logo

reklam

Bekir Manav Yazdı: AFŞAR NAHİYELİĞİ’NİN GELENDOS’A GEÇİŞİ

Cumhuriyet dönemi arşiv kayıtlarında Avşar’dan bahsederken 50 seneden beri nahiyelik yapan diye bahseder. Halbu ki Avşar daha evvelinde kaza ondan öncede yine nahiye merkeziydi.

Önce nahiye ile köy arasındaki farktan bahsedelim. Osmanlı döneminde nahiye, kaza altında, köylerin üstünde duran idari birim adıdır.

Birkaç köy bir nahiyeye bağlanıyor ve bir tane nahiye müdürü yanında da katip görevlendiriliyordu. Askerlik, vergi gibi devletin resmi işleri takip ediliyordu.
Zannedildiği gibi nahiyeliğin kendine hasa özel bir durumu statüsü yok. Nahiye müdürü muhtarların başı gibi de bir durum yok. Nahiye müdürünün ordusu, askeri, siyasi gücü vs. hiçbir şeyi yok.

Günümüz için şöyle düşünün köyde postane yok nahiyede olur, köyde banka yok nahiyede olur gibi, resmi işlemlerin takip edildiği bir büro düşünün, devletin köylerle işlerini, irtibatını sağlayan bir birimdir nahiyelik.

Yani nahiye olacak yerin devlet işlerini sürdürmek amacıyla coğrafi özelliği, kolaylığı olan bir yer olabileceğini unutmayalım. Yani nahiye olması için bir yerin illâki nüfusça kalabalık olması şart değildir. Erişilebilir konumda olması, hızlı haberleşme sağlanması gibi etkenler ön plandadır.

Eğer öyle olmasaydı Sütçüler’de (Pavlı) Kazâsında Sanlu Köyü kayıtlıdır ve yaklaşık 2000 nüfusla çok ciddi bir nüfusu vardır. Sanlu nahiye merkezi olamazdı ve olmadı çünkü rakım olarak yüksek bir bölgeydi.

Afşar’a gelince Afşar 1481 yılında nahiyelik iken 1568 yılında tahrir defterinde kazâ olarak kaydedilmiştir. Gelendos, Bağıllı gibi bölgedeki köyler Afşar’a bağlıydı. Cumhuriyet döneminde 1930 yılında nahiyelik Afşar’dan alınarak Gelendost’a verilmiştir.

Hatta bunun sebebi olan Atatürk ve Hafız İbrahim gibi şahsiyetlerin aralarındaki münasebet olduğunu söyleyenler, iddia edenler bile olmuştur.
Halbuki nahiyelik, Afşar’dan 1930 yılından önce de Gelendost’a verilmek istenmiştir.

Belgesiyle anlatayım, belge 1892 yılına ait olup günümüz Türkçesiyle şöyledir:
8 Kanun-ı Evvel 1308 [20 Aralık 1892]

“Yüce Sadrazamlık Makamına,
Afşar nahiyesinin merkezi olan Afşar’da, bazı rütbe sahipleri ve eşraf tarafından yapılan müdahaleler sebebiyle nahiye müdürlüğüne tebliğ edilen resmî emirler hükümsüz kalmaktadır.
Bu sebeple nahiye merkezinin, Afşar’a kıyasla hane ve nüfus bakımından daha kalabalık ve büyük olan, ayrıca nahiyenin ortasında bulunan Gelendos köyüne nakledilmesi hakkında Konya Vilayeti tarafından gönderilen yazı, ekiyle birlikte sunulmuştur.
İleri sürülen hususlar dikkate alındığında, bildirilen teklif uygun ve yerinde görülmüştür. Bununla birlikte gereğinin yerine getirilmesi, Yüce Sadrazamlık makamının iznine bağlıdır.
Bu hususta emir ve karar Sadrazamlık makamınındır.”

Yani belge diyor ki Afşar’daki rütbe sahipleri ve eşraflar, yani Afşar’daki dere beyleri, ağalar, rütbeliler, nahiye müdürüne gelen emirleri engelliyor, nahiye müdürüne iş yaptırmıyor, baskı altında tutuyor, efelik yapıyor, mobing uyguluyor, tehdit ediyor (benim yorumum) diyor.

Peki bu nasıl olur?

Buradan anlaşılıyorki bahsi geçen 1890’lı yıllarda Afşar’da yerel halkın üstünde ciddi nüfuzlu zengin, güçlü ağalar var. Muhtemel bunlar 2-3 sülale kadar olup tüm bölgenin de toprak ağalarıdır ki işaretler Yılanlıoğullarını gösteriyor. Nahiye müdürünede engel oluyorlar.

Örneğin nahiye müdürü vergi alacak, ‘Hoop alamazsın o benim yeğenim,’, nahiye müdürü asker kaçağını aldı zaptiyeye verecek ‘Hoop dur o benim ailemden alamazsın,’ gibi benzeri şekilde nahiyede resmi işleri yaptıramaz durumda bırakmış. Nahiyeye gelen haberleri, belgeleri nahiye müdüründen önce kontrol altında tutan bir nevi devlet üstünde devlet gibi hiyerarşiyi bozan bir taşra yapısı var. Bu sebeplerden dolayı nahiye müdürünün işlerini rahatlıkla yapabileceği, ayrıca nahiye ortasında yer alan, Gelendos’un nahiye merkezi olarak taşınması sadrazamlığa sunulmuş.

Burada Gelendos’un nahiye ortasında olmasının da önemi vurgulanıyor.
Şöyle düşünelim, günümüzde bile çoğu köyler komşu ile daha yakınken bağlı oldukları ilden şikayetçidirler. Pazara, sanayiye, işlerimizi görmeye komşu il daha yakın oraya giderken, bağkur, maliye vs. resmi işlemler için bağlı olduğumuz ile gitmek bize mesafe uzun olduğu için zor oluyor derler.

Aynı bunun gibi Şaraphane yani Esinyurt o dönemde Afşar’a bağlı.
O dönemde Esinyurt’ta yaşayan bir vatandaş askerlik, vs bir resmi iş için Gelendos’un içinden geçerek Afşar’a gidecek. Halbu ki Gelendos daha yakın, keza Yaka içinde aynı. O dönemde merkep bulan bile zengin sayılırken insanların yaya olarak çektikleri zahmeti düşünün.

Eee peki neden Afşar o zaman nahiye hatta kaza idi eskiden.

İşte mesele burada.

O dönemde bugünkü gibi konya yolu yok. Asıl yol Yalvaç, Hoyran gölü kıyısından doğrudan Afşar’a geliyor, Afşar’dan da Eğirdir gölü üzerinden Eğirdir’e kayıklarla ulaşım sağlanıyordu.

Yani o tarihlerde Afşar kaza içinde nahiyelik içinde ulaşım açısından en ideal idari birimdi.

Ama konya yolu açılında, Hoyran’daki canlılık bitince Afşar coğrafi anlamda içeride kalmış oldu.

Bakın 22 Ekim 1892 tarihli belge ne diyor:

Hamidabad Sancağı Mutasarrıflığı Yüce Makamına,
Afşar nahiyesi müdürlüğünün merkezi olan Afşar’da, bazı rütbe sahipleri ve eşraf tarafından yapılmakta olan müdahaleler sebebiyle nahiye müdürlüğüne tebliğ edilen resmî emirler hükümsüz kalmaktadır. Bu durumun devam etmesi, hükümetin itibar ve otoritesini zedeleyecektir.
Bu sebeple, Afşar’a kıyasla hane ve nüfus bakımından daha büyük olduğu bilinen ve nahiyenin tam ortasında bulunduğu açık olan Gelendos köyünün nahiye müdürlüğü merkezi olarak kabul edilmesi hususunda, muhterem Mutasarrıflık makamının yüksek izin ve müsaadelerinin verilmesi arz olunur.
Bu hususta ve her hâlükârda emir ve ferman, emir sahibi yüce makamındır.
10 Teşrin-i Evvel 1308 [22 Ekim 1892]

Belge açıkça Afşar’da devletten üstün irade var, nahiye müdürünü aşan olaylar var, ayrıca Gelendos nahiyeliğin ortasında bu sebeple nahiyelik taşınsın diyor.

Ne zaman? 1892 yılında daha Hafız İbrahim 9 yaşında çocuk bu yılda. Atatürk 11 yaşında çocuk.

Afşar’ın nahiyeliğinin değiştirilmesini bir yerlere, birilerine bağlamaya gerek yok, zaten daha önceden de bu denenmiş.

Peki nahiyelik bu tarihte değişmiş mi? Hayır. Bunu başka bir belgede anlıyoruz.

Sene 1893
Konya Vilayeti Yüce Makamına
6 Şevval 1310 / 11 Nisan 1309
Vilayetiniz dâhilinde bulunan Afşar nahiyesinin merkezi olan Afşar’da, bazı eşraf ve rütbe sahiplerinin müdahaleleri sebebiyle nahiye müdürlüğüne tebliğ edilen resmî emirlerin hükümsüz kaldığı belirtilerek, nahiye merkezinin Gelendos köyüne nakledilmesi hususunda tarafınızdan yapılan bildirim üzerine, Şûrâ-yı Devlet Dâhiliye Dairesi tarafından hazırlanan mazbata Meclis-i Mahsûs-ı Vükelâ’da okunarak görüşülmüştür.

Söz konusu nahiye merkezinin değiştirilmesi için ileri sürülen sebepler kabul edilmeye değer görülmediğinden, nahiye merkezinin yine Afşar köyünde bırakılması ve oradaki ileri gelenlerin resmî emirlere müdahalesi gibi uygun olmayan durumların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, vilayetinize gönderilen 18 Mart 1309 tarih ve 133 numaralı yüksek tezkirede bildirilmiştir.

Bu sebeple, söz konusu tezkirenin gereğince konunun değerlendirilmesi ve uygun görülen işlemlerin yerine getirilmesi hususunda gerekli gayretin gösterilmesi rica olunur.

Yani devlet diyor ki bunun için nahiyelik değişmez, önlem alın, tedbirlerinizi alın diyor değiştirmiyor. Ama bu durum uzun sürmeyecekti tabi.

Aslında bu belgeler 1892-93 yılında Afşar’daki derebeyliğin ne derece etkin olduğunu gösteriyor. Hoyran bölgesinde başka bir bölgede Yılanlıoğlu Ali Ağa’nın etkisini geçen paylaşımlarımda yapmıştım.
Hoyran bölgesi, en büyük etkileşim alanlarından biriydi.

Kaynaklar:
[1] Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Dâhiliye Nezâreti Mektubî Kalemi (DH.MKT.), nr. 2034/116, 5 Cemâziyelâhir 1310 [25 Aralık 1892].
[2] Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Şûrâ-yı Devlet (ŞD.), nr. 2608/38, 22 Şaban 1310 [11 Mart 1893].
[3] Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Dâhiliye Nezâreti Mektubî Kalemi (DH.MKT.), nr. 18/2, 6 Şevval 1310 [23 Nisan 1893].

Bekir MANAV

 

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.