logo

reklam

KURBAN ve BAYRAMI


Prof.Dr. Zafer KARAER
ozyalvac@ozyalvac.com.tr

Kurban kelime anlamı yaklaşmak olup, tüm semavi dinlerde olduğu gibi İslam dininde de Allah’a yaklaşmak için belirli zamanlarda belirli cinsten bir hayvanı kesmeyi ve kesilen hayvanı ifade eder. Kutsal kitap Kur’an da emredilmiş bir ibadettir.

Kesilen hayvan kurbanın, etinin paylaşımı söz konusu olduğundan, sosyal bir sorumluluk anlayışı çerçevesinde, insanlar arasında yakınlaşma ve dayanışmayı da ifade etmektedir.

Diğer taraftan bilimsel olarak; erkek hayvan kesiminin tercih edilmesi emredildiği için çok yoğun yetiştirilen evcil çift tırnaklı türlerin akraba kan yakınlıklarını ve buna bağlı olarak zaman içinde türlerin dejenerasyonunun önlenmesi bakımından da önemli olup, adeta doğada ki doğal seleksiyonun evcil hayvanlarda uygulamasıdır.

İşte içinde inanlar için Allah’a yaklaşmakla birlikte, kurbanın paylaşılması ile  insanları birbirine yakınlaştırarak sosyal dayanışmanın en güzel örneğinin yaşanmasını sağlayan ve aynı zamanda yoğun olarak tüketilen evcil çift toynaklı türlerin dejenerasyonuna bağlı olarak biyolojik yozlaşmayı ve evcil, yerleşik düzen yaşam dengesinin bozulmasını önlemesi bayram olarak kabul edilmesi noktasında; “Kurban Bayramınızı” en içten duygularla kutluyor, tebrik ediyor; sevdiklerinizle ve sevenlerinizle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu nice bayramlar diliyor; ülkemize, dünyamıza sağlık, barış getirmesini ve bunun için esas olan İYİ ve ERDEMLİ İNSAN olma yolunda tüm dünya insanlarının, dünyayı şekillendiren şirketlerin yöneticilerinin ve  başta emperyalist ülkelerin olmak üzere tüm dünya liderlerinin kalbine, ruhuna, gönlüne empati, sevgi, hoşgörü ile birlikte doğruluk, dürüstlük ve bilhassa ADALET anlayışı getirmesini temenni ediyorum…

Selam sevgi ve saygılarımla…

Zafer KARAER

 

“İnsan iyi olmadıkça, ülke iyi olmaz; Dünya iyi olamaz!..”

“Ancak iyi insanlar iyilik yaparlar”

Etiketler: » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇÖPOSFERDEN YAŞAMOSFERE: “Tüketirken Tükenen Bir Medeniyete Son Çağrı”

    11 Ocak 2026 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Zamanın kum saati, 2008 yılında alışılmadık bir gıcırtıyla dönmeye başlamıştı. Mahşerin o kadim dört atlısının yanına, nalları beton ve çelikten dökülmüş, nefesi ozonu yırtan gri bir süvari yanaştı,. 5. Atlı. O gün, yılların vermiş olduğu yakıcı yıkıcı donanımlarıyla, o sadece bir felaketi değil, insanın kendi eliyle kuracağı metalik hapishaneyi muştuluyordu. İnsanlık, felaketi hep uzaklarda aradı. Oysa 2008 yılında penceremi açtığımda gördüğüm şey, kıyametin çoktan sessizce, metalik bir gri tonunda hayatımıza sızdığıydı. O gün adını koydum: Ma...
  • Prof.Dr. Zafer Karaer yazdı: Yalvaç’ta Bir Gazete

    06 Şubat 2025 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yazıma çok önemsediğim bir paragrafla başlamak istiyorum. Gazetecilik mesleği ve gazetecilik sektörü(gazete, radyo, televizyon, internet gibi kitlesel yayın organları) DEMOKRATİK TOPLUMLARDA anayasanın öngördüğü üç devlet gücü; yasama-meclis, yürütme-hükümet ve yargılama-mahkemeler yanında dördüncü güç -DENETLEME GÜCÜ olarak anılmaktadır… Ankara’da doğmuş ve yaşamına Ankara’da devam eden, ancak küçüklüğümden beri ailemle birlikte her yaz Yalvaçta tatilini geçiren, 2007’den itibaren ise Yalvaç’ta toplu konutlarda bir ev sahibi olarak daha ...
  • BÜYÜK BAŞKOMUTAN, BÜYÜK TAARRUZ, BÜYÜK ZAFER…

    30 Ağustos 2024 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İkinci Viyana kuşatmasından (1683) tam 238 yıl sonra ilk defa Sakarya Meydan Muharebesinde toprak kaybedilmemiş, 22 gün 22 gece (23 Ağustos-13 Eylül) süren “HATTI MÜDAFAA YOKTUR, SATHI MÜDAFAA VARDIR. O SATIH BÜTÜN VATANDIR anlayışıyla gerçekleştirilen SAKARYA meydan savaşında kanlı çarpışmaların ardından durdurulan düşman, Sakarya Nehrinin batısına püskürtülmüş ve bağımsızlık yolunda en önemli adım atılmıştır, düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra, 26 Ağustos 1922'de Başkomutan Mustafa Kem...
  • SOKAKTAN MECLİSE BÖYLE NEREYE?..

    24 Ağustos 2024 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    O gün sabah erken kalktım. Hava sakindi. Üç gündür dağdan esen sert ve şiddetli, aynı zamanda sıcak rüzgâr dinmişti. Denize gidebilirdim. Mayomu giydim ve yaklaşık 600 metre uzaklıktaki denize hızlı adımlarla kısa sürede ulaştım. Yaklaşık 1 saat deniz kenarında yürüyüş ve yüzmeden sonra biraz yorgun vaziyette dönüş yolunda, bahçesinde etrafı temizleyen 50-55 yaşlarında zaman zaman ayak üstü sohbet ettiğim Hakan’a rastladım. Kendisi mühendisti, zamanında İstanbul da şirketleri ve iyi bir hayatı olmuş, ancak hayatın acımasız yanlarını da yaşam...