Kullanıcı Adı: Şifre:
Öz Yalvaç Gazetesi

Ana Sayfa / YAZARLAR / Nef’i diliyle uğradı hakkın belasına,ama...
Etiketler:

 

Nef’i diliyle uğradı hakkın belasına,ama... Nef’i diliyle uğradı hakkın belasına,ama...

UYARI-YORUM / Cemil KAYNAK

2013-05-28, 20:56:44 Okunma: 1082 2 yorum


Cemil Kaynak
c.kaynak@yahoo.de

Nef’i, bir beytinde der ki:

 

“Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana

Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil.”

 

(Yani, kalbi temiz olmayana gönül ehli diyemem; çünkü, gönül ehli (insan halinden anlayan) kişilerin birbirlerini tanımamaları insafa sığmaz.)

 

Divan Edebiyatı’nda çoklukla “gönül” anlamında kullanılan dil kelimesinin, bilindiği gibi, diğer bir anlamı da lisandır.

 

Bu sebepledir ki ben, sık sık dilime düşen bu beyti, her zaman, dilin her iki (eşsesli) anlamıyla birlikte düşünür ve hem gönlü hem de lisanı bakımından sığlık gösterenlere karşı bir teessüf nidası olarak tekrar ederim.

 

Öyle ya, uygar bir toplumda insanların ehl-i dil olmaları, olabilmeleri gerekmez mi ilk önce?

 

Halbuki, dil kelimesinin her iki anlamında da, hem lisan olarak ve hem de kalp olarak, birbirlerimize karşı ehil olmak bir yana, ne kadar haşin, ne kadar hazımsız, ne kadar anlayışsız ve ne kadar kıskançlaştığımız apaçık ortada değil midir?

 

Üstelik bir yandan medeniyet yolunda(güya) bu kadar ilerlemişlik,öbür yandan son on yıldır dindarlaşma yolunda (güya) bu kadar mesafe almışlık iddiasında iken, bu halimiz anlaşılır bir hal midir?

 

Durum bu iken, en başta bu durumu düzeltecek düzenlemeleri yapmaları beklenen siyasilerimiz, bu kültürün yaygınlaşmasını sağlamaları gereken aydınlarımız ve yazar-çizerlerimiz ile bu konuda halka örnek olmalarını umduğumuz sanatçılarımızın durumları, maalesef, daha da içler acısıdeğil midir?

 

Onun için, kim ne düşünür bilmem; ama ben şahsen, hem davranışları, hem niyetleri ve hem de konuşmaları itibariyle ehl-i dil, yani gönül ve lisanı bakımından gelişmiş, olgunlaşmış olmayanlarla çözülebilecek bir meselenin, giderilebilecek bir noksanlığın olmadığına inananlardanım.

 

Bu bakımdan da, kalbi çürük, dili bozuk olanlarla yola çıkılmayacağını bilir, hele hele devletin de, memleketin de onlar emanet edilemiyeceğine inanır, bu milletin böylelerinin idaresine de, yönetimine de layık olmadığını görürüm.

 

Görürüm de, onun için, hem genel ve hem de yerel siyasette aday olarak karşımıza çıkan, ya da çıkartılan zatlara oy verirken bu milletin niçin genellikle ehl-i dil olmayanlara teveccüh ettiğini bir türlü anlayamam.

 

Yoksa bazılarımız, sonradan, “ellerim kırılsaydı” deyip dizini dövmekten hoşlanan “mazoşist” bir ruh haliyle malul oldukları için mi yöneliyorlar böyle tiplere, ya da onlar tarafından azarlanıp küçümsenmekten zevk duyan bir komplekse sahip oldukları için mi destekliyorlar böyle adayları, veyahut da onların hergün hergün birbirlerine karşı sarf ettikleri kaba sözlere ve galiz küfürlere bakarak, bunlar böyleyse ben bunların yanında zemzemle yıkanmış kalırım; şükür, diyerekkendi kabalıklarına bahane bulma saikiyle mi seçiyorlar böyle siyasileri, bilemiyorum.

 

Bildiğim; yukarıdaki naif beytinin yanı sıra, yazdığı pek çok hicviyesinde dilinin ayarını sık sık kaçıran Nef’i’nin, üstelik de devrin büyük devlet adamlarına, şöyle pek çok beyitler yazdığıdır:

 

“File nacar meger yükledeler tabutunu

Çekemez cife-i murdarunu adem a köpek!”

 

Şair, Vezir Gürcü Ahmet Paşa için diyor ki: A köpek! Eğer öldüğün zaman çaresiz kalıp tabutunu file yükleseler, fil bile senin o pis cesedini taşıyamaz.

 

Ama ne ki, keskin sirke küpüne zarar verirmiş misali, sonunda halkın, “Nef’i, diliyle uğradı hakkın belasına” mısraında da anlatıldığı gibi, Nef’i’nin, Sultan IV. Murat tarafından boğdurulup cesedi denize atıldığı söylenir.

 

Ama bakın, Kılıçdaroğlu’na “edepsizi vekil yapandan başbakan olmaz” deyu laf çakan Tayyip Erdoğan’ın partisi, Parti Disiplin Kurulu’na göstermelik sevkettiği, Meclis’te böylesi duyulmamış galiz küfürleri peş peşe sıralayan, kendi milletvekili Zeyid Aslan hakkında ‘CEZAYA GEREK OLMADIĞI’ kararını vermiş...

 

Kendisi ehl-i dil olmayanlara ve ehl-i kibir, ehl-i küfür ve ehl-i şiddet olanlara rağbet edenlere bir ibret ola mı, bilmem!

 

 

TAŞLI-YORUM

Şükürane twit...

Hakan Şükür TWITTER’da şöyle  yazmış:

 

“Sayın Başbakan, Sayın Başkan Obama ile Regaib Kandili’nde gül bahçesinde yağmur altında iki dost gibi konuşuyor.”

 

Ne konuşuyorlarmış?

 

Suriye’yi de Irak gibi yapmayı mı?

 

 

Şükür yasası...

Şükür yasası komisyondan geçmiş.

           

Meclis’te de onaylanırsa Hakan Şükür artık TV yorumculuğu yapamayacak.

           

Olsun... O da artık siyasi yorumlara hız verir:

           

“-Ben bilmem, büyüklerim bilir!”

 

        

DÜSTUR

SORGULAMA

Latif dil taşı kırar, kaba söze ne gerek...

Hoş bakış kalp ısıtır,yakan  göze ne gerek...

Doğru yol dağ aşırtır,has niyet çöl geçirtir;

Pişmiş isen aşk ile... kahpe yüze ne gerek!..

YORUMLAR // 2 Adet yorum yapıldı.
Aliye Hanım
2013-06-01, 12:01:45, 78.186.116.139
ALVACLI diyor ki;

Deveye sormuşmuşlar neren eğri diye. Devede nerem doğru demiş. Sayın Hocam ne yazabilirki. ...... ....... .. neresi doğru ki . Tatlı Tatlı bir şey tazsın. :)))))


tatlı dil
2013-05-31, 12:54:49, 95.9.42.99
Aliye Yeşeren diyor ki; Hocam ne olursunuz Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının hiç iyi yaptığı bir iş yok mu.Sorarım size bir kez de tatlı tatlı yazın.

 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


7 + 5 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)