logo

reklam
04 Mayıs 2026

Babamız Ruşen Özgül’ü kaybedişimizin 20. yılı…

Gazetemizin kurucusu ve başyazarı, ailemizin babası, Yalvaç’ın ikinci çınarı Ruşen ÖZGÜL’ü kaybetmemizin üzerinden bugün tam yirmi yıl geçti.

Bilindiği gibi, ailemizin babası Gazeteci Ruşen ÖZGÜL, 5 Mayıs 2006 Cuma günü geçirdiği kalp krizi neticesinde yaşama veda etmişti.

Gazeteciliğe 1969 yılında kurduğu ÖZYALVAÇ Gazetesi’yle başlayan Ruşen ÖZGÜL, daha sonra YALVAÇ POSTASI, HALKÇI YALVAÇ Gazeteleri ile ÇINAR Dergisi’ni çıkararak devam etti.

Aynı zamanda, ilçemizde Atatürkçü hareketlerin içerisinde önlerde yer alan ve siyasi mücadelesiyle de örnek olan ÖZGÜL, 1980 öncesi CHP’de aktif siyaset yaptı. 1980 sonrası Yalvaç’ ta HALKÇI PARTI, SODEP ve DSP’nin kuruluşunda yer alan isim olan ÖZGÜL, 1987 ve 1991 seçimlerinde DSP Isparta Milletvekili adayı olmuştu. Gazetecilik ve siyaset mücadelesinde çileli yıllar ve yollardan geçen ÖZGÜL, siyasi, idari, hukuki ve fiziki şiddete karşın; gösterdiği dirençle, yerel basının Anadolu’daki önemli çınarlarından biri olarak kaldı.

ANADOLU’NUN ORTASINDAKİ KÜÇÜK BİR KAZADA GAZETECİLİK BAYRAĞINI DİKMEK…

Anadolu’nun ortasında küçük ölçekli bir ilçe olan Yalvaç’ta 1969 yılında gazete çıkaran ve bunu aralıksız 37 yıl yöneten Ruşen Özgül…

Ruşen Özgül ismi, Yalvaç’ta sadece bir gazeteciyi değil, bir dönemin hafızasını temsil eder. Onun gazeteciliği, bugünün dijital hızına alışmış okuru için belki sade, belki sert ama kesinlikle samimidir.

1960’ların sonlarında Anadolu’da gazete çıkarmak, bugünkü gibi bir “yayıncılık faaliyeti” değil; adeta bir mücadeleydi. Matbaayı kurmak, kâğıt bulmak, haberi derlemek, basmak ve dağıtmak… Bunların her biri başlı başına bir emekti. İşte Ruşen Özgül bu zorluğun tam ortasında, 1969’da çıkardığı gazete ile Yalvaç’ta yalnızca bir yayın değil, bir kamusal alan inşa etti.

Onun gazeteciliğinde en belirgin özelliklerden biri “yerellik”ti. Ama bu dar anlamda bir yerellik değildi. Yalvaç’ın bir sokağındaki su sorunu ile Türkiye’nin genel siyasi atmosferi aynı sayfada yer bulabiliyordu. Çünkü Özgül için gazetecilik, sadece haber vermek değil; vatandaş ile devlet arasında bir köprü kurmak demekti.

Bir Kaza Gazetesinden Daha Fazlası: Ruşen Özgül’ün İzinde

Bugün geriye dönüp bakıldığında, onun yazılarında belirgin bir “taraf” olduğu görülür: halktan yana olmak. Ancak bu, kör bir tarafgirlik değil; eleştiren, sorgulayan ama aynı zamanda çözüm arayan bir tavırdı. Yerel yöneticilerden esnafın derdine, çiftçinin sorunundan gençlerin beklentilerine kadar geniş bir yelpazede kalem oynattı.

Belki de en önemli farkı şuydu: Gazeteyi bir ticaret kapısı olarak değil, bir memleket meselesi olarak görüyordu. Bu yüzden yayın çizgisi zaman zaman zorlandı, baskılarla karşılaştı ama geri adım atmadı. Anadolu basınının en karakteristik özelliği olan “direnç”, onun şahsında somutlaştı.

Yalvaç gibi nispeten küçük bir ilçede gazetecilik yapmak, büyük şehirlerden farklı olarak daha doğrudan bir sorumluluk taşır. Yazdığınız kişi ertesi gün kapınızı çalabilir, eleştirdiğiniz konunun muhatabı bizzat komşunuz olabilir. İşte bu yüzden yerel gazetecilik, aslında en zor gazetecilik türlerinden biridir. Özgül bu zorluğu avantaja çevirmiş; gazetesini halkın sesi haline getirmiştir.

Bugün yerel basın ekonomik zorluklarla, dijital dönüşümle ve okuyucu alışkanlıklarının değişimiyle mücadele ediyor. Ancak geçmişte atılan sağlam temeller, bu mücadelenin hâlâ sürmesini sağlıyor. Bu temellerden biri de hiç şüphesiz Ruşen Özgül’dür.

Sonuç olarak, onun bıraktığı miras sadece bir gazete değil; bir anlayıştır.

Gazeteciliğin “haber yazmak” değil, topluma karşı sorumluluk almak olduğunu hatırlatan bir anlayış…

 

ÖZYALVAÇ BAYRAĞINI TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Bir karınca hikayesiyle çıktığı yolda, onur ve şerefle bizlere teslim ettiği ÖZYALVAÇ bayrağını, aynı inanç, azim ve kararlılıkla taşımaya devam ediyoruz, devam edeceğiz.

5 Mayıs 2006’dan bugüne geçen yirmi yılda onu çok aradık, çok özledik. Ruhu şadolsun, rahat uyu koca çınar…

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.