Son Dakika


Bereketli Hilalde yeşeren bir uygarlık olan Sümerler’e mal edilen “Gümüşü ve altını olanlar, öküzü, koyunu ve arpası olanların kapısında bekler” şeklindeki atasözünün gerçekte hangi topluma ait olduğunun bir önemi olmasa da; ifade ettiği anlam bütün toplumlar için yaşamsal önemdedir…
Anadolu coğrafyasında binlerce yıllık zaman aralığı içerisinde bu sözün kendisine defalarca hatırlattığı günler yaşanmıştır…
Bu yüzden benzer şekilde “Buğday ile koyun, gerisi oyun” sözü bu toprakların ruhuna sinmiştir. En yalın gerçekliklerimizden biri tam da budur…
Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü. Tarım devriminin doğuşuna tanıklık eden bu toprakların ekincileri, atalarından gördüklerine yeni yöntemler ve yeni ürünler ekleyerek 12 bin yıldır üretiyor. Buğday’dan mercimeğe, incirden zeytine, üzümden kiraza birçok tarımsal ürünün merkezi olan bir coğrafyanın çiftçileri iyi, güzel ve yaşama değer katan ne varsa kabule hazır bir heyecanla toprağı koklayarak yaşadı durdu…
Gerçek bağımsızlığın yalnızca topraktan ve üretimden geldiğini bilen Anadolu’nun ekincileri her türlü zorluğa karşın üretmeyi sürdürüyor. Salgınlar, istilalar, kıranlar ve kıtlıklar görmüş, her melanetten, Melami bir dervişin sabrıyla geçen üreticiler daldaki yaprağın, tarladaki toprağın, ağıldaki oğlağın sesini dinleyerek yaşadı.
Anadolu’nun binlerce yıllık öyküsünün her bir zerresi bir ekinciden diğerine akıl ve emek yoluyla aktarılıp durdu. Gazeteci-yazar olarak yaklaşık 30 yıldır yazıp çizdiklerimizde, düşünüp tasalandıklarımızda onların öyküleri de var. Onlar bu toprakların hafızasının bir parçası, gönülden gölüne aktarılan, yazılmamış bir kitabın harfleri…
Yalnızca buğday ile koyun değil, aynı zamanda binlerce türküyü, masalı, semahı, halayı, zeybeği de ürettiler. Bu büyük üretim kültürünü Anadolu’nun zemininden çekip alsalar, düğünler cenaze alayına, türküler yavan bir söz yığınına dönüşür…
Üreten elleriniz dert görmesin…
Yusuf Yavuz

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.