• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Tırtar Eski Pazar Yolu ve Aziz Pavlus

Prof.Dr. Mehmet ÖZHANLI

Pisidia Antiokheia Kazı Başkanı

 

M.S. 325 yılında İznik’te toplanan Hıristiyanlığın ilk konsülünde Aziz Pavlus, 12 Havari ve Meryem’in ziyaret edip vaaz verdiği kentler haç merkezi ilan edilmiştir. Bu tarihten günümüze dek kesintiye uğramadan birçok Hıristiyan, Hıristiyanlığın ilk vaazlarından birinin verildiği Antiokheia’yı ziyaret etmektedir.

M.S. 46 yılında Kıbrıs’tan yola çıkan Aziz Pavlus ve Havari Barnabas Antalya Limanından Perge Antik Kentine gelmiş ve oradan Aksu Vadisinden yürüyerek Pisidia Antiokheiası’na varmışlardır.

İlk konsülden sonra Aziz Pavlus’un vaaz verdiği Havra’nın üzerine inşa edilen bazilika planlı kilise, Hıristiyanlarca en çok ziyaret edilen kiliseler arasına girmiştir. Hıristiyan hacıların en büyük arzusu ise Azizin yürüdüğü yolu yürümek ve Azizin çekmiş olduğu zorlukları duyumsamaktır. Ancak, bu güne dek yaklaşık 250 km uzunluğunda olan bu yol ile ilgili ciddi bir çalışma yapılmadı.

Oysa Yalvaç İlçesinin turizm gelirinin neredeyse tamamı, Aziz Pavlus’un Antiokheia’daki kilisesini ziyarete gelenlerden elde edilmektedir. Kilisede yapılan kazı çalışmaları büyük oranda tamamlandı ve kilisenin alt kat apsis bölümü gelenlerin ibadet edebilecekleri biçimde düzenlendi. Kilise çevresindeki çalışmalar ise devam etmektedir.

Aziz Pavlus’u Antiokheia’ya getiren kutsal yol, Pisidia’yı Akdeniz limanlarına bağlayan doğa harikası bir vadiden geçmektedir. Aksu Nehir’i boyunca devam eden yol, Torosların çam ve sedir ormanlarıyla kaplı yamaçlarını takip ederek Eğirdir Gölüne ulaşmaktadır.

Yol, gölün kıyısından Hoyran Kaya Mezarlarının önünden geçerek Tırtar Köylerini aşarak Yalvaç’a ulaşmaktadır. Yalvaç ve çevresinde gerçekleştirdiğimiz Yüzey Araştırması Projesi kapsamında fark edilen Tırtar Eski Pazar Yolunun, Roma İmparatorluk Dönemi ve daha öncesinde kullanılan antik yol olduğu arkeolojik verilerle belgelenmiştir.

Antiokheia’ya gelen hacılara Azizin yürümüş olduğu yolun son 40 km’si düzenlenerek, yürüyüş yolu olarak sunulabilir. Bu yolun başlangıç/bitiş noktası Antiokheia’nın Batı Kapısıdır. Yalvaç Atatürk Lisesinin önünde geçen yol, Kaş Mahallesinin içinden devam ederek Sücüllü Deresine ulaşmaktadır. Yol, Salur Mahallesinin hemen kuzeybatısında, Roma İmparatorluk Döneminde yapılmış ve sonraki dönemlerde onarımlar görerek günümüze kadar kullanılmış olan köprünün yanına inşa edilmiş yeni köprüden (Antik köprü DSİ’nin kanal ıslah çalışmaları sırasında yıkıldı, köprüye ait antik bloklar derenin kenarında durmaktadır.) geçerek Kurusarı Köyü’ne doğru devam etmektedir.

Antik yol Kurusarı’ya giden günümüz asfalt yolun yaklaşık 200 m kuzeybatısında tarlaların arasında toprak yol olarak izlenebilmektedir. Kurusarı Köyü’nün hemen girişindeki vadide Eyüpler Köyüne giden yol ayrılmaktadır. Bu ayrılan yol Bizans Dönemine ait kilisesi hala görülebilen büyük bir yerleşime gitmektedir.

Günümüzde ise Eyüpler yolu olarak kullanılmaktadır. Kurusarı merkezde bulunan Tunç Çağı Höyük yerleşiminin yanından geçen yol, asfalt yolun hemen batısından Akçaşar’a uzanmaktadır. Yol, Akçaşar’a varmadan sağa dönerek vadi içerisinde, günümüzde Kurbanlık mevkii olarak adlandırılan yere ulaşmaktadır. Bu alanda antik yolun yaklaşık 10 km’lik bölümünde araba tekerlek izleri rahatlıkla izlenebilmektedir.

Bol suyun bulunduğu Kurbanlık mevkiinde Roma İmparatorluk Dönemine ait büyük bir yerleşim bulunmaktadır. Yeraltı oda mezarlarından oluşan büyük bir nekropole sahip kentin bütün yapıları temel düzeyde korunmuştur. Doğal kaynağın etrafını saran söğüt ağaçları mükemmel bir piknik alanı oluşturmaktadır.

Antik yerleşim içerisinde bulunduğu vadiden batıya giden yol günümüz Göynücek mezrasına varmaktadır. Camiye dönüştürülmüş kilisesi ve Roma İmparatorluk Dönemine ait kaya mezarları, geçmişiyle birlikte yaşayan bu küçük yerleşimi ilginç kılmaktadır. Göynücek köyünden Bulca deresi boyunca giden yol Kilisesi ve yerleşimi rahatlıkla görülebilen, çeşmesi hala aktif olan Bizans Dönemine ait bir köyden geçerek, Yukarı Tırtar’daki Asar yerleşimine kavuşmaktadır.

Hoyran Gölüne ve Kumdanlı Ovasına hâkim bir tepede kurulmuş olan kent, Roma İmparatorluk Döneminden Geç Bizans Dönemine kadar yerleşim görmüştür. Roma ve öncesi dönemlerde yerleşimi Akropol üzerinde olan kent, Bizans Döneminde aşağı inmiş ve Hipodamik (ızgara) bir planda inşa edilmiştir. Yerleşimin çeşmesi hala aktif olarak akmaktadır. Asar yerleşiminden sonra yol Yukarı ve Aşağı Tırtar köylerinden geçerek Hoyran Gölünün kıyısına inmektedir.

Gölün kenarında ikiye ayrılan yolun güneye devam edeni Kaya Mezarlarının bulunduğu alana giderken, diğeri Limnea adasına ve oradan Aşağı Kaşıkara üzerinden Senirkent’e devam etmektedir. Gölün doğusunda büyük bir kayaya oyulmuş ondan fazla kaya mezarları gerçekten görülmeye değerdir.

Antik yolla ulaşılan mezarlar gölün doyumsuz manzarasına karşı konumlandırılmışlardır. Özellikle geç dönemde şapel olarak kullanılan cephesi ahşap öykünmeli mezar, Frig sanatının en güzel örneklerinden bir tanesidir. Frig Uygarlığının bölgedeki en önemli arkeolojik verilerini oluşturan mezarlar, göl manzarasıyla ziyaretçileri büyülemeye yetecektir. Kaya mezarlarının hemen önünde dağdan çıkan buz gibi su ve söğüt ağaçları gelen ziyaretçilerin alanda piknik yapmasına olanak sağlayacaktır.

Kaya mezarlarının karşısında Hoyran Gölü içerisinde bulunan Limnea adası çok iyi korunmuş surlarıyla tam bir ortaçağ kentini yansıtmaktadır. Surların içerisinden geçirilmiş olan su künkleriyle adanın tamamına içme suyu dağıtılmıştır.

Antik Dönemin mühendislik harikası surlar ve su sisteminin yanı sıra ada bulunan yapıların neredeyse tamamı görülebilmektedir. Ada Ortaçağdan günümüze kalmış bir film seti izlenimi vermektedir. Sinema sektörü için bulunmaz bir dekordur Ada.

Aziz Pavlus’un yürüyerek Antiokheia’ya vardığı ve Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen bu yolun 40 km’lik bu bölümü düzenlenip tanıtıldığında büyük ilgi göreceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Yürümek için oldukça elverişli olan yolun geçtiği güzergâhlardaki antik ve günümüz yerleşimleri, doğal su kaynakları ve piknik alanları düzenlendiğinde doğa, arkeoloji ve din turizminin bir arada yapılabileceği mükemmel bir etap olacaktır. Az bir masrafla hizmete sunulabilir.

Etiketler: » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.