logo

reklam
23 Nisan 2026

Yalvaç’ta SİT ve koruma kararları vatandaşın elini kolunu bağlıyor

İlçemizde tarihi ve kültürel mirasın korunması amacıyla uygulanan SİT ve koruma kararları, mülk sahiplerini zor durumda bırakıyor.

İlçemizde özellikle kentsel ve arkeolojik SİT alanı içinde kalan çok sayıda ev ve arsa, getirilen sıkı kurallar nedeniyle ya kullanılamıyor ya da ekonomik olarak değerlendirilemiyor.

Yalvaç’ın tarihsel kimliğini oluşturan önemli bölgeler, başta Pisidia Antiokheia Antik Kenti çevresi olmak üzere geniş bir alanı kapsarken, bu alanlar Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı koruma kurullarının denetimi altında bulunuyor. SİT statüsü, taşınmazların korunmasını amaçlasa da, uygulamadaki sınırlamalar mülk sahiplerinin günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.

Uzmanlara göre Türkiye’de SİT alanları genel olarak “arkeolojik, kentsel ve doğal SİT” olmak üzere üç ana kategoriye ayrılıyor. Arkeolojik SİT alanlarında yapılaşma büyük ölçüde yasaklanırken, kentsel SİT alanlarında ise mevcut yapıların korunarak yaşatılması esas alınıyor. Ancak bu alanlarda yapılacak en küçük tadilat dahi, ilgili koruma kurulundan izin alınmasını gerektiriyor.

Yalvaç’ta bu konuda sıkıntı yaşayan hemşehrilerimiz, “Evlerimiz ya da arsalarımızla ilgili alınan kararların bir kısmının işin esasından oldukça uzakta olduğunu düşünüyoruz. Özellikle Tekin Bayram zamanında yapılan kentsel SİT çalışmalarının hedefine ulaşmadığı gibi pek çok yerde imar düzenlemelerini ve yapılaşma çalışmalarını kilitlemelerinin yanı sıra, koruma altına alınan yapıların hiçbir şey yapılmadan çürüyüp gittiğini de ne yazık çaresizlikle ve üzülerek izliyoruz. Amaç hasıl olmadı, evlerimiz de çürüyüp gidiyor.” dediler.

Yalvaç’ta evleri koruma altına alınan vatandaşlar, evlerini restore ettirmek istediğinde sürecin hem uzun hem de maliyetli olduğuna dikkat çekiyor. Evini onarmak ya da arsasını değerlendirmek isteyen birçok mülk sahibi, proje çizimi, kurul onayı ve uygulama süreçlerinin aylar hatta yıllar sürebildiğini belirtiyor. Bu durum, özellikle eski yapıların zamanla daha da yıpranmasına yol açıyor.

Mülk sahipleri, SİT kararlarının ardından taşınmazların piyasa değerinde de ciddi düşüş yaşandığını ifade ediyor. Satış yapmak isteyen vatandaşlar alıcı bulmakta zorlanırken, yatırım yapmak isteyenler ise mevzuatın getirdiği kısıtlamalar nedeniyle geri adım atıyor. Bu da ilçede ekonomik hareketliliği olumsuz etkileyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Konunun teknik boyutuna bakıldığında, koruma kararları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları tarafından alınıyor ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında uygulanıyor. Bu kanun, tarihi değer taşıyan yapıların özgünlüğünü korumayı zorunlu kılarken, aynı zamanda müdahaleleri sıkı kurallara bağlıyor. Örneğin, tescilli bir yapının yıkılması ya da yeniden inşa edilmesi çoğu durumda mümkün olmuyor; restorasyon ise ancak bilimsel ve teknik esaslara uygun projelerle gerçekleştirilebiliyor.

Vatandaşlar, tarihi mirasın korunmasına karşı olmadıklarını ancak mevcut uygulamaların daha esnek ve vatandaş odaklı hale getirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Özellikle bürokratik süreçlerin hızlandırılması, maddi destek mekanizmalarının artırılması ve mülk sahiplerine teknik rehberlik sağlanması talepler arasında yer alıyor.

Öte yandan uzmanlar, doğru planlama ve teşviklerle koruma ile kullanım arasında denge kurulabileceğini vurguluyor. Tarihi dokunun turizme kazandırılması ve restore edilen yapıların ekonomik değere dönüştürülmesi halinde hem kültürel mirasın korunabileceği hem de vatandaşların mağduriyetinin azaltılabileceği ifade ediliyor.

Yalvaç’ta yaşanan bu sorun, Türkiye genelinde birçok tarihi yerleşimde benzer şekilde gündeme gelirken, çözüm için merkezi idare ve yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesi gerektiği belirtiliyor. İlçede SİT ve koruma kararlarının gelecekte nasıl şekilleneceği ise hem vatandaşlar hem de yetkililer tarafından yakından takip ediliyor.

ADLİYE SARAYI YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN ALAN DA SİT İLAN EDİLDİ

Vatandaşların yaşadığı sıkıntı, kamu kuruluşları tarafından da yaşanırken, bunun son örneğine, eski cezaevinin bulunduğu bölgeye yapılması düşünülen yeni adalet sarayında karşılaşıldı.

Alınan duyumlara göre, Adalet Sarayı’nın yapılması düşünülen arsaların SİT kapsamına alındığı ve sarayın bu alana yapılmasının imkansız hale geldiği ileri sürüldü.

Yaklaşık bir milyarlık yatırımla yapılması tahmin edilen Adalet Sarayı için yeni yer arayışlarına girişildiği, söz konusu alanın ise nasıl değerlendirileceğinin belirsiz olduğu kaydedildi.

 

YALVAÇ OSB DE SİT MAĞDURU / OLMAYA DA DEVAM EDEBİLİR

Bilindiği gibi, Yalvaç’ta 25 yıldır hayata geçirilmesi için çaba sarf edilen Yalvaç Organize Sanayi Bölgesi’nin birinci etap alanında da SİT soru- nu yaşanmış ve bazı parseller koruma altına alınmıştı.

Koruma kararının değişmemesi üzerine yapılan yeni imar düzenlemeleri ile parsel sayısı arttırılabilmiş olsa da, fabrikaların yapılacağı alanlar ile diğer etaplarda da SİT sorununun Yalvaç OSB’nin başını ağrıtabileceği kaydediliyor.

HER TARİHİ ESER DEĞERLİ Mİ? GEÇMİŞİ KORUMAK ADINA BUGÜNE ENGEL OLUNMALI MI?

Yalvaç ve bölgesinin tarihi değerlere sahip olmasının bilinen bir gerçek olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, “Hakikaten korunması gereken değerli eserlere hepimiz sahip çıkmalıyız, bunda bir tereddüt yok. Ama, değerli-değersiz olduğu tartışmalı her eser ya da yapı için, başımız ağrımasın biz SİT kararı verelim yaklaşımı ne kadar sağlıklı? Bir diğer husus, koruma kararı alınan yer ya da yapılarla ilgili hiçbir şey yapılmaması. Madem koruma altına aldınız, gereğini yapın, koruyun, tarihi eserleri gün yüzüne çıkarın, restore edin, hayata kazandırın. Hem bunu yapmayıp hem insanların elini koluna bağlamak ne kadar doğrudur. Geçmişi yaşatacağız diye bugüne engel olmak ne kadar tutarlı?

Geçmişteki yerel yöneticilerin de ne yazık ki bu duruma katkı sağladıklarını üzüntüyle hatırlıyoruz.

Birçok insan koruma altına alınan ev ya da arsalarını ne yapacağını bilmiyor ve çözümsüzlüğe mahkumlar ne yazık ki.” değerlendirmesinde bulundular.

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.