Kullanıcı Adı: Şifre:
Öz Yalvaç Gazetesi

Ana Sayfa / YAZARLAR / TÜRKİYE BÖLÜNÜR MÜ?
Etiketler:

TÜRKİYE BÖLÜNÜR MÜ? TÜRKİYE BÖLÜNÜR MÜ?

KAZIN AYAĞI ÖYLE DEĞİL / A.Zafer ARISOY

2013-02-11, 15:57:34 Okunma: 1380 3 yorum





Ülkemizin bütünlüğüne yönelik tehdidin, günümüzde ulaştığı boyut ve bu sorunu çözmek için ortaya konan çabalara rağmen, karşı karşıya kaldığımız birtakım durumlar; böyle soruyu ister istemez aklımıza düşürüyor.

 

Türkiye; garipliklerin ülkesidir. Dünyanın diğer ülkelerinde olup biten olaylar ve o olayları tetikleyen etkenler; bizde, çoğu zaman tersten işler.

 

Örneğin bizim zenginlerimiz sosyalist ve yoksullarımız kapitalist partilere oy verirler. Aynı zenginler; Avrupa Birliğine girip küresel sermaye ile işbirliği yapmak isterken; aynı yoksullar ise yabancıların; fabrikalarımızı ve topraklarımızı alarak ülkemize gelmelerine karşı çıkarlar.

 

Bakalım ülkemizde bölünme ile ilgili konuda da böylesi paradoksal(çelişik) bir hal var mıdır?

 

Misal olarak Avrupa da;

 

1 - İspanya'dan kopan Katalonya Cumhuriyeti ve Balear Adaları, 
 

2 - İspanya'yı rahat bırakmayan Bask Cumhuriyeti,
 

3 - Birleşik Krallık'tan kopan İskoçya Krallığı / Cumhuriyeti, 
 

4 - Belçika'dan ayrılan Flamanya Cumhuriyeti,
 

5 - Almanya'dan kopan Bavarya Cumhuriyeti,
 

6 - Almanya'dan kopan Baden-Würtemberg Cumhuriyeti, 
 

7 - İtalya'dan zorla kopma hayali kuran Padania Cumhuriyeti,
 

8 - İtalya'dan zaten kopuk olan ada - Sardinya Adası Cumhuriyeti,
 

9 - Fransa'dan zaten kopuk olan ada - Corsica Adası Cumhuriyeti,
 

10 - Fransa'dan kopmak isteyen Normandiya Cumhuriyeti,
 

11 - Fransa'dan kopmak isteyen Bretonya Cumhuriyeti; halen, sınırlarına dâhil oldukları ülkelerinden ayrılmak istemektedir.
 

Yakın geçmişte de, Yugoslavya'dan Slovenya
 

Çek Cumhuriyeti ile Slovakya'da birbirlerinden ayrılmışlardır.
 

Bu ülkelerin insanları; aynı dinden ve en azından akraba milletlerden oluştukları halde, aynı sınırlar içerisinde kalmak istememektedirler ya da istememişlerdir. Ayrılma konusunda hemen hepsinin gerekçeleri aynıdır. Daha çok üreten ve kazanan sanayileşmiş kuzey bölgeler; bazıları etnik gibi görülse de, asıl olarak kendilerine göre daha az üreten tembel güneylileri beslemekten imtina etmektedirler.
Yunanistan Anakarasının; kronik Türkiye korkusu ve düşmanlığı paranoyasından kurtulduktan sonra, ilk iş olarak Ege Adaları kamburundan kurtulmaya çalışacağını düşünüyorum.

 

Sovyetler birliğinin dağılma gerekçesi de esasen budur.
 

Bu bağlamda, Türkiye ele alındığında, durum; maalesef yine tersinden işlemektedir. Bizim ülkemizde, ayrılma talebi Avrupa'daki sürecin aksine, Güneyliler ve Doğululardan gelmektedir. Geride kalan daha zengin, yerleşik ve eğitilmiş kesim ise "Aman etmeyin eylemeyin, biz kardeşiz, ekmeğimizi bölüşür yeriz, yeter ki aynı bayrak altında, aynı vatanda yaşayalım" demektedir. Kuzeyliler ve Batılılar; buna fedakârlıklarına rağmen; terör içinde yaşamak, kurşunlara muhatap olmak, şehitler vermek, aşağılanmak, lanetlenmek, ormanları ve fabrikaları yakılmak gibi durumlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
 

Bu ters sosyolojik durum bile; bu ayrılık hareketinin, doğal süreçlerden kaynaklanmadığının ve dış güçler tarafından maniple edildiğinin en temel verisini bize sunar. Halen yaşamakta olduğumuz bu durum; akla, bilime, mantığa, gerçeğe, tarihsel ve sosyolojik işleyişe aykırıdır.
Bu ayrılıkçı kimseler; ayrılma isteğinin, Türkler tarafından geldiğini, bir an için düşünmelidirler. Bu bağlamda, nelerden ve nerelerden vazgeçmek zorunda kalacaklarını fark ettiklerinde büyük bir keşmekeş yaşayacaklarını düşünüyorum. Ve o zaman, her birinin; 12 Eylül öncesi zamanlarda olduğu gibi, yırtıcı ve fanatik bir Türk Milliyetçisine dönüşebileceğini tahmin ediyorum.

 

Bu yüzden, erken uyarı veriyorum. Bu ayrılıkçı hareket; her ne kadar hoş ve masum gösterilmeye çalışılsa da, aslında kelimenin tam anlamıyla "faşist ve kanlı" bir kalkışmadır. Bugünlerde bunu legal ve sempatik göstermeye çalışan ve destekleyen velveleci gazeteciler, kerameti kendinden menkul kanaat önderleri ve kimi bilim(?) insanları; ileride sular durulduğunda, bu ırkçılık merkezli terör kışkırtıcılığının utancını; ne yazık ki, üzerlerinden atamayacaklardır.
 

Aslında bana kalırsa, iddia edildiği gibi, Kürtlerin Türkleştirilmesi gibi bir durum filan da söz konusu değildir. Hatta tam da aksine, Türkler gittikçe Kürtleşmektedirler. En azından çiğ köfteden lahmacuna yediğimiz yemekler, çektiğimiz halaylar, izlediğimiz diziler ve dinlediğimiz türküler böyledir. Yani yaşadığımız hayat budur. Hangimiz Orta Asya kültüründen getirilen bir ize, külte veya geleneğe sahibiz. Mesela hangimiz oraların kıyafetlerini giyiyoruz, müziğini dinliyoruz, at eti yiyoruz ya da kımız içiyoruz? Biz, Nevruzu dahi unutmuşuz.
 

Bu yüzden mevcut ortak yaşamımızı; elde henüz fırsat varken; yaratılmaya çalışılan suni düşmanlıklardan korumayı başarmalıyız. Bu kin tohumu; sokaklara, arastalara ve okullara henüz ulaşmamışken; bunu bir an evvel bastırmak ve zaten var olan kardeşleşmemizi; çağdaş insani değerlerle de donatıp, daha da çoğaltarak, kalıcı hale getirmemiz gerekir diye düşünüyorum.
 

Bu şekil yaşamayı; hayat bize zaten dayatmaktadır. Mesela, benim yeğenlerimden birisi; İzmir'de doğma büyüme Kürt kökenli, çok değerli bir delikanlı ile hayatını birleştirdi. Şimdi onların çok sevimli küçük bir çocukları var. Şu anda karı koca Mardin Kızıltepe'de öğretmenlik yapıyorlar. Bu sömestrde oraya ziyarete giden diğer yeğenim de, tatil dönüşünde bana "Poşu" getirmiş. Haydin ayırın bakalım küçük sabinin Türklüğünü ve Kürtlüğünü ya da atın bakalım çöpe, gelen hediyeyi.
 

Yine mesela, diğer hepimizin olduğu gibi, benim de İstanbul'da veya başka yerlerde, çok sayıda Kürt ve Arap kökenli arkadaşım vardır. Bunların dostlukları bakidir. Sahici adamlardır. Misal; benim çocuklarımın meslekleri ile ilgili bir işleri olduğunda, gece gündüz demeden onları doğrudan ararlar. Tercihlerini ve imkânlarını onlardan yana kullanırlar. Bu yazacağıma kızanlar olabilir, ancak bizim hemşerilerimizde durum nedir? Cevap; tek kelime ve bir söz; Vahimdir.
Şimdi çözün bakalım bu problemleri ve bölün bakalım bu ülkeyi ve insanları.
Sonuç olarak; bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür. Daha zengin olmak ve daha kaliteli yaşamak için, gereken gayret, devletin ilkeleri çerçevesinde, muhataplar tarafından önkoşul düşünülmeksizin ortaya konulmalıdır. Unutmayalım ki; bizim, Avrupalılar gibi, kolayca bölünme ihtimalimiz hatta "şansımız" yoktur.

 

Ben bu durumumuzu; matematikteki "asal sayıların" özelliklerine benzetiyorum.
 

Asal sayılar; ya kendine ya da "1"e bölünebilen sayılardır. 7, 19, 23, 97 gibi.
 

Türkiye; kendine bölünürse "1" çıkar, yani bir "Birlik" çıkar.
"1"e böldüğünde de, yekpare bir "Türkiye" çıkar.
 

İki ya da başka bir şeye bölünmeye zorlanırsa, bir şey çıkmaz. Yani "Yok" çıkar.
 

Türkiye'yi "Yok"a bölseniz ya bilinmeyen bir sonsuzluk ya da "Error yani Hata" çıkar.
 

Ülkemizi "Yok" ile çarparsanız; ya bir sonuca ulaşılmaz ya da sonuç "Sıfır yani Yok" olur.
 

Biz en iyisi "1" e yani birliğe ve yani Türkiye'ye çalışalım.
 

Akıl ve riyaziye (matematik); bana böyle diyor.
 

O yüzden, bir an evvel aklımızı başımıza alalım ve hesabımızı da doğru yapalım. Enerjimizi, gücümüzü, heyecanımızı ve kardeşliğimizi; birbirimize zarar vererek boşuna zayi etmeyelim.

 

Özel Not 1: Bilim insanları, geçen hafta içinde, en büyük asal sayının keşfedildiğini açıkladılar. En büyük asal sayının uzunluğu; tam 17.425.170 basamak imiş.
 

Özel Not 2: Benim bu hesabımı; Sayın Bahçeli bir duysa, bu yazımda dolayı, bana; ya bir vekillik ya da haset çıkar. Kısmet.

 

 

MAPUSHANE YAZIM İLE İLGİLİ OKUYUCU YORUMLARINA CEVAPLAR
Gaşmahalleli dost; "Bizi küçümsemişsiniz" demiş. Bir kere benim böyle bir âdetim yok. Bu konuda çok iyiyimdir gerçekten. Valla. Ne var ki; bazı Kaş Mahalleliler de, bu sene, buluttan nem kapar oldular. Ben o yazımda; Kaş Mahalle ile ilgili hiç bir şey yazmadım. Aksine bu mahallenin bendeki yeri çok özeldir. Benim ortaokul ve lise yıllarım; ikamet etmediğimiz halde, bu mahallede geçmiştir. O zamanlar, orada harman vardı. Çocuklar vardı. Oyunlar oynardık. Düven sürerdik. Hayvan sürüleri otlardı. Ne oralar ne de şehrin merkezi, bugünkü gibi henüz beton yığınları ile doldurulmamıştı..

 

Av. İsmail Akyürek ağabeyimiz de, benim bu konuyu bilmediğimi yazmış. Yalvaç'a cezaevi gelmeyecek mi acaba? Eğer öyleyse, bu bilgiye sahip değilim gerçekten. Eğer gelecek ise ve benim yazdıklarımdan tatmin olmamışsa, değerli yazar arkadaşımız Ünal Örnek Beyin; yazımı tamamlayıcı mahiyetteki yorumuna da bir bakarsa memnun olurum. Eğer hala yeterli olmuyorsa, cezaevi konusuna bir Yalvaç'lı olarak değil de, bir Avukat gözüyle baktığını düşünürüm. Bunu kabul edemem, ancak saygı duyarım.
 

Mustafa kardeşe de diyorum ki; Yalvaç Anadolu'nun şirin bir kasabasıdır ve öyle kalmalıdır. Bodrum, Marmaris, Kuşadası ve Çeşme'ye bir hapishane yapılmasını doğru bulur musunuz? Turizm potansiyeli olan bir kente, böylesi bir tesis yapılmamalıdır. Çünkü biz, oraya tatile geleceğiz. Lütfen, oraları har vurup, harman savurmayın. Ortalığı dağıtmayın. Biz Yalvaç'tan ayrıldık ama Yalvaçlı olmaktan ayrılmadık. Evet, küçük olsun, bizim olsun. Ernst Friedrich Schumacher'in kitabının adı gibi "Küçük Güzeldir"

 

5 HABER / 5 YORUM
HABER 1: "Sivil polisler insandan çok eşyaya benziyorlar" diyen CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün resmi, Dikmen Polis Karakolu'na "aranan teröristler" arasına asıldı.
YORUM 1: Yorum Yok.

HABER 2: Ünlü Komplo Yazarı Aytunç Altındal; "Türkiye'nin adı Türklerden gelmiyor" dedi ve daha önce bu topraklara bu adı koyan Kelt'lerin paralarında Kelime-i Tevhidin şifresi ve haçlarında da Besmele-i Şerif var dedi.
YORUM 2: Biz de onun sayesinde, böylece hem sahte Türkler ve hem de düzmece Müslümanlar olduğumuzu öğrenmiş olduk. Adı üstünde "Komplocu" işte! Ne diyeceksin?

HABER 3: Sergen Yalçın "Aykut Kocaman'a bisikletimle tur vermem. Adama koskoca Fenerbahçe'yi emanet etmişler.." dedi.
YORUM 3: Ha gayret Sergen! Erman Toroğlu'nu geçtin, Ahmet Çakar gibi olmana az kaldı.

HABER 4: Bir takımın taraftarı; Rıza Çalımbay ile babasının kapıcı olması nedeniyle, sekiz yıl önce, bir pankarta "iki ekmek bir gazete" yazarak dalga geçmişti.
YORUM 4: Rıza; geçtiğimiz hafta sonu bu siparişi, babası hasta olduğu için onun yerine getirdi ve teslim etti.

HABER 5: Erman Toroğlu; "Fenerbahçe'den Hoşaf Olmaz" demiş.
YORUM 5: Fener'den hoşaf olup olmayacağını bilebilmek için hoşaftan anlamak lazım. Değil mi?

 

RÜYAMDA GÖRDÜM
Galatasaray Fenerbahçe önünde 8-0 galipti, Gökhan Gönül kırmızı kart görmüştü ve maçın bitmesine de daha 22 dakika vardı.

 

Bir Beşiktaşlı olarak, neden böyle bir rüya gördüğümü anlayamadım.
 

Bizim takım; yüzümüzü güldürmeyince, başka takımların rüyası görür olduk demek ki.
 

Hayır olsun inşallah.

 

HAFTANIN PANOSU
 

İŞTE GÖRDÜK SENİ DÜNYA

NE GERÇEKSİN NE DE RÜYA

BİR RESİM ÇİZİLMİŞ SUYA

SAHTE IŞIK SAHTE BOYA

 

YORUMLAR // 3 Adet yorum yapıldı.
Ülke gidiyor
2014-01-13, 15:21:29, 88.246.119.140
Recep diyor ki; Bence çok iyimser bir yazı yazmışsınız durum hiç öyle değil ülke iyi bir halde değil.

Yaptirim gücü!
2013-02-15, 20:21:58, 91.40.100.236
okur diyor ki; Belkide her nekadar insan memleketini sevsede ,ona kötü bir sey olmasini istemesede ,memleketini ata yadigari ,ata ocagi ,cocuklugu yada gencligi olarak görüp sevgi beslesede ,hasret ve özlemle geldigin memleketinde belkide umdugun ilgiyi bulamiyabilirsin ,bu sizi sasirtmasin ;sizin bile bu kadar sevdiginiz memleketinizden ayrilmaniza sebeb olan is as meselesi ,gercek anlamda gelisme gösterip ,is sahalari ve gelir düzeyini yükseltemiyen yöneticilerin beceriksizliginin faturasiyla karsilasabilirsiniz ;sanki bütün yatirimlara ve ilcenin gelisimine engel sizin yazilarinizmis gibi.Bu kadar yazilarinizin yaptirim gücü varsa lütfen Yalvacin en iyi sekilde gelismesi icin yazin ,gercekten Yalvacimiz bir an önce kalkinsin.Belkide eyalet sistemi olup ,her bölge kendi vergisini, kendi bölgesine yatirsa belkide gercekten kalkinacak bu bölge.Ispartaya bakan geliyor bütün türkiyeye yaptiklari yatirimlari sayiyorlar ,Karsilarinda sayin bakanim sadede gelelim Ispartamiza il ve ilceleriyle ne yatirim yaptiniz diyen kimse yok. Anca ayni karede poz vermek derdindeler.Lakin sizin cezaevi hakkinda yazdiginiz yaziya herkes ayaga kalkiyor ,Sayin Özgür Kayanin bu güne kadar yazdigi bir cok yoruma aynen takdir ederken bu sefer katilmiyorum .Bizim katilmamamizin sebebi bu yatirim yalvaca yapilmasin diye degil, Is alani üretmiyen iktidar, Ispartayi tesvik kapsaminda haksizlik yapildigini sayin bilgic mecliste dile getirmesine nazaran , hic bir degisim olmamistir.Hatta Ispartadan Afyona tasinan firmalarin nakliye ücretleride devlet tarafindan karsilandigi ifade edilirken , gercekten issiz kalan halk suca bulasacaktir ve gercekten coook büyük ceza evlerine ihtiyac duyulacaktir.Sadece yalvacta degil böyle giderse ülke genelinde ne yazikki!Hatta sayin yazarim isi bozulan kisiler , aile birligi bozulmakta ,depresyona girenler ve hatta 2 ayda 6 tane ölümlü intihar vakasi yasandigi yazildi isparta gazetelerinde ,bu acidan bakildiginda sayin Özgür Kayada hakli olabilir ,bari birileri kurtulacaksa!

ülkemiz bal gibi bölünüyor
2013-02-11, 22:03:52, 78.175.3.75
ali diyor ki; Tespitleriniz yanlıştır, bunlar ümit ettiğiniz düşüncelerdir, gerçek bambaşkadır, yakında biz Türkler böyle giderse maalesef bu topraklarda tutunamayacağız, gideceğimiz ve bizi kabul edecek bir yer olmadığı için de soykırıma uğrayacağız.Doğu ve Güneydoğuda ister sivil ister askeri bir görev yapmış olmanız oradaki insan davranışları hakkında tespitlerinizin doğru olduğunu ortaya koymaz,yapılan davranışlar size karşı bir rolden ibarettir.Türkler asla rol yapmadığı için siz öyle sanmışınız çünkü insan kendisi nasıl ise karşı tarafı da öyle sanır.

 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


6 + 7 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)