• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Özyalvaç Gazetesi Arşivinden (19 Ekim 1970)

Dinamit Atışı Yapılan Yolda Dikkatsizliğin Kurbanı Oldu

Eğirdir-Yol Su Elektrik Müdürlüğü tarafından dinamit atılan bölgeden geçen bir şahıs taşların altında kalarak can vermiştir.

Olay Güneyce Köyü Pınarlı Bük mevkiinde cereyan etmiştir. YSE Müdürlüğü Güneyce Köyü’nün yolunu açmak için kayaları parçalamak amacıyla dinamit kullandığından çeşitli yerlere, bölgeye girmek memnu işareti koymuş, fakat 43 yaşındaki M. K.adlı şahıs bu işaretleri fark etmemiş ve dinamit bölgesinden geçerken infilak sonucu parçalanan kayaların altında kalarak ölmüştür. İlgililer yapılan soruşturma sonunda olayda bir kasıt bulunmadığını söylemişlerdir. (19 Ekim 1970, Sayı: 87)

 

BÜYÜK REKOR: Bir Ağaçtan 1 TON ELMA Alındı

Elmacılığın hızla geliştiği ilçemizde bu yıl müstahsil için bereketli olmuştur. İlgililerin belirttiğine göre bu yıl 13500 ton elma üretilmiştir.

Öte yandan ilçemiz halkından Mehmet Burdurlu adlı bir şahsın elmalığında bir ağaçtan 1 ton elma alınmıştır. Rekorun da üstünde olan bu durum çevrede hayret yaratmış ve 1 ton elma halkın görebileceği bir yerde sergilenmiştir. (19 Ekim 1970, Sayı: 87)

 

VALİ ÖZTÜRK KÖYLERİMİZDE

Valimiz Hilmi Öztürk geçtiğimiz hafta ilçemize bağlı köyleri dolaşmıştır.

İlçemize bağlı köylerde yol, su ve elektrik işlerinin yapımı ve tamamlanması işlemlerini yerinde inceleyen Vali Öztürk köylülerle dert ve meseleleri hakkında toplantılar da tertip etmiştir.

Valimizin ziyareti köylülerimiz arasında memnuniyet uyandırmıştır. (19 Ekim 1970, Sayı: 87)

 

CHP Milletvekilleri İlçemize Geldi

Genel merkezce görevlendirilen 6 CHP’li milletvekili Göller Bölgesi’nde çıktıkları ‘Dert Dinleme Gezisi’nde ilçemize de uğramışlardır.

Süleyman Mutlu, Hayrettin Uysal, Murat Öner, Nadir Yavuzkan, Barbaros Turgut Boztepe’den müteşekkil CHP milletvekilleri kafilesi pazartesi günü ilçemizde Çınar Sineması’nda ve CHP lokalinde bir ‘Dert Dinleme, Sohbet Etme Toplantısı’ tertiplemişler, günlük konular ile halkın dert ve dileklerini konu etmişlerdir. (19 Ekim 1970, Sayı: 87)

 

KOLERA İçin İlçemizde de Tedbirler Alındı

İstanbul ve çevresinde ortaya çıkan Kolera tehlikesi için ilçemizde de gerekli tedbirler alınmıştır.

Şehir içme suyu dezenfekte edilmiş ve klorlanmış, kanalizasyon ağızları ve tuvaletler ilaçlanmıştır. Hatta umumi yerlerdeki tuvaletler kapatılmıştır. Açık meşrubat ve yiyecek maddeleri satanlara gerekli ihtarlar yapılmıştır.

Öte yandan İstanbul’da bulunan ve tehlikeden kaçan hemşehrilerimiz de hemen müşahade altına alınmış ve aşılandıkları görüldüğünde ‘tehlike yoktur’ gerekçesiyle serbest bırakılmışlardır.

Kumdanlı ve Sücüllü’den yapılan kolera ihbarları değerlendirilmiş ilgililer böyle bir tehlikenin olmadığını yalnız ileri derecede ishal olanların bulunduğunu belirtmişlerdir.

Herhangi bir tehlike için Yalvaç Devlet Hastanesinde de gerekli ilaç ve ekipler hazır duruma getirilmiştir. (26 Ekim 1970, Sayı: 88)

 

Nüfus Sayımı Yapıldı

Dün bütün yurt genelinde yapılan nüfus sayımı ilçemizde de yapılmıştır.

Halkımızın sayımda görevlilere yardımcı oldukları görülürken 1965 sayımına nazaran ilçemiz nüfusunun biraz daha artacağı ilgililer tarafından belirtilmiştir. (26 Ekim 1970, Sayı: 88)

 

Cumhuriyet Bayramı Törenlerle Kutlanacak

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 47. yılı, 29 Ekim Perşembe günü bütün yurtta olduğu gibi ilçemizde de törenlerle kutlanacaktır.

Törenlerde okullar ve öğrenciler görev alacak, günün anlam ve önemiyle ilgili şiir ve konuşmalar yapacaklardır. 29 Ekim gecesi de fener alayı tertiplenecektir. 47. yılında Cumhuriyetimizin yüce ulusumuza kutlu ve mutlu olmasını diliyoruz. (26 Ekim 1970, Sayı: 88)

 

Yaşar Yaman’ın Bir Kızı Oldu

Gazetemiz ve Matbaamız Teknik Elemanı Yaşar Yaman’ın geçtiğimiz hafta içinde bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir.

Minik yavruya uzun ömürler dileriz.   (26 Ekim 1970, Sayı: 88)

 

Milletvekillerine Açık Mektup

(Geçen Sayıdan Devam)

Parayı yapılan işe ve yüklenilen sorumluluğa değil de diplomaya veriyorsunuz. Bizler de verdiğiniz paraya göre iş vermeyi düşünüyoruz. Ne dersiniz? Zira gündeliği 10 lira olan bir işçi, patronuna 10 liralık iş verir, gündeliği 20 lira olan bir işçi de 20 liralık iş verir.

Küçük memurlar bu düşünce ile çalıştığı takdirde Devlet dairelerindeki randıman düşerse kabahat bizlerin mi olur? Döndürülen ‘Devlet Çarkı’nın büyük yükü biz küçük memurların omuzundadır. Misal mi vereyim? Büyük memurlar mesai saatlerinin önemli bir kısmını birbirlerini nezaket ziyaretleri ile geçirirlerken küçük memurlar, yazı ve hesap hesap makinaları ile dosyalar ve evraklarla her Allah’ın günü güreşir, mesai bitiminde de her gün olduğu gibi yenik çıkarlar. Çünkü günlük işler bitmemiştir. Bu üzüntü ile eve giden bizler, bizden güler yüz ve şefkat bekleyen yavrularımıza bekleneni yapamayız.

Diyeceksiniz ki, sizlerin de diplomanız küçük, ne yapalım ebeveynlerimizin maddi imkansızlıkları, doğup büyüdüğümüz bölgenin şartları ve tesadüfler bizlerin diplomalarını büyütmemiş, kabahat bizim değil. Fakat küçük memurlar olmasa, büyük memurlar da eli kolu bağlı oturmak zorundalar. Mesela; 3 hakim, 1 savcı bir zabıt katibi ve 1 mübaşirden teşekkül eden Ağır Ceza Mahkemesi’nde, zabıt katibi ve mübaşir olmasa o Mahkeme çalışamaz hale gelir, bütün Devlet Daireleri de bunun gibidir, büyük memurlar küçük memurlar olmadan, küçük memurlar da büyük memurlar olmadan iş yapamazlar.

Yazdıklarımda büyük memurları hasetlediğimi zannetmeyin, onlara verilen para haklarıdır. Fakat aradaki farklar bu kadar olmamalıydı, bizleri de biraz olsun düşünseydiniz, zira geçim sıkıntısı çeken ay başı gelince sevineceğimiz yerde üzülen alacağımız para ile borçları kapatamayıp sokak değiştiren biz küçük memurları…

Çıkardığınız 1327 sayılı kanun gereğince, 1 Mart 1970 tarihinden itibaren biriken kırkar bin liraya yakın maaş farklarınızı hemen aldınız. Kiminiz Avrupa’lara gezmeye gittiniz, güle güle gidin; kiminiz büyük şehirlerin en mutena yerlerinde aldığınız dairelerin borçlarını kapattınız, güle güle oturun. Ya bizler: Alacaklarımıza karşılık en az birer maaş avans istedik, bunu da vermediniz. Bu tutumunuzla açlıktan kıvranan çocuklarının gözü önünde baklava börek yiyen babaya benzediniz. Bizler avansı, sizler gibi Avrupa gezileri için istemedik; Önümüzdeki kış için odun kömür parası, yani ders yılına başlayacak çocuklarımızın okul masrafları ve yıllar yılı fiat dengesizlikleri yüzünden alt üst olan bütçemizi biraz olsun düzeltmek için istedik. Bu haklı ve masum isteklerimize kulak tıkadınız.

Gittikçe artan hayat pahalılığı çelik eller (!) gibi boğazımızı sıkmaktadır. İsteklerimize kulak tıkamakla, haklarımızı vermemekle yaşama hakkımızı günden güne elimizden alıyorsunuz. Bizlere insan haysiyetine yaraşır bir hayat sağlayamazsanız bizlerden hizmet beklemeniz haksızlık olmaz mı?

Edebiyat hocalığından ve yuvarlak laflardan bıktık, ekmek kavgasına düştük artık, diyeceksiniz ki geçinemiyorsanız istifa edin. İstifa etsek nolacak, memleketteki işsizler biraz daha çoğalacak ama bundan size ne tabii, bunu da Almanya Hükümeti düşünsün.

Beyler şunu bilin ki, bu gidişle; YA DİRENECEĞİZ – YA DİLENECEĞİZ (19 Ekim 1970, Sayı: 87)

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.