logo

reklam

YALVAÇ ve HOYRAN’DA POLATLI YÖRÜKLERİ

Bekir MANAV – Tarihçi/Araştırmacı Yazar
Tarih Kültür Araştırma Derneği (Tarih-Der) Başkanı

 

Yalvaç’ın değeri bilinseydi Yalvaç il olur, Eğirdir’den Uluborlu’ya kadar olan tüm bölge Yalvaç’a bağlanırdı. (Umarım buradan siyasi bir polemik çıkmaz.)

Elbette bunu bölgenin kültürel mayası ve coğrafyaya kattığı değer anlamında söylüyorum. Yalvaç ayrı bir değer, Eğirdir ayrı bir değer, Uluborlu ayrı bir değer ve hepsi de bizim memleketimiz.

Günümüzde Hoyran dediğimiz Eğirdir Gölü’nün kuzey hattının bir bölümü Yalvaç, bir bölümü Senirkent ilçelerimize idari anlamda bağlanmıştır.

Günümüzde olmayan bazı köylerimiz tarihe iz bırakarak silinmişlerdir.

Örneğin Kozağacı Köyü bugünkü Başköy yakınlarında tarih olmuştur. Gökçeali köyünün asıl adı Ali Köy’dür, Gökçe sonradan eklenmiştir. Kökez Köyü Akçaşar yakınlarında tarih olmuştur. Deliklükaya Başköy civarında yine tarih olan köylerimizdendir. Dere ve Eğrice (İkizce) Köyü bugünkü Gençali Köyü yakınlarında iken haricen Uluborlu’ya kayıtlı olan Ortayazı yakınında ayrı bir Dere Köyü de mevcuttur. Kurucaboğaz adlı kaybolan köyümüz Kaşıkara civarında olmalıdır.

Hoyran bölgesi ilk Türk yerleşimlerinde her zaman cazibe merkezi olmuş, konar göçer hayata uygunluğu, yaşama elverişli arazileri Türk obalarının dikkatini çekmiş.

Hoyran bölgesinde bugün Gençali adında Senirkent’e bağlı bir köyümüz var. Köyümüzde Senirkent-Yalvaç asfaltı kenarında BOLAT DEDE türbesi ve tarihi bir mezarlığımız var. Buraya birkaç kez gittim program yaptım, mezarları geçmişte incelemiştim. Hatta çocuğu olmayan veya adak adayanların adağı gerçekleşince de çocuklarına POLAT veya BOLAT adı konması bölgede meşhurdur. Şayet adak adadığı halde çocuğa bu isim verilmediğinde çocuğun çok yaşamayacağına inanılırdı. Bu Senirkent’te ve civarda çok sayıda BOLAT – POLAT ismi vardır.

Bolat Dede Türbesi’nin Koyungözlü Ali adında bölgemizdeki en eski vakfiye kaydı olan ve vakıf arazisini Hamidoğulları Beyliği’nin atası Hamid Bey’den alındığını biliyoruz. Aslında bu türbenin Koyungözlü Ali’ye ait olup olmadığı hususu çok net değil.

16.yüzyıl vakıf kayıtlarında Derbend ağzı gibi köy adı vermeksizin Koyungözü Baba Zâviyesi kaydı, 17.yüzyılda Genceli Köyü Koyungözlü Vakfı kayıtlarında Genceli adı geçtiği için bugünkü Bolat Dede Türbesi’nin Koyungözü (Koyungözlü Ali) Baba’ya ait olduğu düşünülüyor.

2019 yılında mezarlıkları karşılıklı olmak üzere detaylıca inceleme fırsatım oldu. Dönem olarak Hamidoğulları dönemine rahatlıkla indirebileceğimiz bir mezarlıktı. Bunu da emsal dönem mezarlıklarla Kayseri Seyyid Burhaneddin, Çivril Özdemirciler, Denizli mezarlıkları gibi karşılaştırmalarla yapabiliyordum. Ancak türbe çok sayıda restorasyon gördüğü için orijinal hâli veya kitabesinin olmamasından dolayı fikir yürütülecek bir yapıya sahip değil.

Bölgeden ayrıldıktan sonra hep kendime şu soruyu sordum. Koyungözlü Baba veya Koyungözlü Ali olmasına rağmen neden bu türbeye BOLAT DEDE dediler? Neden POLAT?

Ali Dede deyin mesela daha anlamlı mâna içerir. Köy bile Genç Ali olurken ki tabi öncesi GENCELİ türbeye türbede yatan şayet Koyungözlü Ali ise neden ALİ DEDE, KOYUNCU DEDE, KOYUNGÖZLÜ BABA, yerine BOLAT – POLAT DEDE dendi. İşte şimdi size bunun cevabını vereceğim.

Çok bilmişler, kaynakları inkar eden, tarihi okur yazarlık yapamayan, metodsuz ve gelenekselcilikten kurtulamayanlar yine çıkacaktır. Ama merak etmeyin her zaman söylediğim gibi kaynağını veremeyeceğim bir iddia ya da yoruma imza atmayacağım.

Değerli hemşehrilerim, buradaki mezarlık 700 yıl öncesi kesin var olan bir mezarlık. Ama türbe 700 yıl var mı bilmiyoruz. Çünkü bir türbe mezar kaydı yok, vakıf, kişi isimleri var ama Koyungözlü Ali, şuraya gömüldü gibi bir kayıt yok. Mantıken kendi arazisi vakıf arazisi içine gömülmüştür gelenek böyledir.

Bölgemizdeki kayıtlarda 1478-1501-1522-1530 yılı kayıtlarında Genceli Köyü’müzün adı geçmiyor. Ancak bu coğrafya da başka karyelerin varlığını görebiliyoruz.

Mesela: Akçakeçili, Eğrice (İkizce) ve Dere Nam-ı Diğer İneklü, tabi bu İneklü Köyü Yalvaç’a bağlı olup bölgedeki Alevilikle ilgili doktora tezi hazırlayan Mevlüt Tosun hocamın bir kitaptan bahisle Yakaören (İlağus) ta türbesi olan Şeyh İsmail Efendi’nin doğduğu köy olduğunu belirtmiştir.

Bölgedeki köyler bazı dönem Uluborlu Kazası’na, bazı dönem kaza statüsündeki Hoyran Kaza’sına, bazı dönem, Eğirdir’e, bazı dönem Yalvaç’a, yakın tarihte de geç dönem kaza yani ilçe olan Senirkent’e bağlıdır.

1478-1501-1522-1530 bu tarihli kayıtlarda bölgede ciddi yaşam varken, köyler varken Genceli Köyü Bolat Dede Türbesi ve mezarlığının olduğu yerde kaydedilmemiştir. Genceli Köyü’nü o tarihlerde Bozdurmuş’da olduğunu söyleyenler de olabilir. Benim burada anlatmak istediğim Genceli’nin bu kayıtlar öncesi nerede olduğu değil, Bolat Dede türbesinin olduğu yerde 1560’lı yıllara kadar hangi köy, hangi ahali vardı? Bu tarihlere kadar GENCELİ adı yok.

Çünkü bu bölge boş bırakılacak bir bölge değil. Oradaki mezarlık 1800-1900’lü yıllarda bile aktif olarak kullanılmış, Osmanlı mezar taşlarını orada inceledim ben. Buranın ve bu havzanın boş durması imkansız.

1568 kayıtlarında Hoyran bölgesinde gözlerden kaçan önemli bir köy adı var. Bu köy Karye-i Yağcı Hacı nam-ı diğer POLADLU (BOLADLU), bu köy ortalama 25 hane (100 kişi) olarak, komşu köylerinin kayıtlarına bakarak, bugünkü Koyungözü Bolat Dede türbesinin olduğu bölgede kaydedilmiştir. Yani burada BOLAD adında zaten bir köyümüz kaydedilmiştir.

Buradan benim anladığım daha güncel haliyle Yağcı-Balıkçı Hacı adlı köy güncel kullanılan adı esâsen buraya POLADLI derler demek isteyerek buranın adının daha eskiden POLADLI olduğudur. Bu da 1500 ile 1560 arası oluşmuş olmalı ki önceki tarihlerde kaydını göremiyoruz.

“Efendim tesadüf olabilir mi?”

Katip Çelebi güvenilir çağdaş gözcü bir kaynak olup, 1641 yılında tamamladığı seyahatnamesinde Hoyran’da yani göl kıyısında yaşayanlar için aynen şunu der: “Bunun halkı sabıka konargöçer Uluyörük taifesi idi. Sonra karyelerinde mütemekkin oldular. Birazı Karaağaç, Yalvaç, Afşar’da otuz hanesi perakendedir”der.

Yani diyor ki bu göl kıyısında yaşayanlar Ulu Yörük Taifesidir. Sonra kendileri köy kurarak yerleşik hayata geçtiler. Civarda birazı da halen konar-göçer(parekende) halindedir diyor.

Ulu Yörük Taifesi altında küçük yörük cemaatlerini barındıran büyük bir topluluktur.

Devlet Arşivlerinde Yusuf Halaçoğlu POLATLU CEMAATİ’NİN – ULU YÖRÜK TAİFESİNE kayıtlı olduğu belgeyi kitabında yayınlamıştır. (117 nolu tahrir defteri, Sayfa:464 1522 yılı)

Katip Çelebi ile Yusuf Halaçoğlu’nun devlet arşivlerindeki kayıtları birbiriyle örtüşüyor.

Ayrıca Halaçoğlu Eskişehir, Hamid Uluborlu’da Uluyörük Türkmen taifesi yurt tutmuştu diye kaynak göstererek ifade eder. Yani POLATLU adındaki köyün yeri bugünkü GENÇ ALİ sınırlarında olan BOLAT DEDE türbesi ve mezarlığın olduğu bölge ihtimal dahilindedir. Bu sebeple BOLAT DEDE olabileceği düşünülebilir.

Ayrıca bugünkü Afyona bağlı olan DAZKIRI ilçesi’nin de 1530 kayıtlarındaki eski adı POLATLI dır. Yani Dazkırı’da Ulu Yörük Taifesinden olup yine bugün Çivril’e bağlı Işıklı dönemde ŞEYHLÜ KAZASI olup oraya bağlı POLATLI KÖYÜ, Sandıklı kazasına bağlı ayrı bir POLATLI KÖYÜ’de kayıtlarda mevcuttur. Bazı kitaplar ULU YÖRÜKLERİ (ANKARA YÖRÜKLERİ) olarak adlandırmış olup bugünkü POLATLI ilçesini kuranlar da Ulu Yörük taifesine bağlı POLATLI CEMAATİ’DİR.

Peki bu tarihlerde Genceli yok muydu? Vardı elbet ama konar göçer yaşam sürüyordu. Bu tarihlerde 1568 kaydında DERBEND GENCLÜSÜ hassa-ı padişah-ı alempenah, (GEÇİŞTE BULUNAN GENCLÜ) Eğirdir Yörükleri adı altında 110 hane adında bir topluluk kaydının bugünkü Gençali köyünü oluşturan daha yerleşik hayata geçmemiş olan GENCLÜ-GENCELLİ-GENCÜLÜ topluluğu olduğunu altını çiziyorum ben düşünüyorum. Yani Gençali yörük köyüdür ve 1600’lü yıllarda yerleşik hayata geçmiştir.

POLADLILAR ne oldu? Zaten sayıları 100 civarındaydı, mutlaka bölgede yerleşik hayata geçti belki sonraki dönemde Gençali’ye karıştı.

Yine uzun bir yazı oldu ama detay iyidir.

Bilinmeyenler görüşmek üzere…

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.