• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

YARATICI BEYİNLER


Prof.Dr. Hulusi Doğan
hulusidogan@mu.edu.tr

Yenilik ve yaratıcılık kavramları günümüzde sıkça duyulur oldu. Bu kavramlar arasındaki ilişki ya da farkların karıştırıldığını da görebilmekteyiz. Öncelikle yaratıcılık en basit şekliyle “yeni fikirler, yeni hayaller ve çözümler üretebilme becerisi, potansiyeli” olarak tanımlanabilir. Yenilik ise “yeni fikir ve çözümlerin eyleme dönüştürülmesi”dir. Örneğin siz hem havada hem de yerde giden bir otomobilin hayalini kurabilirisiniz. Bu hayaliniz yaratıcılıktır. Her ne zaman bu hayalinizi eyleme döküp, bu aracı üretirseniz bir yeniliği gerçekleştirmiş olursunuz. Dolayısıyla yaratıcılık, “yeniliğin beslendiği kaynak” olarak tanımlanabilir. Ancak yaratıcılığın hiçbir maliyet ve riski yokken, tersine yenilik için bir bedel ve riski göze almanız gerekir. Yatağa uzanıp havada ve yerde giden otomobili hayal etmekle cebinizden bir şey çıkmaz. Ama ne zamanki o otomobili somuta dönüştürmeye (üretmeye) çalışırsınız işte o zaman bir bedel ödemeyi ve riski göze alırsınız. Burada başarısız olma ve yaptığınız harcamaların heba olma riski söz konusudur.

Öte yandan yaratıcılık tüm yenilik ve buluşların hammaddesi, beslendiği ana merkez olduğuna göre geliştirilmesi kaçınılmazdır. Dünyada hız kesmeyen rekabet ve sonu gelmeyen yenilikler düşünüldüğünde, zengin bir yaratıcılık havuzuna ihtiyacımız olduğu çok açıktır. Dolayısıyla Dr. James Kaufman ve Dr. Ronald Beg’in geliştirdiği “yaratıcılık evreleri” modeli yaratıcılığımızı görmek ve geliştirmek için bizlere basit bir rehber olabilir (kaynak: four c model of creativity, Walden University).

Dr. James C. Kaufman ve Dr. Ronald Beg yaratıcılığın (creativity) gelişimini 4 evreye (düzeye) ayırmaktadır. İlk aşama kişinin kendi çapında ve zevk alıp hoşlandığı basit yaratıcılık düzeyidir. Çocuğunuzun okula gidip resim dersinde yaptığı resmi eve getirip kendi odasına asması buna örnek verilebilir. Çocuk için anlamlı ve değerli olan bu yaratıcılık düzeyi mini-yaratıcılık (mini-creativity) olarak isimlendirilmektedir. Sonraki evre yaratıcılığın geribildirim ve katkılarla biraz daha geliştirildiği ve diğer insanlarca da değer görmeye başladığı az-yaratıcılık (little-creativity) aşamasıdır. Çocuğunuzun resimdeki ilerlemesini görüp onu takdir ederek, yaptığı resmi evinizin salon duvarına asmanızdır. Sonraki evre yaratıcılığın daha da geliştirildiği profesyonel-yaratıcılık (professional-creativity) aşamasıdır. Artık yetenekler profesyonel düzeyde ve profesyonel ortamlarda sergilenmektedir. Çocuğunuzun resimlerinin başka insanlarca da beğenilip galerilerde sergilendiği, evlerin duvarlarını süslediği dönemdir. Yaratıcılıktaki son evre ise büyük-yaratıcılık (big-creativity) aşamasıdır. Bu döneme yaratıcılığın zirvesidir diyebiliriz. Yeteneklerin şaheserler verdiği, tüm uzmanlarca kabul ve saygı gördüğü evredir. Çocuğunuzun ve tablolarının artık tüm dünyada tanındığı, döneminin en büyük sanatçısı olarak kabul edildiği son evredir. Van Gogh, Beethoven, Einstein, Newton bu evreye gelmiş kişiler olarak örnek verilebilir. Bu evreleri sanattan spora, teknolojiden gastronomiye hayatın her alanına uyarlamamız olanaklıdır.

Dr. James C. Kaufman ve Dr. Ronald Beg’in bu modelini kim ne kadar benimser, ne düzeyde kullanır ya da kullanmak ister onu bilemeyiz. Ancak bildiğimiz şuki rekabette yenilikler hız kesmeyecek görünüyor. Güçlü ve gelecekte var olabilmek için yeniliklere, yenilikler için de her zaman yaratıcı beyinlere ihtiyacımız olacak. Yaratıcı beyinlerin de baskılayıcı değil, daha çok tetikleyici ortamlarda hayat bulduğunu görmekteyiz. O halde hepimiz kendimize şu soruyu soralım; anne-baba olarak evlerde, öğretmen olarak okullarda, yönetici olarak kurumlarda, işveren olarak fabrikalarda, siyasetçi olarak partilerde, büyükler olarak toplumda yeni fikirlere, yeni hayallere, yeni önerilere ne derece açığız ve bunları teşvik etmekte miyiz? Aile yapımız, eğitim sistemimiz, yönetim felsefemiz daha çok yaratıcılığı teşvik mi eder, yoksa baskılar türde midir?  Sizce ülkemizdeki yenilik ve buluş sayısıyla bunların bir ilişkisi var mıdır? Yaratıcılığın hiçbir maliyet ve riski yokken, bizde bir bedeli var mıdır, olabilir mi?

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Avrupa Birliği fonlarından nasıl faydalanırız?

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Avrupa Birliği Fonları hakkında çokça merak edilenleri bu yazımda toparlamaya çalıştım. Bilindiği gibi sadece Avrupa Birliği’ne üye ülkelere değil, Avrupa Birliği’ne üye olmak için başvuruda bulunan ve resmi olarak adaylığı tanınmış ülkelere de özel mali destekler veriliyor. Türkiye’nin sahip olduğu aday ülke statüsü nedeniyle, katılım öncesi yardım adı altında oluşturulmuş mali yardımlardan faydalanmak mümkün. Şirket sahipleri, şirketlerinin Avrupa Birliği fonlarına uygun olup olmadıklarını, Avrupa Birliği fonlarından nasıl faydalanabilecekler...
  • Pisidia Antiokheia’nın ve Yalvaç’ın Su Sistemi

    12 Haziran 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Antiokheia, Sultan Dağlarının uzantısı olan 1236 m yüksekliğinde batı bakışımlı bir tepe üzerine, Hellenistik krallıklarından Selevkid Hanedanlığı tarafından MÖ 3. yy başlarında kurulmuştur. Yalvaç Ovasına hâkim bir konumda olan yerleşim yerinin doğusunda, Anthios (Yalvaç) Çayı derin bir vadi içerisinden akmaktadır. Kentin hemen batısında da yaz aylarında suyu oldukça azalan bir dere bulunmaktadır. Antik Dönemde bir kentin yer seçiminde en önemli unsur su idi. Antiokheia’nın kurulduğu yerde doğal su kaynağının olup olmadığı hala cevabı bulunama...
  • İYİ PARA, İYİ İNSAN

    08 Haziran 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İyi insan kimdir? İnsan ile para arasında nasıl bir ilişki vardır? İnsanın iyisi kötüsü olur da, paranın iyisi kötüsü olmaz mı? İnsanlık parayla mıdır? Parayla insanlık bozulmuş mudur? Bunun gibi birçok soruyu hem çevremizde duyabilir, hem de kendimize sorabiliriz. Öncelikle iyi insanı tarif etmeye çalışalım. İnsanlara, tüm canlılara ve doğaya sevgi dolu olan, yardımsever, güleryüzlü, vicdan ve merhamet sahibi olan kişilerdir. Bu kişiler kendi haklarını bilir, başkalarının haklarına da titizlikle saygı gösterirler. Apartmanda, pazarda, marke...
  • DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNDE SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZ

    07 Haziran 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Devlet, milletin örgütlenmiş halidir. Milletler; kendi güvenliğini sağlamak, insanlar arasındaki ekonomik, ticari ve sosyal ilişkileri düzene koymak, vergi toplayıp millet yararına işler yapmak için kişiler tarafından temsil edilen ve kişilerin çalıştığı bir takım kurumlar oluşturur. Millet tarafından oluşturulan kurumların toplamına Devlet denir. Devlet kurumlarında çalışan her kademedeki en yüksek mevkiden en alt mevkiye kadar Milletvekilinden, Başkanına, Bakanlarına, Generallerine, Genel Müdürlerine, Yüksek Yargı Mensuplarına kadar ...