Son Dakika


Uzun yıllardır Yalvaç’ta konfeksiyon sektörünün içinde olan, Aşıkoğlu Giyim’in sahibi Mevlüt Aşık ile; mesleğin geçmişten bugüne değişimini, küçük esnafın yaşadığı zorlukları ve konfeksiyonculuğun geleceğini konuştuk. Çocukluğundan bu yana dükkânların, kumaşların ve müşterilerin arasında büyüyen Aşık, yılların birikimini samimi bir dille anlattı.
1.)İlk başladığınız yıllarda konfeksiyonculuk nasıldı? O dönemle bugünü kıyasladığınızda en büyük farklar nelerdir sizce?
“Konfeksiyonculuk bizim için bir meslekten çok, çocukluğumuzdan itibaren içinde büyüdüğümüz bir hayat biçimiydi. Eskiden ham maddeye ulaşmak bugüne göre çok daha zordu; kumaş bulmak, model çıkarmak ciddi emek isterdi. Buna karşılık işçilik ve işçi yetiştirmek daha kolaydı. Usta–çırak ilişkisi güçlüydü, meslek sabırla öğrenilirdi. İletişim imkânları sınırlı olduğu için pazarlama olanakları da dardı; müşteri bulmak bugüne göre daha zahmetliydi.
Moda kavramı bugünkü kadar belirleyici değildi. Giyim alışkanlıkları daha çok ihtiyaca yönelikti. Örneğin erkek gömleğinde beyaz, mavi ve krem olmak üzere üç renk olurdu; insanlar bu seçeneklerden birini alır, uzun süre giyerdi. Üretim de sınırlıydı; Sümerbank en büyük üreticiydi ve ürün çeşitliliği çok azdı. Bir pijama tek renk üretilir, o şekilde satılırdı. Bugün ise moda çok hızlı değişiyor, çeşit sonsuz ama bu hız beraberinde başka sorunları da getiriyor.”
2.)Son yıllarda konfeksiyon sektöründe sizi en çok zorlayan değişim ne oldu?
“Son yıllarda en çok zorlayan konu, modanın aşırı hızlanması ve ithalatın artması oldu. Özellikle Uzak Doğu’dan gelen ürünlerin çok daha ucuz olması, küçük esnaf için ciddi bir rekabet oluşturuyor. Eskiden insanlar kaliteli kumaştan üretilmiş bir kıyafeti alır, yıllarca giyerdi. Şimdi ise kumaş kalitesinden çok tarz ve modaya uyum ön planda.
“Al–kullan–at” anlayışı yaygınlaştı. Elinizde ne kadar kaliteli bir ürün olursa olsun, bir sezon geçtiyse insanlar giymeye çekiniyor. Sosyal medyada görülen rol modeller ve hızlı tüketim alışkanlıkları, insanların giyim tercihlerini büyük ölçüde değiştirdi. Bu da konfeksiyonculuğu daha riskli ve sürekli yenilenmeyi zorunlu kılan bir hale getirdi.”
3.)Zincir mağazalar ve internet alışverişi küçük esnafı nasıl etkiledi?
“Dijital dönüşümle birlikte ürün çeşitliliği çok arttı ve internet satışları cazip hale geldi. Büyük firmalar hem geniş ürün yelpazesi hem de fiyat avantajıyla öne çıkıyor. Küçük esnaf ise çoğu zaman eleman yetersizliğiyle ve sınırlı imkânlarla bu rekabete ayak uydurmaya çalışıyor.
İnternetteki satış politikaları, özellikle genç tüketiciler için daha çekici görünüyor. Bu durum küçük esnafın işini zorlaştırsa da, birebir müşteri ilişkisi ve güven duygusu hâlâ yerel esnafın en önemli avantajı olarak kalıyor.”
4.)Yalvaç’ta konfeksiyonculuk yapmanın kendine özgü zorlukları ve avantajları sizce neler?
“Yalvaç’ta konfeksiyonculuk yapmanın en büyük zorluklarından biri ulaşım ve ham madde temini. İlçede bir toptancılar çarşısının olmaması, konfeksiyon ürünlerinin pazarlanmasını zorlaştırıyor. Çoğu zaman malı müşteriye bizim ulaştırmamız gerekiyor.
Buna karşılık Yalvaç’ta esnaflık ilişkileri daha samimi. Müşteri sizi tanıyor, güven duyuyor. Bu da küçük bir ilçe olmanın en büyük avantajlarından biri. Ancak yine de sınırlı pazar ve artan maliyetler, işi her geçen gün biraz daha zorlaştırıyor.”
5.) Bugün bir genç size gelip “Bu işi yapmak istiyorum” dese, ne söylersiniz?
“Bu sektör, severek yapıldığı sürece insanı ayakta tutabilecek, sonu olmayan bir alan. Rahmetli babam Ekrem Aşık’ın yıllar önce söylediği bir söz vardı,
“Beni bir sarraf dükkânına koysan, o işten ne anlarım ne de keyif alırım. Ama bir terzi dükkânına koysan, hem orda bulunmaktan keyif alırım hem de saatlerce sohbet ederim”
Aslında bu söz, insanın sevmediği bir işi ne kadar yaparsa yapsın başarılı olamayacağını çok iyi anlatır. Konfeksiyonculuk da emek, sabır ve sevgi isteyen bir meslek. İşini severek yapan bir insanın, yaptığı işte başarılı olma ihtimali her zaman daha yüksektir.”
6.) Bugün konfeksiyonculuğun geleceğine nasıl bakıyorsunuz? Bu meslek sizce devam edebilir mi?
“Zamana ayak uydurabilen herkes bu işi yapabilir. Konfeksiyonculuk ölecek bir meslek değil. Arz ve talep her dönemde değişse de, giyim insanların temel ihtiyacı olmaya devam edecek. Kendini yenileyen, değişime açık olan esnaf bu sektörde varlığını sürdürebilir.”
7.) Bunca yılın ardından konfeksiyonculuk sizin için bugün ne ifade ediyor?
“Benim için konfeksiyonculuk, insanlara faydalı olabilmek demek. Ürettiğiniz ürünlerin insanlar tarafından kullanıldığını görmek büyük bir gurur. Kumaşın kalitesini ve rengini seçerken, üretim aşamasındaki zorluklara katlanırken hep bu duyguyla hareket ediyorsunuz. Sonunda birinin o ürünü giydiğini görmek, yılların emeğinin karşılığını almak gibi. Bu mesleğin içinde olmak, insanlarla bağ kurmayı, paylaşmayı ve üretmenin değerini öğretti.”
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER