Kullanıcı Adı: Şifre:
Öz Yalvaç Gazetesi

Ana Sayfa / YAZARLAR / SORUN, DERSHANELER SORUNU MU?
Etiketler:

 

SORUN, DERSHANELER SORUNU MU? SORUN, DERSHANELER SORUNU MU?

TARİH ve POLİTİKA / Mehmet YEŞEREN

2013-11-27, 08:15:18 Okunma: 799 3 yorum


Mehmet Yeşeren
ozyalvac@hotmail.com

Yüce Mevla'm nasıl beş parmağın beşini eşit yaratmamışsa, zeka ve yeteneklerini de eşit yaratmamış... Dünyanın neresine giderseniz gidiniz ilköğretim sonrası okullar öğrencilerin zeka ve yetenlerine göre çeşitlendirilmiştir. Gelişmiş ülkelerde bu okullara yönlendirme ve seçim eğitim kurumları tarafından, kıs mende sınavla belirlenmektedir. 

 

Ülkemizde siyaset, hayatımızın her alanına müdahil olduğundan, seçme işinin dürüst yapılabilmesi ancak sınavlarla mümkün olabilmektedir. Bu durumun tabii bir sonucu olarak sistem dershaneleri doğurmuştur. Veliler de ister istemez çocuklarının istikbalini düşünerek gerek orta öğretim kurumları,  gerekse üniversite sınavları öncesi dershanelere göndermektedir. 

 

1980 Anayasası ile birlikte YÖK, maalesef siyasi iktidarların oyuncağı haline dönüştürüldüğünden,  ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın her ile bir üniversite, her ilçeye bir yüksek okul yapılmıştır. Bu durumun tabii bir sonucu olarak diplomalı işsizlik ortaya çıkmıştır. Son yıllarda iyi bir üniversite mezun olmak bile yetmiyor. Devlet; her yıl katlanarak artan üniversite mezunu genci, ister istemez ikinci bir sınava daha tabi tutmaktadır. Devletin çok yakın bir dönemde başlattığı KPSS sınavları bu durumun tabii bir sonucudur. Maalesef AKP Hükümeti döneminde merkezi sistemle yapılan KPSS ve Polis Meslek Yüksek Okulu sınavlarına şaibe karıştı. Sınav soruları, sınav öncesi öğrencilere bir şekilde sızdırıldı. Örgütlü bir şekilde yapılan kopya hırsızlığına AKP Hükümeti göz yumdu ve sorumluları hala elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor..  Bir de sınavsız öğrenci alındığını düşünün işi nerelere vardırırlar düşünmek bile istemiyorum. 

 

Türkiye gelişmekte olan ve aynı zamanda nüfusu durmadan artan bir ülke... Devlet, 1980 sonrası liberal ekonomiye geçmiş ve ekonomiden elini çekmiştir. Bu durumun tabii bir sonucu olarak KİT'ler özelleştirilmiştir. Çalışan işçilerin bir kısmı erken emekli edilirken bir kısmı da işinden olmuştur. Aynı şekilde tarıma verilen devlet desteğinin azaltılması ister istemez köyden kente göçü doğurmuştur. Tek tercih olarak gösterilen ve dayatılan tüketim ekonomisi ülkede işsizler ordusu yaratmıştır. Ortada kala kala iş bulma alanı olarak devlet kapısı kalmıştır.  Günümüz gençleri, üniversite ve yüksek okullara bilimsel araştırma yapmak için değil,  belki kamuda bir iş bulurum umuduyla gidiyor. Mevcut hükümetler de buna çanak tutuyor.  İçinde bulunduğumuz mevcut sistemde, dershaneleri ortadan kaldırmak bir anlam taşımadığı gibi beraberinde yeni sorunlarda yaratacaktır.. AKP Hükümetinin öncelikli hedefi dershaneye duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak olmalıdır. Bu sorunu çözmenin tek yolu,  devletin tüketim ekonomisini terk edip üretim ekonomisine geçmesidir. Başka türlü 20 milyon köylüyü nerede istihdam edebilirsiniz? Devletin üzerine düşen, bu gün olduğu gibi mevcut fabrikaları kapatmak değil yeni fabrikalar açmak olmalıdır. Vatandaşa alternatif çözüm yolları sunmazsanız bu sorunu çözemezsiniz.

 

Dershaneler fırsat eşitliğine aykırıdır, eşitsizlik yaratır demek; abesle iştigaldir. Öncelikle fırsat eşitliğini yaratacak olan başta devlettir. Bugün okullarımızın büyük çoğunluğu bırakın adam gibi bir fen laboratuarına, öğrencilerin ihtiyacını karşılayacak sınıflara bile sahip değil. Kaç okulun spor salonu, kütüphanesi, konferans salonu var bana onu söyleyin? Eğitimimizin onca sorunu ortada dururken, AKP Hükümeti bir de kendi ideolojisine mensup öğrenciler yetiştirme adına 4+4+4 uygulaması başlattı. Alt yapısı hazırlanmadan başlatılan bu uygulama nedeniyle okullar 'Arap Saçına' döndü. 

 

Kamuoyundan gelen tepkilere ve eğitim camiasının olumsuz görüşüne rağmen dershanelerin kapatılmasıyla ilgili kanun taslağı tamamlandı. Tasarıya göre 'dershane' kavramı kanundan tamamen çıkartılıyor. Bunun yanı sıra kapatılan dershanelerin etüt merkezi olarak çalışmasının önüne geçilebilmesi için yasadaki 'etüt merkezi' bölümü de tamamen yok ediliyor. Taslakta 'ortaöğretime ve yükseköğretime hazırlık' içeren kurs ve benzeri yapılanmaların önünün kesilmesi de hedefleniyor. Taslağa göre dershaneler, 2013-2014 sezonunun bitimiyle kapatılacak. Taslakta, dershaneler, özel okula dönüşümlerini 3 yıl içerisinde tamamlayacak. Bu sürede dönüşemeyenler kapatılacak. Dershane olarak çalışmaya devam edenlere 500 bin ile 1 milyon lira arasında ceza verilecek. Kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenleri de KPSS şartı aranmaksızın MEB kadrolarına mülakatla atanacak.Dershanelerin öncelikli hedefi eğitim ve öğretim değil, öğrencileri seçme sınavlarına hazırlamaktır.Dershaneleri okul gibi göremezsiniz. Nitekim mevcut haliyle dershanelerin % 95'i alt yapısı ile okul olabilme şartları taşımamaktadır.

 

AKP Hükümeti dershanelere, hizmetinizi özel lise ve kolejler olarak yürütün diyor.  Bu tür okullara talep her geçen gün azalmaktadır. Devlet desteğine rağmen bu tür okullar hali hazırda % 50 kapasite ile çalışmaktadır. Parası olanların bile bu okullara çocuklarını göndermediği düşünülürse, dershaneleri özel lise ve kolejlere dönüştürün demek topu taca atmaktan başka bir anlam taşımaz. Açılacak yeni özel lise ve kolejlere açıkta kalan öğrenciler mi var ki kaydolsun?

 

Liberal ekonominin yılmaz savunucusu AKP yandaşı liboş aydın ve yazar çizer takımı dershanelerin velilere maliyetini üşenmeden hesaplayıp kamuoyuna servis ettiler. Dershanelerin kapatılmasına duyulan tepkileri azaltma adına AKP Hükümetine dalkavukluk yapıyorlar. Bir de dershanelere çözüm önerisi olarak özel liselere dönüştürün diye akıl veriyorlar. Her fırsatta ekonomik düşündüklerini söyleyen bu zevatlara buradan soruyorum; bir özel lise öğrencisinin yıllık maliyeti bir dershane öğrencisinin kaç katı haberiniz var mı? Kaldı ki dershanelerin devlete maliyeti sıfır. Üstelik bu dershanelerden devlet çatır çatır vergi alıyor. Bırakın özel lise ve kolejlerden devlet vergi almayı kendisi mali katkı yapıyor. 

 

Aramızda, Başbakan Erdoğan ve AKP Hükümetinin dershanelere yaklaşımının tamamen siyasi olduğunu bildikleri halde olaya duyarlı yurttaş bilinciyle değil de partizanca yaklaşanlar var. Eskiden dershane mi vardı diyorlar. Eskiden diye başlarsan bir zamanlar annen de kızdı. Ülkede dershaneler,  üniversiteye hazırlık maksadıyla açıldı. Önce büyük illerimizde, onu diğer iller takip etti. Günümüzde ise artan talep doğrultusunda ilçelerde açılıyor. Bizim öğrencilik yıllarımızda üç büyük ilimiz dışında dershane yoktu. Dolayısıyla bizler; dershanelere gitmeden, üniversite hazırlık kitapları ile tanışmadan el yordamıyla sınavlara girdik. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bir zamanlar KPSS sınavı mı vardı? KPSS sınavı, beraberinde dershaneleri, KPSS hazırlık kursu açmaya sevk etti.

 

Sayın vekillerim! Dershanelerin onca çalışanı bir anda işsizler ordusuna katılacak, biraz vicdan taşıyorsanız bu tasarının meclisten geçmesine mani olursunuz.

YORUMLAR // 3 Adet yorum yapıldı.
Bizim günahımız ne?
2013-11-30, 12:25:58, 95.10.58.126
Dershane Görevlisi diyor ki; Ben bir dershane emekçisiyim.Hırsızlık yapmıyorum,dolandırıcılık yapmıyorum. Boğaz tokluğuna çalışıyorum.Kimseyi zorla dershaneye kayıt etmiyoruz.Bu yasaklama kişinin özgür iradesine ipotek koyma.İnsan haklarına aykırı.Dershaneler milli eğitim bakanlığı tarafından denetlenmiyor mu? Yasalara uymayan olursa kapatırsınız, bukadar basit.

Egitim konusunda siyasi dusunecek kadar luksumuz yok
2013-11-28, 15:07:09, 81.207.12.145
Mehmet diyor ki; Saygideger hocam Bana gore guzel ulkemizde dersaneleri kapatmakla cozume ulasmamiz mumkun degil gibi gorunuyor.Bana gore en onemli sorun ogrencinin kapasitesinin daha ilkokul yillarinda arastirilmasi ve yonlendirilmesi.Zaten gelismis ulkelere baktigimizda dersane gibi faaliyet gosteren bircok kurumlar var.yani bunlari kapatmak cozum yolu degil.Gelismis ulkelere baktigimizda yeni yetisen neslin en fazla yuzde besi kolej diye tabir edebildigimiz okullarda ogrenimini surduruyor.Lakin bu okullarin buyuk bolumunde firansizca,ingilizce,almanca,yunanca ve latince dersleri en temel dersler olmak durumunda tabiki bunun yaninda fizik,kimya,matematik dersleride onemli bir yer tutuyor.Bu okullardan yetisen nesilde avrupa toplumunun gelecegini belirliyor.Gecenlerde bir avrupa ulkesinin disisleri bakani ile mulakaat yapildi ve ona soruldu hangi dilleri konusabildigine dair sorulan soruya cevap firansizca,ingilizce,cince ve rusca oldu.Yani meselenin cozumu kasabaya yeni universite acmak degil onemli olan yetisen ogrencilerin ileride topluma meslekleri dalinda ne gibi yararlarinin olabilecegini hesapliyabilmek.Orta veya liseyi bitiren birini cezaevine gorevli diye tayin edersek bu kisi mahkuma aruz kaliplari desinda neler ogretebilir.Cezasi biten zalalli mahkumda eli bos olarak ozgurlugune kavusur ve en kisa zamanda yillarca yattigi cezaevine geri doner.Bunun gibi yuzlerce ornek verebiliriz.Iktidarin iyi veya kotu niyetini bilmemiz mumkun degil ancak tek cozum gelecegimizin garantisi olan yeni nesillerin rastgele okul secmek yerine kendi kapasitelerine gore yonlendirilmesi gerekiyor.En buyuk sorumluluk ise siyasetcilerimize dusuyor.Her mahalleye yeni bir cami yapmak yerine mukaddes gorevi ustlenmis olan imamlarimiz halki dini konularda egitebilerler.Okullarimiz icinde ayni sey soz konusu kasabalara universite acmak yerine mevcut olan universitelerin verimliligini artimak daha oncelikli konu. Hoscakal hocam

DERSHANELER
2013-11-27, 14:27:58, 85.98.125.108
ÇİZMECİ diyor ki; ŞU GÜNLERDE CEMAAT İLE BAŞBAKAN ERDOĞAN ARASINA KARA KEDİ GİRDİ. BAŞBAKAN ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYOR.YAKINDA BARIŞIRLAR...

 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


2 + 8 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)