• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Tasarruf Devletten Başlar


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Tasarruf dendiğinde hepimizin aklına kaynakların israf etmeden dikkatlice kullanılması gelir. Ailede ve toplumda sahip olduğumuz gelirlerimiz ve kaynaklarımız azaldığında en çok duyduğumuz söz tasarruf sözüdür. Ailenin büyükleri öncelikle bu uyarı ile birlikte tüketim alışkanlıklarını bir tarafa bırakarak kendilerine çeki düzen verirler. Daha az para harcamanın, da- ha az ve ekonomik tüketim yapmanın yolunu ararlar.

Büyükler çocuklarına ve çevrelerine örnek ol- maya çalışırlar. Belki de zor zamanlarda çocukları aç yatmasın diye kendileri aç yatarlar. Soğuk odalarda ve bir göz odalarda aile yaşamlarını kurtarmaya çalışırlar. Yarının pembe hikayeleri ile çocuklarına ümit vermeye ve mücadele azmini güçlendirmeye çaba gösterirler. Yoksulluktan bir başarı hikayesi çıkarmalarını teşvik ederler. En büyük fedakarlıkları ana ve babalar yaparlar.

Tarihe bir göz attığınızda bırakın çok eskilere gitmeyi yakın tarihlerimizde bile birçok acıklı yoksulluk hikayesini görürsünüz. Bugün bile bu hikayelerin devam ettiğine şahit olursunuz. Şehirlerdeki pazarların kapanışında ve çöp konteynerleri civarında insanların mücadelesini görürsünüz. Bu hikayeler ve gördükleriniz yüreğinizi dağlar, ağlamamak için kendinizi tutarsınız. Ama onlarınki yarına güçlü bir duruş için mücadelenin bir resmidir. Yokluktan varlığa giden yolda anaların ve babaların ailece yol hikayesidir.

Aslında ailece bu mücadeleden çıkan insanlar için tasarruf büyükten küçüğe uzanan dayanışmanın adıdır. Küçük büyükten ne öğrenmişse oda geleceğe taşır. Günümüzde birçok başarılı insanın yaşam hikayesinde bu izlere rastlarsınız.  Yoksulluk günleri acıklı bir hikaye değil başarıya giden yolda bir ders notu olarak size anlatılır. O hikayeleri biraz hüzün içinde hayranlıkla dinlersiniz. Zor günleri yaşayan o insanların büyüklerden aldıkları ders ve yaşanmışlıklarla nelere ulaştıklarını gözlemlersiniz.

Bir toplumda devlet insanları için hem ana hem de babadır. Devleti yönetenlerin vicdanı ve toplumsal sorumlulukları içinde halka örnek olmaları ve yol göstermeleri beklenir. Bir politikayı geliştirirken ve uygulamaya koyarken bu bilinç içinde davranmaları şarttır. Günümüzdeki güçlü ve itibarlı devletler halkı refah içinde yaşayan devletlerdir. Yöneticilerinin en mütevazi şekilde hizmet ettikleri ve zor günlerde örnek davranışlar sergiledikleri ülkelerdir.

Eğer bir ülkede herkesten tasarruf yapılması bekleniyorsa tasarruf önce devletten başlanmalıdır. Her geçen gün iletişim gücünün ve etkisinin arttığı dünyamızda halkın yöneticilerini dikkatle izlediğini bilinmelidir. Her yönetici halka örnek olmalı, tasarrufa önce kendinden başlamalı ve fedakarlık yapmalıdır. Zor günlerde ülkede tasarruf bilincinin gelişmesi için önce yöneticiler toplumsal dayanışmaya güç vermelidir.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Doların yükselişinin nedeni

    27 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yurt içi piyasalar son bir haftadır Moody’s ekseni etrafında TL’nin ABD Doları’na karşı sert şekilde değer kaybetmesini konuşuyor. Bu çapta kademeli bir yükselişin elbette birkaç farklı sebebi olacaktır. Bu sebepleri kısaca tanımlayalım: Koronavirüs salgının etkisi, turizm gelirlerinin azalması, ihracatın düşmesi ve Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin boşaltılması TL’nin değer kaybetmesindeki en önemli etkenler arasında gösteriliyor. Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının nasıl karşılanacağı ile ilgili belirsizliklerin uzaması Türk L...
  • Sağır

    26 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Bugün Sağır Köyüne gittiğinizde köyün isminin neden “Sağır” olduğunu sorduğunuzda, oldukça acemice uydurulmuş hatta uydurulamamış bir hikâye anlatırlar. “Sözde Yalvaç Ovası’nda büyük bir savaş yaşanmış ve bu köyde yaşayanlar savaşın olduğunu görmemiş ve duymamışlardır. Savaş bittikten sonra savaşa katılan diğer köylüler, bu köyde yaşayanlara savaş olurken neden yardım etmediklerini sorduklarında onlar da bir savaşın olduğunu görmediklerini ve bir şey de duymadıklarını söyleyince; bunlar “sağır” demişler. Ve böylece köyün adı “Sağır” kalmış. Eğe...
  • ALİMİN KALBİ CAHİLİN DİLİ

    19 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Dil insanoğluna verilmiş en önemli ayrıcalıktır desek abartmış olmayız herhalde. Dünya lezzetlerini tadabilmek bir yana, kendimizi ifade edebilmemizin aracıdır dil. Tada, sevgiye, muhabbete giden yoldur bu duyu organımız. Ancak acı, ekşi ve tatlıya son derece hassas olan bu organın kullanımı da bir o kadar hassasiyet gerektirir. Acıyı ne kadar algılamakta maharetliyse, karşısındakine de en büyük acıyı, felaketi yaşatmakta o kadar ustadır. Üstelik bununla da kalmaz, belki biraz gecikmeli de olsa sahibine de en katmerli bir acı fatura yaşatır nih...
  • MEN TAPINAĞI’NIN YOLU GİBİ

    19 Aralık 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Nobel edebiyat ödüllü G. G. Marquez’in herkesin bildiği ünlü romanı “Kırmızı Pazartesi”de, sadece bir cinayete ve onun arka planına değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin emarı (MR) çekilerek, toplumsal yozlaşmanın tehlikelerine dikkat çekilmektedir. Romanda işleneceğini herkesin bildiği ve cinayeti işleyeceklerin engellensinler diye herkese anlattığı bir cinayetin toplumun tamamı tarafında görmezden gelinmesi ve sonunda göz göre göre cinayetin gerçekleşmesi anlatılmaktadır. Bu görmezden gelme, dünyadaki bütün toplumlar için her zaman ge...