• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Felaketlerin Sebebini/Çözümünü Dinde Aramak


Prof.Dr. Mehmet ÖZHANLI
mehmetozhanli@sdu.edu.tr

Devletlerin tarihleri incelendiğinde, kazanılan zaferlerin, yaşanan felaketlerin hep ahlak ve dinle sebeplendirildiği görülür. Burada, uygarlıklarda yaşanan bütün felaketlerin sebebini dinden çıkmaya bağlamalarının sonuçları, Roma Cumhuriyet Dönemine ait örneklerle anlatılmaya çalışılacaktır.

Roma kentinin, MÖ 4. yüzyılın ilk çeyreğinde Kelt istilası ile yakılıp yıkılması, Romalıların tarihsel yazgılarına duydukları güveni sarstı. Bu sarsıntı MÖ 295 yılında kazanılan Sentinum zaferiyle ancak duruldu. Romanın inanç ve dininde en büyük değişim MÖ 3. yüzyılın sonuna doğru Roma İtalya’nın en büyük gücü olmasıyla başladı. Bu gücün getirdiği değişimler özellikle geleneksel dinsel kurumlar üzerinde tehlikeli noktalara varan etkiler yaptı. Tarihsel olayları, Tanrının görünmesi (epifani) olarak algılayan Romalılar için, askeri zaferler veya felaketler dinsel anlamlar yüklüydü. Her iki durumda da Tanrısal bir mesaj olduğuna inanılırdı. Eğer kazanılan bir zafer ise Tanrının desteği; yaşanılan bir felaket ise tanrının cezalandırması olarak yorumlanırdı. İkincisinden kurtulmak için Roma toplumunda batıl inanca dönüşecek kadar çok farklı yolların denendiği görülür.

Roma’nın, Kartaca Devletiyle yaptığı savaşları kaybetmesi, toplumda büyük değişimler meydana getirmiştir. Özellikle ikinci Kartaca savaşı Roma devletinin varlığını tehdit eder hale geldiğinde, dinde derinlemesine bir dönüşüm yaşandı. Karşı karşıya kalınan bu felaketten kurtulmak için Roma, kendi tanrıları dışında köken ayrımı yapmaksızın, bütün tanrılara başvurdu. Ve bu duruma sebep olan ahlaksız davranışlarla, suçluların kimler olabileceği bizzat senato tarafından araştırıldı. İçinde bulunan bu durumun nedenin öğrenmek için başvurulan Romanın en eski bilicileri olan Haruspeksler (hayvanların iç uzuvlarına bakarak kehanette bulunanlar) ve Capitol Tepesindeki tapınakta korunan kutsal Sibylla kitapları, askeri felaketlerin nedenlerini insanların ibadetlerini tam olarak yerine getirmediğinden ve yapılan ibadetlerde çeşitli ritüelleri yanlış yaptıklarında buluyordu. Sibylla Kitapları’ndaki bilgilere uyan senato, selamete erdirici kurbanlar, kutsal su ile arınmalar, alışılmamış törenler ve ayin alayları, hatta insan kurbanları gibi ritüeller gerçekleştirdi. Alınan bu önlemlerle yetinmeyen Senato, Fabius Pictor isimli birini MÖ 216 yılında Yunanistan’ın en büyük kehanet merkezi olan Delphoi kâhinine danışmak için gönderdi. Bütün bu yapılanlar ve alınan önlemler işe yaramayınca tekrar başvurulan Sibylla kâhinleri insan kurban edilmesini buyurdu. Bunun üzerine iki Yunan ve iki Galyalı diri diri gömüldü.

Ahlaksızlıkla suçlanıp cezalandırılan insanlar, kutsal suyla yıkanan tapınaklar, kutsanarak dualarla kesilen kurbanlar ve diri diri gömülen insanlar felaketi engelleyemeyince bu sefer yine Sibylla Kitapları’ndaki bir başka telkine uyarak Pesinus’un Ulu Anası yani Anadolulu Kybele’nin kült heykelinin Roma’ya getirilmesine karar verildi. Bir Roma filosu, tanrıçayı simgeleyen meşhur kara taşı Pesinus’tan (Eskişehir/Ballıhisar) Bergama’ya (Pergamon) ve oradan da Roma’ya taşıdılar. Romanın Ostia limanında törenle karşılanan Kybele heykeli, Palatium tepesinde Tanrıça için inşa edilen tapınağa yerleştirildi. Tanrıçayı temsil eden heykelle birlikte bu dinin orji türü niteliği ve öncelikle de hadım rahipleri Roma inancında kendine yer bulmuş oldu. İlk Asya tanrısının Roma’ya getirilmesi aristokrasinin eseriydi. Ancak, zamanla halk arasında yayılan bu din, özellikle küçük, gizli meclislerin ve mysterialı- dinsel türdeki kapalı cemiyetlerin, yani devlet denetiminin dışında kalan gizli derneklerin bünyesinde büyük bir yer edindi kendine. Roma ağırbaşlılığıyla fazlasıyla çelişen bu yeni din ilerleyen yıllarda Roma dünyasında daha büyük felaketlere sebep olacaktı.

Kartacalara karşı savaşın kazanılmasından sonra, İtalya’nın her bölgesinden gelen önemli sayıda sığınmacı ve yabancı köleler Roma’ya yerleşti ve geleneksel dinden giderek koptular. Bu halk kitleleri kendilerini doğudan gelen yeni dinlerin mistisizmine kaptırdılar. Böylece Roma dünyasında devletin denetiminden uzak çok sayıda tarikat ve cemiyet boy göstermeye başladı.

MÖ 186’da yetkili makamlar, birçok tarikatın ortaya çıktığını ve gece yapılan (bakkhanalia) ayinlerin doğrudan Romanın içinde var olduğunu şaşkınlıkla ve öfkeyle fark ettiler. Yunanistan’ın Roma yönetimine girmesiyle, musteslerin (erginlenmişler) ezoterik cemiyetlerin, Campanialı bir falcı-rahibe tarafından İtalya yarımadasına sokulmasıyla burada büyük bir tarikat ortaya çıktı. İhbar üzerine yürütülen soruşturmada sayıları 7000’i aşan katılımcıları olduğu belirlendi. Senato Romalı yurttaşların, hatta kölelerin bile Anadolu Kybele tapımına ve diğer tarikatlara katılmasını yasakladığında artık iş işten çoktan geçmişti.

Savaştan kaynaklanan bir felaketin sebebini ahlaksızlıktan ve dinden çıkmış olmaya bağlayan ve çözümü yine dinde arayana Roma Senatosu, cahil bırakılan halk ve seçtikleri kurnaz liyakatsiz yöneticilerle Roma Cumhuriyetinin yıkılmasına sebep olmuştur.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gelincikana

    21 Kasım 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    “Sahip olduklarının farkında olmayan toplumlar, hep başkalarına muhtaç olurlar.” Kalın, yüksek bir sur gibi uzanan Sultan Dağlarıyla Karakuş Dağlarının birleştiği yerde yükselen sivri dağ, girland taşıyan bir melek (Genius) gibi iki dağ sırasının başlangıcını/bitişini elinde tutar. Afyon, Akşehir ve Yalvaç’ı birbirine bağlayan bir köşe taşı gibi duran dağ, üç ovaya hâkim 2675 m yüksekliğindedir. İki dağ sırası arasında bir gelin gibi süzülen bu dağı, yöre halkı da geline benzettiği için “Gelincikana” diye isimlendirmişler ve onunla ilgili ço...
  • Koronavirüs ve gençlik

    14 Kasım 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Koronavirüsün ülke ekonomisinde yol açtığı değişiklikler gibi, okullarından mezun olarak iş arayan veya üniversitede okuyacağı bölümü seçmek üzere olan gençlerimizi de etkiledi. Birkaç ay önce okullarından mezun olan lise öğrencilerinin bir kısmı işgücü piyasasına katılmak üzere iş arıyor, bir kısmı da üniversitelerini ve bölümlerini seçtiler. Yine benzer bir şekilde üniversitelerinden yaz aylarında mezun olan çok sayıda gencimiz işyerlerinin kepenk indirdiği bir dönemde iş bulmaya çalışıyor. Lise son sınıf öğrencilerinin pandemiden ön...
  • Cahilin Eline Ateşi Vermek

    30 Ekim 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Mitos, öylesine anlatılan uydurulmuş hikâyeler değildir. Oluşturulan hikayeler, seçilen karakterler ve kullanılan birçok şey verilmek istenen mesajlara yöneliktir. Titan soyundan olan Prometheus’u herkes duymuştur. Tanrının emrine karşı çıkan Prometheus’a, Zeus’un yaptığı bir açıklama doğruluğunu hiçbir zaman yitirmeyecek bir gerçeği ortaya koymaktadır. Söz konusu mitos kısaca şöyledir: Tanrı, kendisine karşı yaptıkları kurnazlıktan dolayı insanları ateşi ellerinde alarak cezalandırmıştı. Prometheus, Tanrıdan ateşi çalarak insanlara vermiş v...
  • BİLİM VE AKADEMİDE ETİK

    08 Ekim 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Günümüzde sıkça kullanılan kavramlardan bir tanesidir etik. Kimi zaman ahlak kavramıyla da karıştırılabilmektedir. Etik, felsefenin bir alt dalı olarak insan eylemleriyle ilgili uyulması istenen genel kabul görmüş ilke ve değerleri konu edinir. Ahlak ise insanın doğuştan ya da sonradan kazandığı tutum ve davranışların bütünü olarak ifade edilir. TDK sözlüğünde de ahlak “bir toplumda insanların uymak zorunda oldukları davranış biçimleri” olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda ahlak bir toplumdaki olumlu-olumsuz davranış biçimlerini ifade ederken, e...