardından sizce “iyi bir iş insanı” hangi özelliklere sahip olmalı?

BÜYÜKKUTLU: Sizin sorunuzda da belirttiğiniz gibi, iyi bir iş insanı bu özelliklerin yanında yalansız, yanlışsız ve haramsız olmalıdır. İnsanlar yerine göre nazik, iyi niyetli, güvenilir olmalı, kendisini ve eşini sevmeli, çalışanlarına saygı duymalı ve nimetleri demelidir, haklarına riayet etmelidir, müşterilerine güven vermeli, samimi olmalı ama duruşlarından ve prensiplerinden taviz vermemelidir.

—> Yalvaç’tan çıkıp Türkiye’de ve dünyada iş yapan bir marka oluşturmuş bir iş insanı olarak memleketinizle bağınızı hiç koparmadınız; eğitim başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli hayır yatırımlarına imza attınız. İş dünyasında kazanılanın bir bölümünü topluma geri vermek sizin için ne ifade ediyor? Başarılı iş insanlarının doğdukları şehirlere karşı bir sorumluluğu olduğuna inanıyor musunuz?

MEMLEKETE HİZMET ETMEYİ NASİP ETTİĞİ RABBİME NE KADAR ŞÜKRETSEM AZ

BÜYÜKKUTLU: 60 yıllık çalışma hayatım boyunca memleketim Yalvaç‘tan hiç kopmadım babam Hasan Büyükkutlu vefat edinceye kadar her bayram ata evime geldim, annemi babamı ziyaret ettim. 2016 yılında kadar 50 sene çalışma hayatında hiç tatil yapmadım. 68 yaşından sonra yazları Yalvaç‘taki evimizde geçirmeye başladık. Isparta’da, İzmir’de ve Yalvaç’ta hayır eserleri yapmayı Rabbim bizlere nasip etti.
İzmir’de İzmir Narlıdere’de Kutlu Yalvaç Camii’ni 2005 yılında yaptırdık.

2007 yılında İzmir Kemalpaşa Akalan Mahallesi Sağlık Ocağı’nı, 2015’te İzmir Kemalpaşa Devlet Hastanesi beş katlı C ve bloklarını yaptırdık.

2014 yılında Ege Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde mekanik biyolojik ve kimyasal laboratuvarlarının alet edevat donanımlarını tamamladık.

Isparta Kadın Doğum Hastanesi çocuk yoğun bakım ünitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi Nanoteknoloji bölümü laboratuvarlarını, yine Süleyman Demirel Üniversitesi Eczacılık Fakültesi laboratuvarlarının cihazlarını tedarik ettik.

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım bölümü inşası, Isparta Tugayı kışla cami inşaatına katkılarımız oldu.

2009 yılında Yalvaç‘ta 28 derslikli Büyükkutlu Uygulamalı Bilimler Fakültesi binasını, 2013 yılında Vesile Büyükkutlu Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulu’nu ve binalarını, 2018 yılında 62 tek yatak odalı, birinci sınıf, Hasan Emine Büyükkutlu Huzurevi ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezi binasını yaptırdık.

2024 yılında yine Yalvaç’ta 16 derslikli Mustafa Büyükkutlu Proje İmam Hatip Lisesi binasını yaptırdık.

Ve yeni yapılan ve geçen günlerde hizmete giren Yalvaç Devlet Hastanesi ek binasına yerleştirilmek üzere eşim Şefika Vesile Büyükkutlu tarafından alınıp hibe edilen MR cihazını temin ettik.

Bunların tamamını ücretsiz olarak devletimizin kullanımına, hizmetine sunduk.

Rabbim bu eserlerin yapılıp tamamlanmasını ve insanlığın hizmetine sunulmasını bizlere nasip ettiği için, ona ne kadar hamd etsek, şükretsek azdır.

Allah hayırlarımızı ve bütün insanların hayırlarını ve dualarını kabul eylesin inşallah.

—> Son olarak bu röportajı okuyacak üç farklı kesime ayrı ayrı kısa birer tavsiyenizi almak istiyoruz: Kendi işini kurmak isteyen gençlere, işletmesini büyütmeye çalışan esnaf ve girişimcilere ve bugün kariyerinin henüz başında olan öğrencilere ne söylemek istersiniz?

BÜYÜKKUTLU: Kendi işini kurmak isteyen esnafa, zengin olmak için değil kazanmak için çalışmalarını tavsiye ederim. Başarılı olmak, ipi göğüslemek, dereceye girmek, varlıklı olmak kazanmaktır. İş insanını mutlu eden kazanmak zordur, çok çalışmak ister, sabır ister.

Çalışmadan çeşitli şans oyunlarını oynayarak da zengin olabilir olunabilir, ama huzurlu olmaz, mutluluğu olmaz, sonu gelmez, çabuk kaybolur, helalinden kazanmak, işinde başarılı olup ödül alırsan, plaket alırsan kaybolmaz. Daima sende kalır, sen olursun, varlıklı olursun, zengin olursun, mutlu olursun, verimli olursun.

Öğrenciler mutlaka mezun olmadan önce ikinci bir yabancı dili öğrensinler, yüksek lisans yapsınlar, severek isteyerek eğitimlerini tamamlasınlar. Hayal ettikleri işlerini kursunlar, tüketimi olan, müşterisi olan, pazarı olan işleri tercih etsinler, dürüst çalışsınlar, hep çalışsınlar, hep çalışsınlar…

Bu güzel söyleşi ve Yalvaç ve memleketimiz için yaptıklarından dolayı değerli büyüğümüze teşekkür ediyoruz…

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.