Son Dakika


CHP Isparta milletvekili ve belediye başkan aday adayı olan ve partinin Isparta’da sevilen isimlerinden Avukat Tuğrul Yıldız, bir basın açıklaması yaparak CHP’lilere itidal çağrısı yaptı.

Yıldız’ın partililere yönelik açıklaması şöyle:
“Değerli hemşehrilerim,
Cumhuriyet Halk Partisi yalnızca bir siyasi parti değildir. CHP, Cumhuriyetimizin kurucu iradesi, milletimizin ortak hafızası ve Türkiye’nin en köklü siyasi kurumudur. Bu nedenle partimizde yaşanan her gelişme milyonlarca vatandaşımız tarafından yakından takip edilmektedir.
Son dönemde kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri de butlan davasıdır. Ne yazık ki bu konuda çok ciddi bir bilgi kirliliği oluşturulmuş, vatandaşlarımızın kafası karıştırılmıştır.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, burada birçok kişinin birbirine karıştırdığı husus Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanı ile adli yargının görev alanıdır.
YSK, kurultayın yapıldığı andaki seçim işlemlerini denetler. Ancak kurultay öncesinde delege iradesini sakatlayabilecek, hukuka aykırı olduğu iddia edilen birtakım olaylar varsa bunları incelemek adli yargının görev alanındadır.
Bunu daha anlaşılır hale getirmek için bir futbol örneği vermek isterim.
Bir futbol maçında hakem, maç başladıktan sonra sahadaki kural ihlallerine müdahale eder. Ancak maçtan önce bir şike yapılmışsa, bir oyuncuya baskı kurulmuşsa veya hukuka aykırı bir müdahale gerçekleşmişse bunu hakem değil yargı inceler. Çünkü o konu artık müsabakanın sevk ve idaresi değil, hukukun konusudur.
Dolayısıyla kurultay öncesine ilişkin iddiaların yargı tarafından incelenmesini hukuksuzluk olarak göstermek doğru değildir.
Diğer taraftan kamuoyunda sıkça sorulan bir soru var:
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu neden hemen kurultaya gitmiyor?”
Ben bir hukukçu olarak bu sorunun eksik bilgiyle sorulduğunu düşünüyorum.
Çünkü ortada sıradan bir karar yoktur. Mahkemenin verdiği karar, hukuk dilinde inşai nitelik taşıyan ve aynı zamanda sonuç doğurucu etkileri bulunan bir karardır. Karar, kurultay öncesindeki parti yönetimini görevlerine iade etmiş; ancak yeni bir kurultayın hangi şartlarda yapılacağı konusunda nihai değerlendirmeyi üst yargı sürecinin sonuna bırakmıştır.
Başka bir ifadeyle, dava konusu olan kurultayın hukuki durumu kesinleşmeden yeni bir kurultay yapılması yönünde hareket edilmesi mümkün değildir.
Biz hukukçular bazen bu tür kararların etkisini anlatırken “kelepçe etkisi” benzetmesini kullanırız. Yani süreç tamamlanıncaya kadar herkesin uymak zorunda olduğu bir hukuki çerçeve oluşur.
Dolayısıyla mesele siyasi irade meselesi değil, hukuki süreç meselesidir.
Burada dikkat çekici bulduğum husus şudur:
Eğer herkesin amacı bir an önce kurultaya gitmek idiyse, devam eden yargısal süreçlerin uzamasına neden olacak adımların neden atıldığı da kamuoyu tarafından sorgulanmalıdır.
Ben bu konuda nihai hükmü milletimizin takdirine bırakıyorum.
Ancak üzülerek görüyorum ki bazı çevreler bu hukuki tartışmayı CHP içinde bir kardeş kavgasına dönüştürmek istemektedir.
Benim kanaatim odur ki CHP içerisindeki gerilimden siyasi sonuç üretmeye çalışan odaklar bulunmaktadır. Bu odakların amacı CHP’nin birlik ve bütünlüğünü korumak değil, CHP tabanında kırılmalar oluşturmaktır.
Bugün partimize gönül veren herkesin dikkatli olması gereken nokta tam da budur.
CHP, kişilerin değil ilkelerin partisidir.
CHP, geçici siyasi hesapların değil Cumhuriyet değerlerinin partisidir.
Kimsenin bu büyük çınarın dallarını birbirine kırdırmasına izin vermemeliyiz.
Son dönemde kullanılan sert dil, hakaretler ve suçlamalar yalnızca partimize zarar vermektedir. Yarın aynı salonda oturacağımız, aynı seçim çalışmalarında omuz omuza mücadele edeceğimiz arkadaşlarımız hakkında bugün söylenen ağır sözlerin kimseye faydası olmayacaktır.
Bu nedenle bütün partililerimize çağrım şudur:
Sosyal medyada, televizyonlarda ve günlük siyasi tartışmalarda sağduyuyu koruyalım. Kardeş kavgasını büyütmeyelim. Farklı görüşlere sahip olabiliriz ama birbirimizi düşmanlaştırmayalım.
Bugün yaşadığımız süreç tıpta “akut dönem” olarak ifade edilen hassas bir döneme benzemektedir. Akut dönemlerde acele karar verilmez. Önce tablo netleşir, sonra doğru tedavi uygulanır.
Bizim de sabra, soğukkanlılığa ve birlik duygusuna ihtiyacımız vardır.
Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır. Hukuk kendi yolunda ilerleyecek, siyasi tartışmalar da zaman içerisinde yerli yerine oturacaktır.
O güne kadar hepimize düşen görev; partimizi büyütmek, örgütümüzü korumak ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeni tartışmaların değil yeni umutların adresi haline getirmektir.
Çünkü bugün kavga günü değil, birlik günüdür.
Çünkü bugün ayrışma günü değil, kucaklaşma günüdür.
Çünkü bir devletimiz bir de devlet kuran partimiz hepimizin ortak evidir.
Gün partimize sahip çıkma günüdür.
Tüm hemşehrilerimi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER