logo

Yalvaç Müzesi Projeksiyonunda Müze Eğitbilimi

18 MAYIS MÜZELER GÜNÜ

Fuat Durmuş

Arkeolog, Yalvaç Müzesi Müdürlüğü

 

Dünya kültür mirasının korunması ve müzeciliğin tanıtılması amacıyla UNESCO’ya bağlı olarak faaliyetlerini yürüten Uluslararası Müzeler Konseyi (International Council of Museums – ICOM), 1977’den beri, 18 Mayıs Müzeler Günü’nü, tüm dünyada, çeşitli etkinliklerle kutlamaktadır. Türkiye’de ilk olarak 1982 yılında kutlanmaya başlayan 18 Mayıs Müzeler Günü için 1992’den bu yana Uluslararası Müzeler Konseyi’nce her yıl farklı bir ana tema belirlenmektedir. Bu yılın ana teması olarak “Müzelerde Eğitim ve Araştırma” seçilmiştir. ICOM’un müze ve eğitim işbirliği konusuna olan eğilimi, 1951’de başlattığı uluslararası bir kampanyayla başlamıştır. “Müzelerin Eğitimdeki Rolü” 1952’de Brooklyn’de, 1954’te Atina’da, 1958’de Rio de Janeiro’da uluslararası seminerlerle dile getirilmiş; 1964 yılında Paris’te “Müzelerin Eğitsel ve Kültürel Rolü” konulu uluslararası bir sempozyum düzenlenmiştir. Uluslararası Müzeler Konseyi Türkiye Milli Komitesi tarafından 1962 yılında Müzelerin Eğitimdeki Rolü hakkında UNESCO bölge semineri düzenlenmiş, müzelerden geniş çaplı olarak eğitimde sürdürülebilir biçimde nasıl yararlanılacağı etraflıca tartışılmıştır.

Eğitsel müzeciliğin ilk nüveleri esasında 19. yüzyılla birlikte (İngiltere, 1894-1895, Haslemere Müzesi; Kanada, 1845, Ontario Eyalet Eğitim Dairesi Eğitim Müzesi) görülmeye başlamıştır. 20. yüzyılda ise müzelerin eğitimle olan ilişkisi, işlevi, uygulama alanı ve yöntemleri gerek akademik gerekse de sivil toplum örgütlerinin konuya olan duyarlılığı sayesinde ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Böylece müzelerin genel tanımı da zamanla değişikliğe uğramış; müzeler, çerçeve vasıflardan uzak, daha kapsayıcı, bütünleyici ve işlevsel anlamlar kazanmıştır. Avrupa ve Amerika müzeleri, dershaneler, atölyeler (sanat, drama, sikke, seramik vb.), kütüphaneler, konferans ve sinema salonları, interaktif uygulamaları ve Müze Eğitim Servisleri aracılığıyla ziyaretçileriyle aralarında yeni ilişkiler geliştirmeye başlamışlardır. Bugün modern dünyanın yeni kavramlarından biri olan Müze Eğitbilimi, bilhassa toplumun çeşitli birimlerine (çocuklara, gençlere, yaşlılara ve çeşitli eğitim düzeyindeki insanlara) müzeciliğin, sergileme, bilgi verme, açıklama ve kanıtlama yöntemlerinin örgün ve yaygın eğitimle birleştirilmesine ve bunların metodolojik araştırmalarının yapılmasına öncülük etmektedir. Müze ve ziyaretçi ilişkisinde, müzeler koleksiyonları ve üstlendikleri misyonları aracılığıyla ziyaretçinin görme, kavrama, çözümleme, sorgulama ve bu deneyimleri hayata tatbik etme becerisini geliştirmekte aktif bir rol oynamaktadır.

Ülkemizde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 208 müze, 126 türbe, 142 örenyeri ve yine Bakanlığın denetiminde faaliyet gösteren 316 kadar özel müze bulunmaktadır. Çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden yapılanmaya, donatılmaya başlayan Türkiye müzeleri ve Türk müzeciliği sanal müze, dokunulabilir müze, mobil müze ve vakıf müzeciliğinin sürekli ve geçici sergileriyle, rehberli gezilerle, dia-film gösterileriyle, söyleşiler, seminerler ve atölye eğitimleriyle dinamik ve katılımcı müze özelliğini kazanmakta, kent ve kent kültürü adına daha etkin bir pozisyona kavuşmaktadır. Türkiye’de yeni ve yenilenen birçok müzede, görsel ve işitsel materyaller ile desteklenmiş teknolojik hizmetler “yüksek çözünürlüklü dijital ekranlar, uzun veya kısa metrajlı belgesel filmler, interaktif sunumlar, kiosk araçlar, sanal gerçeklik (WR), artırılmış gerçeklik (AR), karma gerçeklik (MR) ve hologram gibi dijital canlandırmalar, 3D animasyonlar” giderek yaygınlaşmaktadır. Türkiye’nin dünya müzeciliği konusundaki prestiji, müzelerimizin aldığı uluslararası ödüllerle de her geçen gün giderek artmaktadır. Bunlar arasında; İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi (1984 Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Jüri Özel Ödülü), Antalya Müzesi (1988 Avrupa Konseyi Yılın Müzesi), İstanbul Arkeoloji Müzesi (1993 Yılın Müzesi-Avrupa Konseyi Müze Ödülü), Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Muğla (1995 Avrupa’da Yılın Müzesi), Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara (1997 Avrupa Yılın Müzesi Ödülü), Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, Edirne (2004 Avrupa Müze Ödülü), Masumiyet Müzesi, İstanbul (2013 Avrupa Müze Forumu Yılın Müzesi Ödülü), Baksı Müzesi, Bayburt (2014 Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Ödülü), Adana Müzesi, (2019 Shining Star Awards Eğlence ve Rekreasyon Ödülü’nün “En Başarılı Müze ve Ören Yeri Ödülü; Troya Müzesi, Çanakkale (2020Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü-2021 Avrupa Müze Akademisi Özel Ödülü), Kenan Yavuz Etnografya Müzesi, Bayburt (2021 Avrupa Müze Forumu Silletto Ödülü), Odunpazarı Modern Müze, Eskişehir (2021 Avrupa Müze Forumu (EMF) Özel Takdir Ödülü sayılabilinir. Bu ödüllü müzelerimiz, Müze Araştırma ve Eğitim bütünleşik başlığını önceleyen ve öne çıkartan mimari tasarımları, araç ve donatıları, teknolojik alt yapıları sayesinde bulundukları kentlerin eğitim, kültür, sosyal ve ekonomik hayatına kayda değer katkılar sunmaktadır.

Türk müzeciliğinin göğsümüzü kabartan bu başarı trendi karşısında Yalvaç Müzesi, çağdaş müzecilik ile müzelerin araştırma ve eğitimdeki aktif ve katılımcı rolü açısında nerededir, bu konuda hangi avantajlara veya dezavantajlara sahiptir diye soracak olursak; öncelikli bir problem olarak karşımıza, günümüz müzecilik anlayışına cevap vermekten uzak mimari tasarımıyla yetersiz, yorgun ve yaşlı (yaklaşık 60 yıllıktır) bir hizmet binası çıkmaktadır. Planı ve mimari özelliğiyle bir arkeoloji müzesinin ihtiyaçlarını karşılayamayan hizmet binamız, aslında her şeyden sorumlu tek dezavantajımız değildir. Bu dezavantajlar arasında; Müzemizin sorumluluk sahasındaki iş yükü endeksinin personel sayısıyla olan eşitsizliği,  araç ve gereç donanımının eksikliği, yetişmiş personelin sosyo-ekonomik nedenlerden dolayı kentte kalıcı ikamet etmek istememesi sayılabilir. Tarih ve kültür bilincinin yüksek olduğu toplumlarda, politik ve sosyal öncüler ile diğer toplumsal dinamikler sayesinde bu tür sorunlarla pek karşılaşılmamakta ya da olası aksilikler kısa sürede çözüme kavuşmaktadır. Bunların yanı sıra, Yalvaç Müzesinin sınırlı ziyaretçi portföyü ile ziyaretçi sayısının Ülkemizin müze ziyaretçi genel istatistiğinin altında kalması, özellikle yerel ölçekte bu konudaki halk bilincinin arzulanan seviyeye henüz ulaşamadığının somut göstergesidir. Tüm bu sorun, eksik ve kısıtlı imkânlara rağmen, Yalvaç Müzesi’ndeki resmi ve ilmi faaliyetler, istikrarlı ve özverili bir şekilde gerçekleştirilmekte; başta müzemiz uzmanları olmak üzere tüm çalışanlarımızın katkılarıyla sorumluluk sahamızdaki tarihi, arkeolojik ve etnografik nitelikteki taşınır-taşınmaz kültür varlıkları ile somut olan ve olmayan kültürel mirasımızın korunması, araştırılıp belgelenmesi sürdürülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yatırım programları çerçevesinde, sivil katılımcıların destekleriyle Yalvaç Müzesi’nin de çağdaş müzeciliğe uygun, ileri teknolojilerle geliştirilmiş, halkın eğitim, kültür ve sanat hayatını zenginleştireceğine, kent ölçeğinde bir marka değer olarak öne çıkacağına, dünyada da tanınırlığının artacağına hiç kuşku yoktur. Çünkü Yalvaç ve çevresi tarihi, arkeolojik ve doğal varlıkları açısından göz ardı edilemeyecek zengin bir potansiyele sahiptir.

Yalvaç Müzesi olarak bu yılki 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü kapsamında sizleri bir dizi etkinliğimize davet etmek ve bu kutlamayı birlikte gerçekleştirmek istiyoruz. Yalvaç Müzesi’nde, 17 Mayıs Cuma günü başlayacak olan etkinliklerimizden özellikle, Pisidia Antiocheia Antik Kenti’nin 1912-2024 yılları arasında yapılan ilk dönem arkeolojik kazılarının fotoğraflarıyla kazı tarihçesinin dününü ve bu gününü anlatan fotoğraf sergimizi beğeninize sunuyor ve ziyaret etmenizi tavsiye ediyoruz.

Tarihten ders almak ve geleceğe umutla bakmak için 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günümüz kutlu olsun.

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.