• Muharrem İNCE – Cumhurbaşkanı Adayı
  • UYAROĞLU SARRAF
  • S.Sadi BİLGİÇ Isparta Milletvekili Adayı

logo

Yeşil büyüme ve yeşil işler


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Dünyada çevre sorunlarının ve olumsuz etkilerinin artırması, ortaya çıkan global ekonomik ve sosyal sorunlar bazı kavramların hayatımıza girmesine sebep olmuştur. Örneğin, yeşil büyüme ve yeşil işler daha önce dile getirmediğimiz tanımlamalardır. Tabii bu kavramlar çevre sorunları nedeniyle dünyada uzun süredir yaşanan ekonomik krizlerin, doğal afetlerin, açlık ve yoksulluk sorunların ardından karşımıza çıkmıştır.  Çevre sorunları konusunda başlangıçta bu gidişe sessiz kalan iş ve politika çevreleri bile gelinen noktada ortaya çıkan vahim tablo karşısında çözüme ortak olmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Çevrenin korunması ve kaynakların verimli ve dengeli kullanılması noktasında dünya bir araya gelmiştir.

Hızla sanayileşen, şehirleşen, nüfusu artan ve doğal kaynakları yetersiz hale gelen dünyada hammadde ve enerji sorunlarını çözme yönünde politika arayışları ön plana geçmiştir. 1970’lerde sadece çevre sorunları ve çözümü olarak konu ele alınırken 1980’lerden sonra olayın ekonomik ve sosyal boyutu ve geleceği de dikkate alınmaya başlamıştır. 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu (WCED) tüm bu konuları kapsayan ve sürdürülebilir kalkınmayı da kapsayan Bruntland raporu olarak bilinen Ortak Geleceğimiz Raporunu yayınlamıştır.

Konu 1992 yılında Rio Janeiro’da gerçekleştirilen BM Çevre ve Kalkınma Konferansında (UNCED) daha da kapsamlı değerlendirilmiş ve sürdürülebilir kalkınmanın ilkeleri konusunda uluslararası ölçekte ortak bir karara varılmıştır. Bu süreç gelişerek devam etmiştir. Ülkeler sırasıyla dünyayı tehdit eden bu küresel soruna bulmak amacıyla uluslararası platformlar etrafında toplanmış, belirlenen politikalar ve anlaşmalar çerçevesinde kararlar imza altına almıştır. Gündem 21, Binyıl Kalkınma hedefleri, Johannesburg Uygulama Planı, BM’nin İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Kalıcı Organik Kirleticiler ile ilgili Stockholm Sözleşmesi, Ozon tabakasını incelten maddelere ilişkin Montreal Protokolü ve Kyoto Protokolü bu sürecin yol haritasını ortaya koymaktadır.

Bu uluslararası kararlara imza atan hükümetler çevre ve kalkınma konusundaki politikalarını bu anlaşmaları, sözleşmeler ve protokolleri dikkate alarak belirlemeye başlamışlardır. Dünyada 2008 yılında yaşanan ve etkilerini günümüzde de devam ettiren ekonomik krizin yarattığı ekonomik ve sosyal etkiler yeliş ekonomi ve yeşil işler kavramının daha da ön plana çıkmasına neden oldu. Yoksullaşan, üretim gücü zarar gören dünya 21 yüzyılda sürdürülebilir kalkınma için yeni bir yol haritasına ihtiyaç duymaya başladı. Krizlerin ortaya çıkmasını engelleyecek sürdürülebilir politikalar önem kazanmaya başladı. İşte yeşil büyüme diye tanımlanan çevreyi ve insani değerleri dikkate alan dengeli ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınmayı öngören bir büyüme modeli ortaya çıktı. Çevrenin korunmasını ve insanın refahının artırılmasını dikkate alan yeşil büyüme ile üretim teknolojilerinde ve istihdam politikalarında büyük bir dönüşümü de gündeme getirdi.

Yeşil büyüme dünyada yeni kavramlarla birlikte, yeni ekonomik sektörleri ve hizmetleri de ortaya çıkardı. Çevreye duyarlı yeni işler, sosyal fayda sağlayan ve gelir getiren işler ve işgücü piyasası ortaya çıktı. Yeşil işler çevreyi ve doğal kaynakları koruyan, geliştiren sürdürülebilir kalkınmayı ve yeşil büyümeyi destekleyen, insani değerleri dikkate alan işler olarak tanımlanmaya başlandı.

Yeşil işleri ortaya çıkaran yeşil büyüme üretim kadar istihdamda ve işgücü piyasasında önemli değişikliklere yol açmaya başladı. Yeni iş alanları ile birlikte yeni eğitim ve iş tanımları da yaratıldı. Dünyada yaşanan ekonomik kriz ve işsizlik karşısında nitelikli büyüme ile çözüm için yeni alternatifler gündeme geldi.  Yeşil büyüme ile ortaya çıkan yeşil ekonomi diye de adlandıracağımız ekonomi modeli ekonomik yaklaşımı içinde çevreyi ve insanı merkezine koyan bir yaklaşımdır.

Dünyadaki bütün ülkeler sürdürülebilir bir kalkınma için çevreyi ve doğal kaynakları dikkate alan politikalar belirlediklerini söyleseler de bazı çevrelerin menfaatleri için bu kararlarını hiçe saydıkları görülmektedir. Bu durum hiç şüphesiz insanlığın aleyhine ve yeşil büyümenin ortaya konulan kurallarına ve kararlarına ters uygulamalardır. Gerek ulusal gerekse uluslararası alanda bir kısım çevrelerin ticari beklentilerinden çok insanlığın geleceğine ve refahına hizmet edecek politikalar geleceği belirleyecek sürdürülebilir kalkınmanın önünü açacak kararlara ihtiyaç vardır. Gerçekte yeşil büyümeden ve yeşil ekonomiden insanlığın beklentisi budur. Aksi halde yeşil ekonomi ve yeşil işler 21 yüzyılda sorunlara çözüm getirecek yollar açmak yerine yeni sorunları da gündeme getirecektir.

Etiketler: »
Share
1424 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Özelleştirmeler Ülkeye Zarar Verdi

    18 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Bugün özelleştirme ile ilgili ısrarlı politikaların yeniden gündeme alınmasını görünce yıllar önce Özal'ın çizdiği pembe tabloları hatırladım. O yıllarda bu politikayı savunanlar kamu işletmelerinin iyi yönetilemediğini, verimli çalışamadığını, haksızlıklar ve yolsuzluklar olduğunu, kamu zararının ekonomide kara delikler açtığını, hatta devlet tarafından yönetilen ve zarar eden kooperatiflerin bile borçlarından dolayı tesislerini özelleştirilmesi gerektiği açıklanmıştı. O yıllarda uygulamaya konan politikalar çerçevesinde kamuoyunda pompalan...
  • Partiler ve adaylar dikkat! Seçmeni seçim sistemiyle ilgili bilgilendirmelisiniz…

    17 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Birkaç yazıdır, seçim sistemi ve düzeniyle ilgili yazılar yazınca, hiç beklemediğim bazı tepkiler aldım. Aldığım tepkilerin çoğunun ortak yönü şu: Ben bu konunun böyle olduğunu bilmiyordum, ben böyle hesaplandığını bilmiyordum. Hakikaten beklediğimin üzerinde ilgi oldu yazılara, bu da net bir biçimde şunu ortaya koyuyor: Oy kullanacak seçmenin büyük çoğunluğu, atacağı oyun milli iradeye nasıl yansıyacağını bilmiyor. Bu bakımdan, iktidar ya da muhalefet fark etmez, seçime giren tüm parti ve adayların bu seçim sistemini öncelikle seçmenl...
  • Mevcut seçim sistemi değişmezse, Türkiye istikrarsızlık girdabından çıkamaz

    09 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    16 Nisan 2017 referandumu ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi. Bu sisteme geçiş için çıkarılan uyum yasalarının arasında Milletvekili Seçim Kanunu da bulunmaktaydı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dayatmasıyla milletvekili seçimi için getirilen ittifak modeli, yeterince iyi düşünülmeden, tartışılmadan uygulamaya konuluyor. Önümüzdeki 24 Haziran seçimlerinde, seçmen olarak cumhurbaşkanı için ve milletvekillikleri için oy kullanacağız. Eğer, ilk turda cumhurbaşkanı adaylarından biri % 50+1 oya ulaşamazsa iki hafta sonra, seçimde...
  • Yeni seçim sistemine göre milletvekilleri nasıl dağıtılacak?

    07 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    24 Haziran seçimlerinde Türkiye, 1980 Anayasasıyla uygulanmaya başlanan % 10 barajlı d’Hondt sistemini uygulamayı sürdürecek. Ancak, sisteme eklenen önemli bir yeniliğin pek çok kişi tarafından yeterince bilinmediği görülüyor. Seçim sistemine getirilen yenilik, partilerin bir ittifak çatısı altında seçime girebilmesine imkan sağlanmasıdır. Söz konusu değişiklik 16 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenlemenin 21. maddesinde 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun “Bir seçim çevresinde siyasi...
ev eşya depolama eşya depolama