• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Yalvaç ve Yerel Zenginlikleri

Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI

Pisidia Antiokheia Kazı Başkanı – SDÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi

 

Yalvaç ilçesi, Neolitik Dönemde başlayan geçmişinden hiç kopmadan günümüze kadar geldi ve gelecekte de bu varlığını devam ettirecektir. Geçmişiyle iç içe, cittaslow (sakin şehir) ünvanıyla yaşayan kent, sahip olduğu kültürel zenginliklerle ülkemizde ve dünyada özel bir yere sahiptir.

Yalvaç, merkezinde ve hemen yanı başında Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Roma ve Hellenistik Dönem uygarlıklarını bir arada görülebileceği bir açık hava müzesi gibidir. İlçenin sınırları içerisinde bulunan, Tunç Çağı (MÖ. 3000 – 1200) ve öncesine ait 40 tane höyük ve de bugünkü ilçeye bağlı köylerin sayısının iki katı klasik yerleşimle, ayrıca Prehistorik Döneme ait mağara yerleşimleriyle geçmişe açılan tam bir zaman tünelidir Yalvaç. Ancak, bütün bu tarihsel ve kültürel zenginliğe karşın anlamsız bir ilgisizlik yaşanmakta ve adeta geçmişi görmezden gelmek için büyük bir çaba harcanmaktadır.

2008 yılından beri Bakanlar Kurulu Kararı ile Süleyman Demirel Üniversitesi adına yürütmekte olduğumuz kazı çalışmalarına, ilin ve ilçenin ilgisizliği ve de çalışmaları engellemeye çalışanların varlığı bunun en iyi örneğidir. İlçenin geçmişini, yönetimde bulunan devletlere göre derecelendirip değerlendiren ve devletimizin temel düşüncesini oluşturan “Geçmiş, hiçbir ulus, etnik kimlik ya da kültürün tekelinde değildir, insanlığın ortak bilincinin bir parçasıdır” sözünden bihaber bu düşünce, ilçeye büyük zarar vermektedir.

Yaşadığımız bu olağanüstü dönem, bu sığ düşüncenin artık ciddiye alınacak bir tarafının olmadığını, sahip olunan yerel zenginliklerin tamamına sahip çıkılarak ve ekonomik olarak onlardan tam kapasite istifade edilmesi gerektiğini gösterdi.

Dünyayı tek ülkeye dönüştüren ve insanları, birçok şeyi tekrar gözden geçirip düşünmeye zorlayan küçücük bir virüs, yıllardır bir türlü öğretemediğimiz bir gerçeği insanların anlayabileceği bir çıplaklıkla ortaya koydu. Ülkelerin, illerin, ilçelerin ve köylerin sahip oldukları yerel zenginliklerle kendilerine yetmek zorunda kaldığı ve kalacağı gerçeği…

Yerel imkânlarını iyi kullanan ve de yerel yönetimi bilinçli ve güçlü olanlar, varlıklarını mutlulukla devam ettirebileceklerdir. Yerel imkânlarını iyi kullanamayanlar hayata mülteci olarak tutunmak zorunda kalacaklardır. Artık her şeyin devletin merkezinden bekleme dönemi kapandı, yerelin kendi yağında kavrulma dönemi başladı.

Ülkemizin tamamında olduğu gibi Yalvaç da kendine yetecek, ülkemize ve dünyaya katkı sağlayacak zenginliklere sahiptir. Sultan Dağlarında küçükbaş hayvancılık yapılırken; bu dağlardan çıkan sularla bereketlenen Yalvaç Ovasında her türlü tarım, bağcılık ve seracılık yapılabilir. Bu konularda şimdiye kadar yapılan yanlışlardan dönülmeli; meralar, tarım arazileri ve imar faaliyetleri acil bir biçimde ciddiyetle ele alınmalı, üretime yönelik düzenlemelere gidilmelidir. Açık hava besiciliği ve Yalvaç’a özgü olan manda yetiştiriciliği özendirilmelidir.

İç Anadolu’ya geçiş noktasında bulunan Yalvaç, Prehistorik Çağdan günümüze dek kesintisiz gelen kültürel zenginliğiyle turizmden büyük bir pay alabilir. Yalvaç’ın bacasız sanayisi Antiokheia ve Men Tapınağıdır. Yılın tamamında büyük bir özveriyle sürdürülen bilimsel kazılarla, ilçeye ve ülkeye büyük bir hizmet yapılmaktadır. Çalışmalara, ilin ve ilçenin desteği sağlandığında, kazı ve restorasyonlar daha kapsamlı olmaya başlayacak; Antiokheia ve Kutsal Alanı da ilçenin önemli bir gelir kapısına dönüşecektir.

Bütün bunlar pozitif bilgiyle bilinçlendirilmiş, yerel ve milli değerlere sahip çıkan yurttaşlar ile devletin ve halkın desteğiyle güçlendirilmiş yerel yönetimlerle gerçekleştirilir.

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.