• MODA YAPI

logo

reklam

MESLEK OKULLARI


Nazif KURUCU
nazifkurucu@hotmail.com

Ülkemizdeki binlerce lisenin yarıdan fazlası kapatılıp, yerine küçük sanayi okulları açılsa; kalkınmada atılım yaratılır.

Üretim ve sanayi dallarımızın ara elemana ihtiyacı var. Karşılanamıyor.

Yeni üniversiteler açmak için yapılan giderlerle, yüzlerce çıraklık okulu açılsaydı; ülkeye ve ekonomiye daha yararlı olurdu.

Yüz işçiye beş on yönetici yeter. Biz bir kaliteli işçiye karşılık, yüzlerce üniversite mezunu yönetici adayı yetiştiriyoruz.

Sistem çöküyor.

Herhangi bir üretime katılmadan, fiyakalı giyinerek okula gidip gelen; ailesince şımartılıp el üstünde tutulan öğrencilerin nasıl suçlara kalkıştıklarını; her gün gazetelerde okuyup televizyonlarda görüyoruz.

Eğitim süresince bir üretim dalında çalışanlar, yaşamda on kat daha başarılı ve ülkeye yararlı oluyor.

Ailelerini ve zavallı babalarını sömürerek havalı bir yaşam sürdürenler ise; o kötü alışkanlığı ömür boyu sürdürmeye kalkıyor.

Elde bir şey kalmayınca kötü yollara ve suçlara yöneliyor.

Üretime katılmayan ve istediği halde katılamayan her insan hem çevresi, hem kendisi için tehlikeler yaratıyor.

Üniversite mezunlarının yarısı işsiz geziyor.

Meslek yüksekokullarını bitirenlerin neredeyse hepsi işsiz.

Boşa götürülen kaynaklara yazık!.. 18 yaşından sonra, çocukların bir meslek ve sanat öğrenmeleri olanaksız.

Zenaatı olmayan diplomalıların da, üretime hiçbir katkıları olmayacağı için iş bulamıyorlar.

Ailesi varlıklı olmayanlar ofis boyluğa, ayakkabı boyacılığına bile razı oluyor.

Gençlikleri geçtiği için oralarda da başarı kazanmayanlar çok.

Oy avcılığı için açılan üniversitelerin çoğu kuruldukları küçük illerin esnafına para kazandırma amacını güdüyor.

Meslek yüksekokulları da bulundukları ilçedeki esnaf işsiz kalmasın diye açılıyor! İşte o kadar…

Eskiden çok yaygın olan çıraklık kalfalık düzenimiz bile; kalkınmaya ve ekonomiye bugünkü eğitim sisteminden daha çok katkı sağlıyordu.

O zamanlar çok küçük olan Engürü kasabası, tüm dünyaya Ankara keçisinin ipek gibi tüylerinden dokunan sof adlı kumaşı ihraç ediyordu.

Onu dokuyan binlerce tezgah ve keçileri besleyen köylüler iyi gelir sağlayıp refah içinde yaşı-yordu.

Bugün ithalat kapılarının ardına kadar açılması, nasıl yerli üretimi çökerttiyse…

Tanzimat döneminin getirdiği dışa bağımlılık, tüm çıkrıklarımızı durdurdu.

Ülke bağımsızlığına sahip çıkmayanlar İngiliz yandaşı, Alman taraftarı ve Rusya’nın adamı diye anılan o günün padişahları, veziri azamları ve nazırları…

Sandılar ki; güçlü devletlere yamanarak iyi bir şey yapılacak.

Tam tersi oldu.

O dost yüzlü güçlü devletler önce ülkemizi ve halkımızı sömürdüler; köle muamelesi yaptılar.

Sonra taksim anlaşmaları düzenleyerek saldırdılar.

Baştakiler böyle olacağını bilmiyorlar mıydı?

Biliyorlardı ve göz yumuyorlardı; çünkü kendi zenginlik ve saltanatlarını yabancılara satılarak sürdüreceklerini düşünmekteydiler. Ülkenin bağımsızlığı umurlarında değildi.

******

Epeyce gelişip yaygınlaşmış olan sanayimizin üniversite ve yüksekokul mezunlarına daha az ihtiyacı var.

Kaliteli işçi ve usta bulamıyorlar. Yurt dışına giden ve bir sanayi dalında ustalaşmış bulunan vatandaşlarımız, oralarda da kolay iş bulup el üstünde tutuluyor.

* 12 yaşından sonra çocuklar edinecekleri mesleklere yönlen- dirilmiş olmalı; o eğitimi almalı.

* Üniversite kursu açan dershaneler, pratik meslek kursu açmaya zorunlu kılınmalı.

* Akşam sanat okullarını ve pratik sanat kurslarını köylere kadar yaygınlaştırmalıyız.

* Liselerin çoğu, sanat okulu haline getirilmeli.

YÖK başkanı kontenjanları artırma peşinde koşacağına; boşta gezen milyonlarca üniversite mezunlarına iş bulmanın formüllerini bulmalı.

Etiketler: »
Share
1490 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Aydın Hanım

    04 Şubat 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    “Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır” der Andre Gide… Bana göre röportajlar da öyle. Hele hele bu kişiler tarihin önemli dönemlerine tanıklık etmişlerse her ölümde biraz daha eksildiğimizi, toplumsal hafızayı aktaracak neferlerin bizi terk etmesiyle işimizin daha da zorlaşacağını düşünüyorum zira geçmişi anlatan olmayınca, geleceğimizi kendi görüş ve istekleri doğrultusunda dizayn etmek isteyenlerin işinin kolaylaştığı düşüncesindeyim. İşte bu yüzden tarihe tanıklık etmişlerin her kaybında içimi ölüm acısının yanı sıra bir ...
  • 2018 Dünya Kooperatif Gözlem Raporu

    21 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Uluslararası Kooperatif Birliğine üye olan 300 büyük kooperatifin verilerini içeren Dünya Kooperatif Monitörü adını taşıyan kooperatiflere ait verileri içeren yedinci yıllık raporu yayınlandı. Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) ve Avrupa İşbirliği ve Sosyal Araştırmalar Araştırma Enstitüsü (Euricse) ortaklaşa yaptığı çalışma ile kooperatiflerin dünyadaki ekonomisinde oynadığı rolü her yıl veriler ile bir rapor haline ortaya koymaktadır. Raporun amacı Dünya Kooperatifçilik hareketinin ekonomik ve sosyal etkisini başta uluslararası örgüt...
  • Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı Dikkate Alınmalıdır

    14 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Ülkemizde 2012-2016 yıllarını kapsayan Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı 2012 yılında yürürlüğe girmiş idi. Belge Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda; kooperatifçilik hizmetlerinden sorumlu Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile kooperatif üst kuruluşları, üniversiteler ve diğer ilgili ulusal ve uluslararası kuruluşların katkılarıyla hazırlanmıştı. Belgede kooperatifçilik sektörünün sorunları ve çözümü, ilgili sektör ile ilgili kamu ve diğer STK ve kooperatif üst kuruluşlarına düşen görevler belirtilmişti. Belge...
  • Rembetika ve Ege’de Barış

    06 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Çocukluğumda Ege'nin karşı tarafındaki Radyolar büyüdüğüm şehir olan Bandırma'dan çok iyi dinlenirdi. Türkçe sözlerin geçtiği şarkılar dinlerdim. Birçok Anadolu Türkü ve şarkısının yunanca söylendiği dikkatimi çekerdi. Dinlediğim şarkıların rembetika olduğunu yıllar sonra öğrenmiştim. Yunanistan'ı ziyaret ettiğimde Rembetika şarkılarının canlı performans olarak dinlemek nasip olmuştu. Kendimi bir türkü barda hissetmiştim. Rembetika'nın tüm hikayesini o yıllarda öğrenmiştim. Rembetika'nın hüzünlü hikayesi beni çok etkilemişti. O günden beri ne z...
ev eşya depolama eşya depolama