logo

reklam

Yunanistan’ı dünya haritasından silecek planlarımız ve hazırlığımız olmalı!


admin
ozyalvac@hotmail.com

Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesinde, rahat yaşayan ve birçok kez şımararak azıtan Yunanlılar…

Şimdi Ege ve Akdeniz’deki onlarca adamızı işgal etmiş, Avrupa ve diğer bazı batı ülkelerinin aşırı yardımları ve teşviki ile, zafer sarhoşluklarını abartıyorlar.

Bizim de üyesi olduğumuz NATO (Kuzey Atlantik İttifakı) onları uyarmalı ve ittifakın çökmemesi için önlemler geliştirmeliydi.

Ne yazık ki, müttefiklerimiz bu olaylar karşısında kıllarını bile kıpırdatmadı!

En çok asker besleyen üyesi olduğumuz bu ittifak, “Bizim kendi kurucu üyesi olduğumuzu” hiçbir olayda hatırlamadı.

Bu durumu gören bir çok vatandaşımız, “NATO’ dan çıkalım” diye yazdı, konuştu…

Yetkililer ise, hiçbir şey olmamış gibi davranmayı inatla sürdürdüler.

İttifakın ağa babası rolündeki, okyanus ötesindeki büyük güç ise, zaten her olayda, ülkemizin ve devletimizin aleyhine çalıştı. İçimizde yarattığı terör örgütüne, havadan en modern silahları yağmur gibi bedavaya yağdırdı.

Müttefiki ve dostu olarak, aynı silahları, dövizle satın almak istediğimizde, bize satmadı.

Halen dahi, devletimiz ve milletimizin zararına çabalamayı sürdürüyor.

Böyle müttefik düşman başına!

* İTTİFAKIN AĞABABASI ROLÜNDEKİ, OKYANUS ÖTESİNDEKİ BÜYÜK GÜÇ İSE; ZATEN HER OLAYDA; ÜLKEMİZİN VE DEVLETİMİZİN ALEYHİNE ÇALIŞTI.

Türkiye-Rusya-İran-Irak-Suriye, anlaşarak bölgemize keyiflerince şekil vermek isteyenlere engel olmalı; yaklaşmalarına bile izin vermemeli…

Türk’ün gücünü dünyaya göstermeye hazır olmalıyız…

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇÖPOSFERDEN YAŞAMOSFERE: “Tüketirken Tükenen Bir Medeniyete Son Çağrı”

    11 Ocak 2026 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Zamanın kum saati, 2008 yılında alışılmadık bir gıcırtıyla dönmeye başlamıştı. Mahşerin o kadim dört atlısının yanına, nalları beton ve çelikten dökülmüş, nefesi ozonu yırtan gri bir süvari yanaştı,. 5. Atlı. O gün, yılların vermiş olduğu yakıcı yıkıcı donanımlarıyla, o sadece bir felaketi değil, insanın kendi eliyle kuracağı metalik hapishaneyi muştuluyordu. İnsanlık, felaketi hep uzaklarda aradı. Oysa 2008 yılında penceremi açtığımda gördüğüm şey, kıyametin çoktan sessizce, metalik bir gri tonunda hayatımıza sızdığıydı. O gün adını koydum: Ma...
  • Prof.Dr. Zafer Karaer yazdı: Yalvaç’ta Bir Gazete

    06 Şubat 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yazıma çok önemsediğim bir paragrafla başlamak istiyorum. Gazetecilik mesleği ve gazetecilik sektörü(gazete, radyo, televizyon, internet gibi kitlesel yayın organları) DEMOKRATİK TOPLUMLARDA anayasanın öngördüğü üç devlet gücü; yasama-meclis, yürütme-hükümet ve yargılama-mahkemeler yanında dördüncü güç -DENETLEME GÜCÜ olarak anılmaktadır… Ankara’da doğmuş ve yaşamına Ankara’da devam eden, ancak küçüklüğümden beri ailemle birlikte her yaz Yalvaçta tatilini geçiren, 2007’den itibaren ise Yalvaç’ta toplu konutlarda bir ev sahibi olarak daha ...
  • BÜYÜK BAŞKOMUTAN, BÜYÜK TAARRUZ, BÜYÜK ZAFER…

    30 Ağustos 2024 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İkinci Viyana kuşatmasından (1683) tam 238 yıl sonra ilk defa Sakarya Meydan Muharebesinde toprak kaybedilmemiş, 22 gün 22 gece (23 Ağustos-13 Eylül) süren “HATTI MÜDAFAA YOKTUR, SATHI MÜDAFAA VARDIR. O SATIH BÜTÜN VATANDIR anlayışıyla gerçekleştirilen SAKARYA meydan savaşında kanlı çarpışmaların ardından durdurulan düşman, Sakarya Nehrinin batısına püskürtülmüş ve bağımsızlık yolunda en önemli adım atılmıştır, düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra, 26 Ağustos 1922'de Başkomutan Mustafa Kem...
  • SOKAKTAN MECLİSE BÖYLE NEREYE?..

    24 Ağustos 2024 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    O gün sabah erken kalktım. Hava sakindi. Üç gündür dağdan esen sert ve şiddetli, aynı zamanda sıcak rüzgâr dinmişti. Denize gidebilirdim. Mayomu giydim ve yaklaşık 600 metre uzaklıktaki denize hızlı adımlarla kısa sürede ulaştım. Yaklaşık 1 saat deniz kenarında yürüyüş ve yüzmeden sonra biraz yorgun vaziyette dönüş yolunda, bahçesinde etrafı temizleyen 50-55 yaşlarında zaman zaman ayak üstü sohbet ettiğim Hakan’a rastladım. Kendisi mühendisti, zamanında İstanbul da şirketleri ve iyi bir hayatı olmuş, ancak hayatın acımasız yanlarını da yaşam...