logo

Siz hiç iş aradınız mı?


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Ülkemizde iş ve işsizlikle ilgili haberleri görünce çoğumuz acı acı tebessüm ediyoruz. Mevcut İş imkânlarını, insanların iş ararken yaşadıkları acı tatlı olayları, iş kuyruklarında ömrü geçen insanların dram dolu hayatlarını düşünüyoruz. İnsanların uygulanan istihdam yöntemi karşısındaki ümitsizliklerini hatırlıyoruz. İşsizlik karşısında yetkililerin açıklamalarını, iş arayan insanlara davranışlarını, ilgili kurum kuruluşların işsizlere yaklaşımlarını yorumluyoruz. Kendimizin veya yakınlarımızın iş ararken yaşadıklarını karşılaştırıyoruz.

Bazılarının oturdukları koltuklarından ülkemizde sanki iş varmış, insanlar iş bulamıyormuş gibi yorum yapanları dinliyoruz. İçimizden siz iş aradınız mı? Demek geçiyor. 100 kişinin alınacağı yere binleri aşan müracaat kuyruklarının adı adaletli sözlü görüşme olan elemelerden sonra ümitsizliği yaşadınız mı? İşsiz kaldığınızda eve hangi yüzle gideceğinizi hesap ettiniz mi? Hiçbir kariyeri olmayan sadece siyasi gücü olan insanlara boyun eğdiniz mi? Birkaç aylık işten sonra yine işsiz kalacağınızı düşündünüz mü? Kapanacak işyerinizin acısını çektiniz mi? Düşecek yaşam düzeyinizin yaratacağı travmaları hesap ettiniz mi? diye sormak istiyorsunuz.

Araştırdığınızda ellerinde diploması ve onca kurs belgesi olduğu halde iş bulamayan insanların çaresizlikleri ve ümitsizlikleri karşısında çok kolay iş bulanları, taşeron firmaları kullanarak sistemi kendi lehine işleten siyasi çevreleri açıkça görüyorsunuz. Onun yakını, bunun yandaşı diye en vasıfsız kişilerin bile sadece torpillerinden dolayı istihdam edildiğini, insanların adeta kaderleri ile baş başa bırakıldığını yaşıyorsunuz. Bir zamanlar haktan adaletten bahseden, dışlandığını söyleyen çevrelerin bile emellerine ulaştıktan sonra sadece kendilerini düşündüğüne ve adaleti ve eşitliği unuttuklarına şahit oluyoruz.

Ülkemizde iş pazarını organize etmesini beklediğiniz kuruluşun taşeron firmalar aracılığıyla yapılan istihdama aracı olamadığını görüyorsunuz. Resmi kurum ve kuruluşlarca yürütülen mesleki eğitim hizmetlerinin ortak planlanamadığını öğreniyorsunuz. Madem iş verilemeyecek neden bu eğitimler veriliyor diye sorduğunuz da sorularınız cevapsız kalıyor. Biz yetkilerimiz çerçevesinde sadece eğitim veriyoruz deniyor. İş piyasasını organize etmesini beklediğiniz kuruluşa neden tüm işlerin bu kuruluş aracılığı ile duyurulmadığını sorduğunuzda iş müracaatlarının tümüyle kurumda toplanmadığını öğreniyorsunuz. İş gücü piyasasında yetkili istihdam bürolarından da beklediğinizi bulamıyorsunuz. İş piyasasının tümüyle taşeron firmalara ve özel sektöre ve iş bürolarına devretmiş gibi görünüyor. Meslek kuruluşlarının ve sendikaların bu yanlış gidiş karşısında hiç etkili olamadıklarını ya da ilgi göstermediklerini anlıyorsunuz.

Bu tablonun en acı tarafı da yüzbinlerce insanın artık ümidini kaybettiğidir. Ne yapsınlar her türlü eğitim almışlar, her yere müracaat etmişler. Bırakın devlette bir iş özel sektörde bile iş bulamamışlar. İş var iş beğenilmiyor dedikleri işlerde her şeyin işçi aleyhine olduğunu görmek bile istememişlerdir. Torpilleri olmadığı için her kapıdan biz size döneriz diye gönderilmişler. Ailelerine söyleyecek biz sözü olamayanlar evladının geleceği için para kazanamayan insanlar gözyaşlarını içlerine akıtarak eş dost ve akrabalarına bir ölçüde boyun eğerek ayakta kalmaya çalışmışlardır. Aslında hepimiz bu gerçekleri yaşadık ve yaşıyoruz. Gerek kendimiz gerekse yakınlarımız aracılığıyla taşeronluk sisteminin iş ahlakı açısında ortaya koyduğu gerçekleri görüyoruz. Onca eğitimli olan insanın işsiz gezdiği bir ortamda vasıfsız insanlar için durumun daha da zorlaştığını biliyoruz.

Özellikle son yıllarda durum izlenen yanlış ekonomik politikalar sonucu içinden çıkılmaz hal almıştır. İş dünyasının içine girdiği kriz ortamının ve yanlış dış politikalar sonucu kaybedilen pazarların faturası daha da kabarmıştır. İşyerlerinin kapanması, yeni yatırımların yapılamaması işsizliğin daha da artmasına yol açmıştır. Üretmeyen sadece tüketen bir ülke haline gelinmiştir. Son açıklanan verilere göre işsizlik % 12.7 gibi yüksek bir düzeye çıkmıştır. Bir anlamda ülke ekonomisi zor bir dönem girmiştir. Sokaktaki insan işsizdir. Hızla yoksullaşmaktadır. Açlık sınırında yaşamak durumda kalan insanlarımız artmaktadır. Bir de buna çevre ülkelerden gelen milyonlarca göçmeni kattığınızda sorunlar katlanmaktadır.

Bugün işsizlikte ve ekonomik krizde geldiğimiz noktada kısa süreli projeler, iş dünyası ile yapılan toplantılarda söylenen sözler inandırıcı değildir. Siyasi beklentiler ile işsizlere verilen vaatler ve insanları ayrıştıran bir türlü gerçekleşmeyen politikalar daha da üzücüdür. Yaşanan gerçekler güneş gibi ortadadır. Bu siyasi gidiş ve ekonomik politika ile başarı olunması zordur. Kısa süreli iş programları çözüm değildir. Kazanamayan ve vergi yükü altında ezilen iş dünyasının kısa süreli projeler sonrasında istihdamları sürdürmesi kolay değildir. İş dünyası kazanırsa yeni işler açar, istihdama ihtiyaç duyar ve gerekli ortamı hazırlar.

Çağımızda işsizlik sorunun çözümü sadece özel sektöre bırakılacak bir konu değildir. İşsizlik bir ülkede yoksulluğun, ekonomik ve sosyal yönden geriye gidişin habercisidir. Son yıllarda dünyanın sorunu haline gelmiştir. Doğru, adaletli ve kayıtlı bir sistem oluşturmadan çözülecek bir sorun hiç değildir. Yöneticilerin gerçekte biz nerede yanlış yapıyoruz diye düşünmesi gereklidir. İş dünyası bu konu da yanlışlarını ve doğrularını iyi görmelidir.

İşsizlik sorununun bireylerin hatalarından çok devletin izlediği yanlış ekonomik ve sosyal politikalardan kaynaklandığı bilinmelidir. İş arayanlara eksiklikleri ve izlemeleri gereken yöntemler konusunda akıl verenler ve işsizlik konusunda politika geliştirenler onların yerine kendini koyarak düşünmelidir. Siz hiç iş aradınız mı diye soran birinin yaşadıklarına ve değerlendirmelerine kulak verilmelidir.

Share
774 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKYANUS ÖTESİNDEKİ O BÜYÜK GÜÇ, DOSTUMUZ VE MÜTTEFİKİMİZ Mİ? YOKSA, EN AZILI DÜŞMANIMIZ MI?

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    OKYANUS ÖTESİNDEKİ O BÜYÜK GÜÇ, DOSTUMUZ VE MÜTTEFİKİMİZ Mİ? YOKSA, EN AZILI DÜŞMANIMIZ MI? Kağıt üzerinde müttefikimizmiş gibi görünüyor... Fakat son yıllardaki eylemleriyle; "ülkemizi ve devletimizi haritadan silmek gibi, bir amaç peşindeymiş" gibi bir görüntü veriyor adeta! Üyesi olduğumuz Kuzey Atlantik ittifakının, patronu ve en güçlü üyesi olduğu için; bütün sırlarımızı biliyor. Bizi, bizden fazla tanıyor... Son yıllardaki davranışlarıyla umutlarını kırdığı birçok vatandaşımız; "NATO'DAN ÇIKALIM!" diyerek; duygularını belirtti...
  • YALVAÇ İL MERKEZİ OLMALI!

    06 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yalvaç, birçok il merkezinden daha çok nüfusa ve yüz ölçümüne sahiptir. Bağlı olduğu il merkezinden; her hafta ve her gün gidilip gelinemeyecek kadar da, uzaktadır! Bazı mahalleleri ve bucaklarıyla köyleri; ilçe olacak kadar nüfusa ve gelişmişliğe sahiptiler bir zamanlar. Örkenez-Kumdanlı nahiyeleri ile; Sücüllü, Gemen Güney ve Gemen Kuzey (Bayat) ve Hüyüklü köylerinin her biri; ilçe yapılacak kadar nüfusa ve üretim kapasitesine sahiptirler. Gemen sözcüğü, Latince'de; "MABEDE YAKIN" anlamına geliyor. Psidiya Antiyohiya harabeleri Ya...
  • TÜRK MUSIKİSİNİN TEDAVİ ÖZELLİĞİ

    06 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Türk musıkisiyle terapi geleneği modern tıpta yeniden keşfedilmeye başlandı. "Tümata" Türk Musıkîsini Araştırma ve Tanıtma grubu üyeleri ve öğrencileri ile yurdumuzda, Avusturya, Almanya, İsviçre ve İspanya'da tanıtım, uygulama, eğitim faaliyetleri başlamış ve devam emektedir. Avusturya Viyana Meidling Klinik’te yürütülen nöroloji projesi kapsamında, Türk müziğiyle terapi uygulaması yapıldığında, bazı hastaların komadan çıktıkları ve EEG-beyin elektrosu çekimlerinde alfa ve teta ritimlerinin arttığı ve bunun trans göstergesi olduğu tespit ed...
  • Farklı ülkelerde kooperatifçilik deneyimleri

    21 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Malta’da Kooperatifçilik ve Koperattivi Malta Malta Akdeniz’de çeşitli kültürlerin bir araya geldiği küçük bir ada gibi görünmesine rağmen tarihte ve bugün önemini koruyan yerlerden biridir. Ada yöneticileri tarihin her döneminde bu stratejik konumunu ustaca kullanmış, kısıtlı kaynaklarına rağmen sosyal ve ekonomik yönden gücünü muhafaza etmişlerdir. Geçmişte ticari ve askeri açıdan avantajını kullanan ada günümüzde Avrupa Birliğinin bir üyesi olarak ekonomi ve turizmde önemli bir merkezdir. Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı da yapan Malta kıs...