• Muharrem İnce1
  • UYAROĞLU SARRAF

logo

TÜSİAD’a Kulak Verelim


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Ülkemiz siyasi anlamda olduğu gibi ekonomi açısından da zor günler yaşıyor. Bugünlere gelmemizde sorumluluğu olan iş dünyası acı bir itirafta bulundu. Aslında birçok bilim adamı bugünleri yıllar önce bize göstermişti. Ülkenin nasıl bir sürece gideceğini işaret etmişti. O günlerde iş dünyası geleceği görememiş veya görmek istememişti. Ama TÜSİAD’ın 18 Ocak 2018 tarihinde 48. Genel Kurulunda Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan büyük bir cesaretle, dürüstçe itirafta bulundu ve gerçekleri dile getirdi.

Başkan Özilhan liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin tüm dünyaya barış ve refah getireceği beklentisinin boş çıktığını itiraf etmek durumundayız dedi.  Küreselleşmenin ekonomik ve sosyal alanlarda farklı sonuçlar da yarattığını söyledi. Dünya genelinde gelir artsa da gelirin dağılımı her zaman adaletli olmadığına işaret etti. Toplumun tepesindeki en zengin kesimlerin büyümenin nimetlerinden daha fazla yararlandığını dile getirdi. Gelişmiş ülkelerde sağ popülizmin yükselmesinin de bu durumun sonucunda ortaya çıktığına dikkat çekti. 2008 krizinin ardından bozulan gelir dağılımı, düşen gelirler, artan işsizlik, yoksulluk ve yok olan umutlar, geniş kitleleri mevcut siyasetçilerden uzaklaştırıp alternatif söylemlere yaklaştırdığını belirtti.

Ekonomik ve sosyal dönüşümler arasındaki uyumsuzluğun dünya için olduğu kadar Türkiye için de geçerli olduğunu ifade etti. 1980 sonrasında Türkiye’nin önemli sosyal değişimler geçirdiğini, kent nüfusunun çok hızlı arttığını, toplumun %70’i kentlerde yaşar hale geldiğini, son 35 yılda kent nüfusu yaklaşık 40 milyon artarken köy nüfusu 8 milyon civarında azaldığını, bu değişimin toplumsal hayatı her alanda köklü olarak etkilediğini açıkladı. Türkiye’nin hem kendi içinde, hem küresel düzeyde meydana gelen değişimi iyi tahlil etmesi gerektiğini, İktidarıyla muhalefeti ile Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm üretmek ve toplumu geleceğe hazırlayacak projeler üretmek durumunda olduğumuzu vurguladı.

Günümüzdeki ekonomik gidiş üzerine Türkiye üretmiyor, Hem tarım, hem de sanayi üretiminde kan kaybediyoruz. 1990’larda tarım ve sanayinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı %40’ların üzerinde idi. Artık bu oran %30’ların altına indi. Üretmeden tüketiyoruz. Tüketmek için de borçlanıyoruz. Fabrika arsaları ve tarlalarda inşaatlar yükseliyor dedi. Büyümenin kentsel ranta dayalı olması halinde sınırlarını da rantın çizeceğini,  Nüfus artışının yavaşladığında kentleşmenin sınırına gelindiğinde rantın da sonuna gelineceğine işaret etti. Büyümeyi sürekli olarak yüksek seviyelerde tutmak için üretime dayalı bir ekonomik yapının şart olduğunu, üretime dayalı olmayan büyüme sürecinin sonunun her yerde, hep hüsranla sonuçlandığını, sağlam temel üzerine kurulmayan yüksek binaların çökeceğini, Türkiye’nin bunu geçmişte gördüğünü vurguladı. Bu nedenle ekonominin temelinin sağlam olması için, büyümenin adil rekabete ve üretime dayalı olması gerektiğini belirtti.

Görüldüğü gibi 1980  sonrasında çizilen ve son yıllara kadar izlenen, bu konuda ısrar edilen politikanın dünyayı ve ülkemizi yanlış yola soktuğu iş dünyası tarafından dürüstçe ortaya konmuştur. Tarımı yok etmeye yönelik politikaların gerçekte ülkeyi ekonomik çıkmaza sürükleyen bir süreç olduğu yaşanan sorunlarla artık ortaya çıkmıştır. Özelleştirme politikalarının bu haliyle gelir adaletini zora soktuğu ve ekonomik dengeleri alt üst ettiği görülmüştür. İşsizlik ve yoksulluk artarken, bırakın yabancıları bazı Türk iş adamlarının bile ülkenin en ufak sorunu olduğunda kaynaklarını yurt dışına çıkarmakta ya da işlerini taşıdığı gazete manşetlerine yansımaya başlamıştır. Elden çıkarılan devlet işletmelerinin yerine iş yaratması beklenen özel sektörün iş yaratamaması  ve yeni yatırımlar yapmamayı bırakın mevcutları ayakta tutmakta zorlanması sorunları artırmaktadır.

İçinde bulunduğumuz zor günleri dikkate alarak gerçeklere göre hareket etmek zorundayız. TÜSİAD Başkanının günümüzü ve geleceğimizi ilgilendiren sözleri herkes tarafından dikkate alınmalıdır. İktidar tüm toplumu kucaklamalı, bölmek yerine birleştirmeli, gelir adaletini sağlamalı, ekonomik olduğu kadar sosyal sorunlara da muhalefet ile birlikte çözümler üretmelidir. Tüketen bir ekonomi yerine üreten bir ekonomi yaratılmalıdır. Yatırımlar yapan ve iş yaratan bir sürecin adımları atılmalıdır.

Ülkemiz iktidarı ve muhalefeti, kamu, özel sektör ve kooperatifleri ile işbirliği içinde ekonomik sorunlara çözümler üretmeli, ortak akılı kullanmalıdır. Dünyadaki siyasi ve ekonomik dengeler içinde içte ve dışta güven veren politikalar geliştirmelidir. Hatalardan ders almalı, ülkenin tüm değerlerinin görüşlerini dikkate alarak yol haritaları belirlemelidir. Tarım politikalarında yapılan yanlışlar ve ekonomide sadece özel sektörü destekleyici bir kesimi dikkate alan politikalar gözden geçirilmelidir.

İçinde bulunduğumuz çağda güç odaklarının devletleri bölmeyi ve parçalanmayı, zayıflayan ülkelerde düşman kardeşler yaratmayı hedefleyen oyunları beraberlik ruhu içinde güç birliği ile bozulmalıdır.

Etiketler: »
Share
735 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Partiler ve adaylar dikkat! Seçmeni seçim sistemiyle ilgili bilgilendirmelisiniz…

    17 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Birkaç yazıdır, seçim sistemi ve düzeniyle ilgili yazılar yazınca, hiç beklemediğim bazı tepkiler aldım. Aldığım tepkilerin çoğunun ortak yönü şu: Ben bu konunun böyle olduğunu bilmiyordum, ben böyle hesaplandığını bilmiyordum. Hakikaten beklediğimin üzerinde ilgi oldu yazılara, bu da net bir biçimde şunu ortaya koyuyor: Oy kullanacak seçmenin büyük çoğunluğu, atacağı oyun milli iradeye nasıl yansıyacağını bilmiyor. Bu bakımdan, iktidar ya da muhalefet fark etmez, seçime giren tüm parti ve adayların bu seçim sistemini öncelikle seçmenl...
  • Mevcut seçim sistemi değişmezse, Türkiye istikrarsızlık girdabından çıkamaz

    09 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    16 Nisan 2017 referandumu ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi. Bu sisteme geçiş için çıkarılan uyum yasalarının arasında Milletvekili Seçim Kanunu da bulunmaktaydı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dayatmasıyla milletvekili seçimi için getirilen ittifak modeli, yeterince iyi düşünülmeden, tartışılmadan uygulamaya konuluyor. Önümüzdeki 24 Haziran seçimlerinde, seçmen olarak cumhurbaşkanı için ve milletvekillikleri için oy kullanacağız. Eğer, ilk turda cumhurbaşkanı adaylarından biri % 50+1 oya ulaşamazsa iki hafta sonra, seçimde...
  • Yeni seçim sistemine göre milletvekilleri nasıl dağıtılacak?

    07 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    24 Haziran seçimlerinde Türkiye, 1980 Anayasasıyla uygulanmaya başlanan % 10 barajlı d’Hondt sistemini uygulamayı sürdürecek. Ancak, sisteme eklenen önemli bir yeniliğin pek çok kişi tarafından yeterince bilinmediği görülüyor. Seçim sistemine getirilen yenilik, partilerin bir ittifak çatısı altında seçime girebilmesine imkan sağlanmasıdır. Söz konusu değişiklik 16 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenlemenin 21. maddesinde 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun “Bir seçim çevresinde siyasi...
  • 24 Haziran’da Isparta’da hangi parti kaç milletvekilliği kazanacak?

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Erken genel seçim telaşı her yeri sardı. Tabii ki, herkesin odaklandığı konu, cumhurbaşkanlığı seçimini kimin kazanacağı konusu. İşin doğrusu da, bu seçim ve yönetim düzeninde cumhurbaşkanı seçimi doğal olarak daha önemli. Ancak, sistemin kendi içinde çelişkili olduğu husus, milletvekili seçim düzeninin cumhurbaşkanlığı seçim sistemiyle paralellik taşımaması, yani güçlü bir cumhurbaşkanını destekleyecek güçlü bir meclisin oluşmaması ihtimalidir. Eğer, 16 Nisan 2017’de yapılan referandum sonuçlarına benzer bir dağılım, milletvekili s...
ev eşya depolama eşya depolama