Kullanıcı Adı: Şifre:
Öz Yalvaç Gazetesi

Ana Sayfa / YAZARLAR / Osman Bölükbaşı ve Politik Fıkralar
Etiketler:

 

Osman Bölükbaşı ve Politik Fıkralar Osman Bölükbaşı ve Politik Fıkralar



2011-03-05, 00:27:27 Okunma: 9125 2 yorum





OSMAN BÖLÜKBAŞI VE POLİTİK FIKRALAR

 

Türk siyasetinin en renkli simalarından Osman Bölükbaşı'nın anıları ve yaşamı, eski büyükelçi, şimdilerde MHP Milletvekili olan oğlu Deniz Bölükbaşı tarafından "Türk Siyasetinde Anadolu Fırtınası Osman Bölükbaşı" ismiyle kitaplaştırıldı. 28 yıllık siyasi yaşamının 23 yılını TBMM'de geçiren Bölükbaşı'nın, adliye koridorları, cezaevleri, baskılar ve ihanetlerle dolu yaşamı ayrıntılarıyla anlatılmış… 2002' de vefat eden Osman Bölükbaşı,  hitabet gücü çok yüksek, Türkiye'nin siyasi yasaklı ilk politikacısıdır. Bölükbaşı, siyaseti bıraktıktan sonra inzivaya çekilmiş ve suskunluğunu da ebediyete intikal edinceye kadar sürdürmüştür.

 

İşte oğlunun kaleminden, Bölükbaşı'nın anılarından küçük bir pasaj: 1949'da İnönü ve Bayar'a suikasttan tutuklanan Osman Bölükbaşı, henüz 20 günlük olan, bu satırların yazarı oğlu Deniz Bölükbaşı'na vasiyet ediyor: "Bu memleketin pisliğini az su temizlemez diye ismini Deniz koydum. Ben geri gelmezsem, göreyim bu pisliği sen temizle!"

                                

Bölükbaşı, İsmet İnönü ile Seçim Gezisinde

 

Yıl 1946 İsmet Paşa pırpırlı küçük bir uçakla seçim gezilerinden birine gitmektedir. Yanına meşhur hatip Osman Bölükbaşı'yı da almıştır. Amacı ezeli muhalifi Bölükbaşı'yı biraz yumuşatmaktır. Uçakta, o zamanlar henüz 7 yaşında olan oğlu Erdal İnönü de vardır. Uçak Malatya semalarında alçaktan uçmaktadır. Uçaktan aşağıya bakıldığında tarlada çalışan vatandaşlar gözükmektedir. Erdal İnönü gördükleri karşısında, babasına dönerek "Bunlar kim, ne yapıyorlar orada?" diye sormuş. İnönü de cevap vermiş: "Onlar köylü, ekin ekerler, ekinler büyür, sonra hasat ederler ve onları bize satarlar. Biz de onlara bunun karşılığında para veririz, onlarda parayı alınca çok sevinirler." demiş. Küçük Erdal bunu duyunca babasından para istemiş.  İnönü, "Oğlum bende bozuk yok, Osman Amcandan iste!" demiş. Bunun üzerine küçük Erdal, Bölükbaşı'ya yönelmiş:" Osman Amca! Bana bozuk para verir misin?" demiş. Osman Bölükbaşı:

 

"Oğlum parayı ne yapacaksın?" diye sormuş. Küçük Erdal da: "Sevinsinler diye köylülere atacağım" demiş. Osman Bölükbaşı,  İsmet Paşa'nın da duyabilmesi için sesini yükselterek: "Evladım, üç beş kuruş atıp sadece aşağıdaki köylüleri sevindireceğine, babanı uçaktan atalım da bütün millet sevinsin!" demiş.                               

 

Özal Fıkrası

 

1987'de Bölükbaşı'ya, "Özal'ın gidişatı nasıl olur?" diye sorulduğunda, şu fıkra ile değerlendirmiş:  Köylünün biri pazarda kaz satıyormuş. Tüm kazları elinden çıkarmış, bir tanesi elinde kalmış, 'Bari sinemaya gideyim de bir film seyredeyim' demiş. Ama kazla içeriye sokmamışlar. Köylü de dışarı çıkıp kazı şalvarının içine saklamış, sinemaya girmeyi becermiş. Karanlıkta bir koltuğa oturmuş. Yanındaki yaşlıca kadın çekirdek çıtlatıyormuş. Çıtırtılardan etkilenen kaz, başını dışarı çıkarıp hanımın attığı kabukları yutmaya başlamış. Hanım bir süre sonra ağzı açılıp duran karartıyı fark etmiş: "Allah Allah demiş, gördüm de kırk yıldır hiç böylesini görmedim."

 

Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel anlattığı fıkralarla da ünlüdür. Bu halk onu yedi kez başbakanlığa getirmiş, daha sonra Cumhurbaşkanı yapmıştır. Siz bakmayın sağda solda arkasından atıp tutanlara, değeri zamanla daha iyi anlaşılacaktır. Hele mevcut siyasetçileri gördükten sonra...  Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu hoşgörüdür. Döneminde gazeteciler onun hakkında neler dediler, neler... Hepsini de büyük bir olgunlukla karşılamıştır. Demirel, arada bir siyasi konjonktüre uygun söylediği sözleri ile de hatırlanacak. İşte onlardan bir kaçı: "Dün dündür,  "68 gençliği" protesto eylemine başladığında, "Yollar yürümekle aşınmaz."

 

Şahane  Dörtlü

 

Ülke çok kötüye gidiyormuş, adeta yıkılıyormuş. Zamanın Başbakanı Demirel, bu duruma çözüm bulabilmek için o dönemin bütün siyasi liderlerini acilen toplamış. Toplantı salonuna sıra ile Ecevit, Türkeş ve Erbakan gelmişler. Tabii olarak, Ecevit'in salonda olmasından rahatsız olan Türkeş, toplantıyı terk etmek istemiş. Demirel, duruma müdahale etmek istemiş, ama muvaffak olamamış. Bunun üzerine Erbakan devreye girmiş. "Türkeş kardeş" demiş, "Burada istişare yapıyoruz, biraz sakin olur musun." Ecevit durmadan sataşmaya devam edince, Türkeş yerinden doğrulup ayağa kalkmış. Bunu gören Erbakan,  "Niye böyle yapıyorsun, biz burada ülkeyi kurtarmaya çalışıyoruz. Bak, Peygamber efendimiz emretmiş, istişare yapmak sünnettir." Türkeş de sesini yükselterek, "İstişare yapmak sünnetse cihat etmek de farzdır."

 

Romeo & Juliet

 

Yıldırım Akbulut bir gün AKM Opera gişesine gider ve eğilip "Hanımefendi 2 bilet rica ediyorum" der, gişedeki kadın gayri ihtiyari sorar 'Romeo ve Juliet için mi efendim? Akbulut sinirlenip 'hayır, tabii ki karım ve benim için!

                                                   

Bakan Karısı

       

Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi:

-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.

Karısı biraz düşündü sonra:

-Hangisinin?           

                                            

Sana Koysunlar!

 

Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş:

"Hımmm!.. Çok güzelmiş, ne kattın buna?"

Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış:

"Sana koydum efendim!"

Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş:

"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi sana koysunlar!.."

 

Akıllı Eşek 

 

Milletvekilinin biri bir köyü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. Yanındaki köylüye sormuş: "Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor?"

"Efendim" demiş köylü, "O zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor." "Akıllıca" demiş vekil, "Peki eşek olduğu yerde durup da başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?" Köylü cevap vermiş: "Ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda..." 

YORUMLAR // 2 Adet yorum yapıldı.
cihat ruhu
2011-03-06, 02:41:14, 88.252.170.234
ahmet diyor ki; istişare sünnet cihat farz elbette dünün katilleriyle aynı safta olmakta vataperverlik olsa gerek.onca gencisağ sol ayırıp katliama liderlikte herhalde dava demek

bu fıkra en güzeli
2011-03-05, 17:20:45, 81.213.241.2
ali demirci diyor ki; Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş: \"Hımmm!.. Çok güzelmiş, ne kattın buna?\" Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış: \"Sana koydum efendim!\" Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş: \"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi sana koysunlar!..\"

 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


5 + 1 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)