logo

reklam

Isparta’da yer isimleri neden değişti?

Isparta tarihini bilenler ve merak edenler çok sayıda yer adlarının değişime uğradığını iyi bilirler. Bunlara en basit örnekler, Ağros’un Atabey olması, Pavlu’nun Sütçüler olması, Findos’un Gökçeli olması gibi çoğaltabiliriz. Bu sadece Isparta’ya has değil esâsen yıkılan bir İmparatorluğun yeni düzene evrilmesiyle tüm Anadolu’da gerçekleşmiş bir yenilikti.

1913 yılından 1983 lü yıllara kadar Türkçe olmayan yer adlarına yönelik bir siyasi hareket gelişti. Coğrafyanın değişen demografik yapısı için bu isim değişiklikleri kaçınılmaz görünmüştü. Basit bir örnek verecek olursak, Ermeniler gittikten sonra onların yaşadıkları yerlerin adları Türkçe isimlerle değiştirildi. Mesela Ermenice olan Karpert – Harput oldu, Çabakçur – Bingöl oldu, Noraşen – Güroymak oldu.

Rumlar gittikten sonra da Rumca olan yer adları Türkçe isimlerle değiştirildi.

Mesela Rumca olan Potamia- Güneysu oldu, Makri – Fethiye oldu, Neopolis – Kuşadası oldu. Isparta’da Geyran – Direkli oldu, Diyadin – Yazısöğüt oldu, Ağros – Atabey oldu, Findos – Gökçeli oldu.

Böylelikle milli şuur, isimlerle pekiştirilerek ihanete uğramış Türk Ulusu’nun bölücü unsurlardan fiili olmakla beraber kültürel anlamda da ayrışmış, temizlenmiş olması düşünülmüştü.

Peki bu doğru muydu?

Dönem itibariyle etnik azınlıkların cihan harbi ve milli mücadele döneminde çoğunluğunun düşman kuvvetleri lehine tavır almaları, muhbirlikleri, ihanetleri göz önünde bulundurulduğunda artık yeni cumhuriyetin vatanını seven öz kimlikleriyle kurulacağı inancı itibariyle doğru bir karardı. Ancak günümüzde buna gerek var mı diye sorarsak farklı bir pencereden izlediğimizde tarihin yansıması olarak ve içimizde etnik ayrıcalığın tehlike olmadığı coğrafyalar için gerekli görülmeyebilir.

Isparta’da tespit edilen 46 yer adı isim değiştirmiştir.

Ülke genelinde 12 binin üzerinde köy ve kasaba, 4 binin üzerinde de dağ ve coğrafya adı değiştirilmiş toplamda 28 bin isim değişikliği meydana gelmiştir.

1916 yılında azınlıkların gönderildiği zamanda Harbiye Nazırı Enver Paşa şöyle bir emir yayınladı.

“Memalik-i Osmaniyye’de Ermenice, Rumca ve Bulgarca, hasılı İslam olmayan milletler lisanıyla yad edilen vilayet, sancak, kasaba, köy, dağ, nehir, ilah. bilcümle isimlerin Türkçeye tahvili mukarrerdir. Şu müsaid zamanımızdan süratle istifade edilerek bu maksadın fiile konması hususunda himmetinizi rica ederim.”

Enver Paşa’nın Türkçeye verdiği önem ve güvenlikle beraber, sürdürülebilir iskân politikası çok sayıda destek aldı ve uygulandı.

Ancak savaş dönemi olduğu için değişen isimler, resmi yazışmalarda sorun oluşturdu. Bu sepeple isim değişiklikleri bir müddet rafa kaldırılmıştı. Enver Paşa ve dönemin iktidarı olan İttihat ve Terakki harp sonunda yıkılınca değişikliklerde durmuştu.

Yeni Cumhuriyet’in de artık arınmış olan Anadolu coğrafyasında etnik azınlıklardan kalan isimlerin değiştirilmesi yine elzem olmuştu. Öyle ki dönem haritalarında karadenizde LAZİSTAN, doğu da KÜRDİSTAN, ERMENİSTAN gibi bölgede yaşayanların kasdedildiği yer adları kullanılmaktaydı. Bütün bunlar yasaklandığı gibi sadece İstanbul’da 1927’de 6 binin üzerinde sokak, cadde, yer adı değiştirildi.

Örneğin Ağros 1926 yılında ATABEY adını aldı. Fandas Köyü – Koçtepe adını aldı.

Artık Osmanlı dönemindeki gibi, Rum, Ermeni, Yahudi vs. gibi kendi mini lokal idarelerinin oluştuğu, kimlikler kalmamış ve bunun izleri öz Cumhuriyet anlayışıyla Türkleştirilmişti.

1950’li dönemde Demokrat Parti döneminde de, alaycı olan, komik duruma düşüren, anlamları modern Türkçe’de farklı anlaşılan isimler de Türkçe olsa bile değiştirildi. Kürt, Laz, Çerkes, Muhacir gibi isimler veyahut da göçmenlerin göç etmeden evvelki yer adlarının yeni yerlerine verilen isimleri gibi bölücük olmasın düşüncesiyle isim değişikleri gerçekleştirildi.

Ayrıca kilise, çan, kızıl gibi adlarda da değişikliklere gidildi.

1952’de Ad Değiştirme Kurulu adı altında toplanan kurulun görevi tamamen bunu uygulamaktı. Belediye yetkilerinde olan sokak, cadde, park vs. isimlerini bu kurul değiştirdi. Kurulda öğretim görevlileri, Genel kurmay yetkilileri, Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanlığından oluşan yetkililer bulunmaktaydı. 1978 yılına kadar Türkiye’deki köy, kasaba ve coğrafya adlarının %35’inin adını bu kurul değiştirdi.

1963 yılında Giresun-Geresin- GÜNEYKENT adıyla bugünkü halini aldı.

Şayet bu değişiklik olmasaydı bugün Isparta’da Selânik Mahallesi, Bulgar Mahallesi, Muhacir Mahallesi gibi mahalleler yer adları görecektik.

1983 yılında darbeden sonra yeniden bir ad değiştirme komisyonu oluşturuldu ve 280 köyün adı bu komisyonca değiştirildi. Örneğin: Direskene – Yuvalı oldu.

Tabi tüm bunlar olup bitmişken bazı isim değişikliklerini de yerel halk talep etmiştir.

Örneğin: 1985 yılında Eğridir adından şikayetçi olan halkın talebiyle – Eğirdir adı resmileşmiştir. Ancak Eğirdir’in hâli hâzırda adı zaten Eğirdûr, Eğirdir iken Eğridir’e dönmüş ve en son tekrar günümüzdeki adıyla Eğirdir olmuştur. Yani eskiden de Eğirdir’in adı (Osmanlı döneminde) Eğirdir idi. Hamidoğulları döneminde Felekâbad, Roma döneminde Akrotiri.

Isparta ise arşivlerde HAMİD İLİ – HAMİD – HAMİDÂBAD SANCAĞI, yani Hamid’in âbad ettiği, bayındır ettiği, îmar ettiği, güzelleştirdiği anlamında sancak adı kullanılsa da kazâ olarak Isparta adını kullanılmış bugünkü Isparta merkezi 8 asırdır aynı isimde olup değişime uğramamıştır.

Osmanlı dönemindeki adının değiştiği bâzı yer adlarımız şu şekildedir.

Ağros – Atabey

Pavlu – Sütçüler

Direskene – Yuvalı

Diyadin – Yazısöğüt

Lağus – Yakaören

Giresun – Güneykent

Tahtacı – Bademli

Findos – Gökçeli

Mihail – Yeşilköy

Hazergrad – Yeşilyurt

Selköşe – Güldallı

Fandas – Koçtepe

Kartoz – Yaylabel

Keser – Kesme

Badap – Pınarköy

Güney – Çay

Kiçibağlı – Bağıllı

Cire – Balkırı

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.