logo

reklam

YALVAÇ’I SEL ALMADAN ÖNLEM ALALIM

İçme suyu altyapısı yenileniyor, peki yağmur suları nereye akacak?

Geçtiğimiz günlerde İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde yaşanan şiddetli yağışlar ve sel felaketleri, şehirlerin yağmur suyu altyapısının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Yalvaç’ta ise geçmişten günümüze yeterince çözülemeyen yağmur suyu tahliyesi sorunu, olası bir aşırı yağışta ilçemizin karşı karşıya kalabileceği tehlikeleri akıllara getiriyor. İlçe merkezinden geçen ve geçmişteki taşkınları hatırlatan adıyla dikkat çeken Sel Çayı, Yalvaç’ın sel riskini hafife almaması gerektiğinin âdeta tarihî bir işareti. Meteorolojik veriler de önümüzdeki yıllarda yağış rejiminde önemli değişiklikler yaşanabileceğine işaret ediyor.

 

Sel Çayı’nın adı bile geçmişten bir uyarı!

Yalvaç’ın tam merkezinden geçen, yılın belli dönemlerinde su taşıyan, özellikle yaz aylarında ise çoğunlukla kurak bir görünüm sergileyen Sel Çayı, ilçemizin geçmişindeki taşkın olaylarını hatırlatan önemli bir akarsu.

Yörede, bu çayın Sel Çayı olarak adlandırılmasının geçmişte yaşanan taşkın ve sel hadiseleriyle bağlantılı olduğu anlatılıyor. Bugün çoğu zaman sakin, hatta susuz bir görünüme sahip olan çayın geçmişte çok daha güçlü aktığına ilişkin tarihî bilgiler de bulunuyor.

Nitekim Özyalvaç Gazetesi’nin 25 Mayıs 1970 tarihli 67. sayısında yayımlanan tarihî bir yazıda, Sel Çayı’nın eski adının Anthos olduğu, geçmişte nehir görünümünde aktığı ve sularının başta dericilik olmak üzere çeşitli üretim faaliyetlerinde kullanıldığı belirtiliyor.

Bu bilgiler, Sel Çayı’nın yalnızca bugün görülen su miktarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Bir akarsuyun yılın büyük bölümünde kuru kalması, aşırı yağışlarda taşkın oluşturmayacağı anlamına gelmiyor. Özellikle çevredeki yüksek kesimlerden gelen yüzey sularının kısa sürede dere yatağında toplanması, normal zamanlarda küçük görünen bir akarsuyun ani ve tehlikeli bir taşkına dönüşmesine neden olabiliyor.

Dolayısıyla Sel Çayı’nın mevcut yatağı, üzerindeki köprü ve geçişler, menfezler ve suyun doğal akışını engelleyebilecek yapılaşmaların taşkın güvenliği açısından yeniden değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.

 

Yalvaç geçmişte de sel felaketleri yaşadı

Sel tehlikesinin Yalvaç için yalnızca teorik bir risk olmadığını gösteren resmî kayıtlar da bulunuyor.

Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün il genelindeki doğal afetlere ilişkin yayımladığı bilgilerde, Yalvaç’ta meydana gelen su baskınlarında iki kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Aynı kayıtlara göre, ilçemize bağlı Bahtiyar köyünde 1963 ve 2003 yıllarında yaşanan su baskınları sonucunda toplam 19 konut ağır hasar gördü.

Geçmişte yaşanan bu olaylar, Yalvaç’ın ve çevresindeki yerleşimlerin taşkın tehlikesine yabancı olmadığını açıkça gösteriyor.

Aradan geçen yıllar içerisinde ilçenin nüfusu, yapılaşması, cadde ve sokakların fiziki özellikleri değişirken, beton ve asfalt yüzeylerin artması da yağmur sularının doğal yollarla toprağa karışmasını güçleştirdi.

Bu nedenle geçmişte yaşanan sel hadiselerinin, günümüzün şehirleşme koşulları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

 

Yağmur suyu tahliye hatlarımız ne durumda?

Yalvaç’ın yıllardır çözüm bekleyen altyapı sorunlarından biri de yağmur sularının sağlıklı şekilde tahliye edilmesi.

Geçmiş yıllarda ilçenin çeşitli bölgelerinde yağmur suyunun uzaklaştırılması amacıyla oluşturulan hatların ve kanalların zaman içerisinde yapılan yol, kaldırım ve altyapı çalışmaları nedeniyle büyük ölçüde işlevini kaybettiği ifade ediliyor.

Ancak bu hatların bugün ne kadarının kullanılabilir durumda olduğu, hangi bölümlerin kapandığı, hangilerinin ortadan kalktığı ve mevcut sistemin aşırı yağışlara karşı ne ölçüde yeterli olduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.

İlçemizde yağmur suyunun tahliyesine yönelik bazı bakım ve onarım çalışmaları yapılmış olsa da bütün mahalleleri kapsayan, günümüzün yağış koşullarına uygun, yeterli kapasitede ve birbirine entegre bir yağmur suyu drenaj sisteminin varlığı konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor.

 

İçme suyu için kazılan yollar, yağmur suyu için yeniden mi kazılacak?

Yalvaç’ta başlatılan kapsamlı içme suyu altyapı yenileme çalışmaları, ilçenin geleceği açısından önemli yatırımlar arasında yer alıyor.

Ancak çalışmaların içme suyu şebekesine odaklanması, yağmur suyu tahliyesine yönelik altyapının ne zaman yenileneceği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Bugün içme suyu hatlarının yenilenmesi amacıyla kazılan cadde ve sokaklarda, gerekli yağmur suyu tahliye hatlarının da eş zamanlı planlanması hem ekonomik hem de teknik açıdan önemli avantajlar sağlayabilir.

Aksi halde bugün kazılan, boruları döşenen ve yeniden kapatılan yolların birkaç yıl sonra yağmur suyu altyapısı için tekrar kazılması gündeme gelebilir.

Böylesi bir durum hem kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını zorlaştıracak hem de vatandaşların aynı altyapı sorunları nedeniyle yeniden sıkıntı yaşamasına neden olacaktır.

 

Meteorolojik veriler ne söylüyor? Daha az yağış, daha az sel anlamına gelmiyor!

Yalvaç’ın gelecekte karşılaşabileceği yağış ve taşkın tehlikelerini değerlendirirken Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün iklim verileri de önemli ipuçları sunuyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 1991–2020 dönemini esas alan iklim sınıflandırmasına göre Yalvaç, kullanılan yönteme bağlı olarak yarı kurak veya yarı kurak-az nemli özellikler gösteriyor. Özellikle yaz aylarında belirgin bir kuraklık görülürken, su fazlası kış mevsiminde yoğunlaşıyor.

Isparta genelindeki uzun yıllık meteorolojik ölçümler de yağışların kış aylarında arttığını, temmuz ve ağustos aylarında ise oldukça azaldığını gösteriyor.

Örneğin Isparta merkezinin 1929–2025 dönemini kapsayan uzun yıllık ölçümlerinde aylık ortalama yağış miktarı aralık ayında 85,8 milimetre, ocakta 80,7 milimetre olurken, temmuz ayında 15,7 ve ağustos ayında yalnızca 14 milimetreye düşüyor.

Bu veriler, yağışların yıl içerisinde oldukça dengesiz dağıldığını gösteriyor.

Geleceğe yönelik tahminler ise daha dikkat çekici.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 2016–2099 dönemini kapsayan iklim projeksiyonlarında, Türkiye genelinde yıllık toplam yağış miktarının azalabileceği, yağışların mevsimsel dağılımındaki düzensizliklerin ise artabileceği öngörülüyor.

Orta düzey emisyon senaryosunda Türkiye genelinde yıllık toplam yağışlarda yüzde 3 ila 6 oranında azalma beklenirken, yüksek emisyon senaryosunda yüzyılın ikinci yarısında azalmanın yüzde 18’e ulaşabileceği belirtiliyor.

Bu oranlar Yalvaç’a özel kesin tahminler değil, Türkiye genelindeki iklim modellerinin sonuçları. Ancak ilçemizin de içinde bulunduğu Akdeniz ve İç Anadolu geçiş kuşağında gelecekte kuraklık ve değişken yağış koşullarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini gösteriyor.

Uzmanların üzerinde durduğu önemli bir husus da şu: Yıllık toplam yağış miktarının azalması, kısa süreli şiddetli yağışların ve ani sellerin tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

Önümüzdeki yıllarda daha uzun kurak dönemlerin ardından kısa sürede yoğun yağışların görülmesi ihtimali, özellikle yağmur suyu altyapısı yetersiz şehirler için önemli riskler oluşturuyor.

Bu nedenle Yalvaç’ın altyapı planlamasında yalnızca geçmiş yılların ortalama yağış miktarları değil, gelecekte yaşanabilecek aşırı yağış senaryoları da dikkate alınmalı.

 

Sel Çayı ve şehir merkezindeki riskli bölgeler incelenmeli

Yalvaç’ta olası sel felaketlerine karşı yapılması gereken çalışmaların başında Sel Çayı’nın ve yağmur sularının toplandığı güzergâhların ayrıntılı olarak incelenmesi geliyor.

Sel Çayı’nın taşıma kapasitesi, dere yatağındaki daralmalar, köprü ve menfezlerin durumu, yağış sırasında çevredeki mahallelerden dereye ulaşan yüzey sularının miktarı bilimsel yöntemlerle belirlenmeli.

İlçenin eğimli bölgelerinden gelen yağmur sularının hangi cadde ve sokaklarda yoğunlaştığı, hangi mahallelerin su baskını riski taşıdığı da haritalandırılmalı.

Bu çalışmalarda yalnızca mevcut yağış miktarları değil, 50 ve 100 yıllık tekerrür sürelerine sahip tasarım yağışları gibi mühendislik ölçütleri de kullanılmalı.

Özellikle dere yatağının doğal akışını engelleyebilecek yapıların ve zamanla daralan kesimlerin belirlenmesi, olası taşkınların önlenmesinde hayati önem taşıyor.

 

Şiddetli yağmur Yalvaç’ta hayatı felç edebilir

Yalvaç’ta yağmur suyu tahliye sisteminin yetersiz kalması halinde, kısa sürede düşecek yoğun bir yağışın ciddi sonuçlar doğurması mümkün.

Başta alçak kotlarda bulunan ev ve işyerleri olmak üzere bodrumlar, depolar ve ticari alanlarda su baskınları yaşanabilir. Esnafın ürünleri, vatandaşların araçları ve ev eşyaları zarar görebilir.

Eğimli sokaklardan hızla akan sular yayalar ve araçlar açısından ciddi tehlikeler oluşturabilir. Menfezlerin ve mazgalların tıkanması halinde yollar su altında kalabilir, bazı bölgelerde ulaşım aksayabilir.

Yağmur sularının kanalizasyon sistemine kontrolsüz girmesi durumunda kanalizasyon taşmaları ve halk sağlığını tehdit eden sorunlar da ortaya çıkabilir.

Bütün bunların ötesinde en büyük tehlike, geçmişte de örnekleri görüldüğü üzere, insan hayatının kaybedilmesi ihtimali.

 

Felaket yaşanmadan harekete geçilmeli

Yalvaç Belediyesi, Devlet Su İşleri, İller Bankası, AFAD ve ilgili diğer kurumların koordinasyon içerisinde ilçenin yağmur suyu altyapısını yeniden ele alması gerekiyor.

Öncelikle geçmişte yapılan yağmur suyu hatları tespit edilmeli, mevcut hatların bakım ve temizlikleri gerçekleştirilmeli, yetersiz kalan bölümler yenilenmeli ve ihtiyaç duyulan mahallelere yeni yağmur suyu tahliye hatları yapılmalı.

Sel Çayı’nın taşkın kapasitesi incelenmeli, dere yatağı ve bağlantılı menfezlerde gerekli iyileştirmeler gerçekleştirilmeli.

İçme suyu altyapısı yenileme çalışmaları devam ederken, yağmur suyu drenaj projesinin de eş zamanlı hazırlanması, gelecekte ortaya çıkabilecek ilave maliyetlerin azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

Bütün bunların yanında vatandaşların olası sel ve su baskınlarına karşı bilinçlendirilmesi, riskli bölgeler için acil müdahale planlarının hazırlanması da gerekiyor.

 

Bugün önlem almazsak yarın çok geç olabilir

İstanbul ve diğer şehirlerde yaşanan sel felaketleri, iklim değişikliğiyle birlikte kentlerin karşı karşıya kaldığı risklerin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Yalvaç’ın ortasından geçen Sel Çayı’nın adı ve geçmişte yaşanan su baskınlarına ilişkin resmî kayıtlar, ilçemizin bu konuda tedbiri elden bırakmaması gerektiğini hatırlatıyor.

Bugün çoğunlukla kuru görünen bir dere yatağının yarın şiddetli bir yağışta nasıl davranacağını yalnızca mevcut görüntüsüne bakarak değerlendirmek mümkün değil.

Yalvaç’ın altyapısını yenilemek için önemli yatırımların gerçekleştirildiği bu dönemde, yağmur suyu tahliyesinin de öncelikli konular arasına alınması gerekiyor.

Şimdi sorulması gereken soru şu: Yalvaç’ta bir gecede çok şiddetli yağmur yağarsa, Sel Çayı’nın ve cadde sokaklarımızın taşıyamadığı sular nereye gidecek?

Bu sorunun cevabını bir sel felaketi yaşandıktan sonra değil, bugünden vermek zorundayız.

Yalvaç’ı sel almadan önlem alalım!

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.