• UYAROĞLU SARRAF

logo

Bizim şehir nasıl kalkınacak?


Ünal Örnek
unalornek@hotmail.com

Kalkınma dendiğinde bir yörede başta yörenin kaynaklarını kullanarak ekonomide, sosyal yaşamda, kültürel alanda gelişmeyi ve toplumda refah seviyesinin artmasını anlarız. Üretimin arttığını, sanayi ve ticaret alanında sermaye birikiminin sağlandığını, daha çok işin yaratıldığını, refah seviyesi artışının yaratıcı ve üretici gücü harekete geçirdiğini görürüz.

Refahı artan insanlar arasındaki ilişkilerin daha güçlendiğini, eğitimin kalitesinin arttığını, sosyal faaliyetler ile toplumda birlikte çalışma ve üretme ruhunun sağlandığına şahit oluruz. Kültürel faaliyetlerin geliştiğini, şehirdeki gazetelerin daha dolu, daha doğru, yaratıcı ve heyecanlı başlıklar attıklarına tanıklık ederiz. Her kesimden insanının birilerine biat etmeden, gerçeklerin ışığından yürüdüğünü, geleceğe güvenle baktıklarını, yüzlerinin güldüğünü fark ederiz.

Günümüzde kalkınmanın bu enerjisini kaybeden yöreler hızla artmaktadır.  Yaşanan ekonomik krizler en küçük yerleşim yerinden en büyüğüne kadar tüm insanları etkilemektedir. Bir zamanlar kırsaldan olan göçler şimdi şehirler hatta ülkeler arasında yaşanmaktadır. Birçok şehir ekonomik yönden nüfusu hızla eriyen ve kaybeden bir şehir haline gelmektedir.

Şehirler sadece ekonomide değil sosyal hayatta da zor bir dönemece girmektedir. Zenginlik üretemeyen, sadece tüketen, iş yaratamayan ve sosyal yaşamda cazibesini kaybeden bu şehirler insanlara gelecek için ümit verememektedir. Daha da üzücü tablo şehirler kendilerini geleceğe götürecek bilgili ve donanımlı insanlarını da elinden kaçırmaktadır.

Şehirleri geriye götüren bu olumsuz gelişmelerin nedeni son yıllarda dünyada yaşanan ekonomik krizler olarak görülse de gerçekte sorun hatalı siyasi ve ekonomik yönetimdir. O şehrin insanlarının kendilerinden çok dışarıdan yardım bekleme eğilimine girmeleridir. Yaşanan sorunlar karşısında birlik ve beraberlik ruhunu kaybetmeleridir. Ortak düşünme ve yaratma güçlerini yitirmeleridir. Geleceklerini siyasi ve ekonomik menfaat sağlayan çevrelere bağlamalarıdır.

Şehrin sesi ve gücü olması gereken ekonomik ve sosyal alanda toplumu temsil eden sivil toplum örgütlerinin susması ve siyasi çevrelere biat ederek günü kurtarma eğilimine girmeleridir. Adeta şehrin kendilerinin sahibi olduğu kaynaklar ve çalışmalar üzerinde düşünmemesi, üretmemesi ve birilerinden çözüm bekler duruma düşmesidir. Tüketime yönelik faaliyetleri dahi yatırım ve üretim gibi algılamasıdır.

Bugün hepimizin bilmesi ve anlaması gereken gerçek bir şehir başta kendi kaynakları ve insan gücü ile kalkınır. Şehrin artan cazibesi yatırımları teşvik eder ve kendine kendi koşulları içinde yöreye çeker. En yoksul yörelerde bile üretim ve kalkınma için her zaman bir imkân vardır. Şehirlerin dışarıdan yardım ve destek beklentisi içine girmesi kendi gücünü görmemesinden kaynaklanmaktadır. Bizim şehir nasıl kalkınacaktır diye dertlenirken biz neden birlik olmuyoruz sorusuna cevap bulmamız gereklidir.

Şehrimizde ortak iş yapma kültürümüzü geliştirmenin yolunu öğrenmeliyiz. İnsanların çaresiz oldukları hissine kapılmalarına engel olmalıyız. Birlikten güç doğduğunu geçmişin deneyimleri ve günümüzün örnekleri ile iyi görmeliyiz. Bu topraklardaki ahilik geleneğinin ruhunu ve özünde taşıdığı hak ve adalet duygusu içinde üreten, üretmeyi öğreten ve birliğin sihirli gücünü gösteren insanları iyi tanımalıyız. Toplumu sosyal ve ekonomik yönden sömürmek ve ileri gitmesini istemeyen, kendine biat edilmesini bekleyen çevrelerin gerçek niyetlerini görmeliyiz.

Adı ister şirket olsun, ister kooperatif olsun, ne olursa olsun birlikte iş yapmanın gücünü fark etmeliyiz. Ortaklık ve beraberlik içinde sadece kara değil zarara da ortak olmamız gerektiğini anlamalıyız. Özellikle gelir düzeyi düşük insanların yaşadığı ve küçük işletmelerden oluşan yerleşim alanlarında en büyük gücün yöresine sahip çıkan kooperatifler olduğu bilmeliyiz. 21 yüzyılda Birleşmiş Miletlerin Kooperatifleri desteklemesindeki temel nedenin insanların krizler karşısındaki dayanma gücünü kooperatiflerinden aldığını görmeliyiz. Özetle Şehri kalındıracak gerçek gücün o şehrin insanları olacağının artık farkına varmalıyız.

Etiketler: »
Share
1869 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Helsingör ve Hamlet

    24 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Danimarka’nın Baltık Denizi'nde Öresund Boğazı'nın batı kıyısında bulunan Helsingör şehri tarihi dokusunu koruyan, sokakları ve birbirinden güzel evleri ile insanı geçmişe götüren şirin bir yerleşim yeridir. Ülkemizde acımasızca kendi ellerimizle katlettiğimiz tarihi dokuların neden önemli olduğunu gösteren soğuk ülkenin sıcaklığı ile sizi ısıtan şehridir. İsveç ile Danimarka’yı ayıran boğazın bir yakasında Helsingör yer alırken karşı tarafta benzer özellikler taşıyan Helsinborg adını taşıyan İsveç şehri bulunmaktadır. Bu iki şehri 20 dakikada ...
  • Doğruyu Anlamak, Doğruyu Anlatmak

    17 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Anlamak ve anlatmak bir insanın geleceğini şekillendiren en önemli kavramlardandır. Her yaşta insanın anlamak ve anlatmak konusundaki yeteneği farklıdır. Bireylerde bu yeteneğin gelişimi konulara yaklaşımı ve sorunlara çözüm bulmada yol gösteren ve onu yaratıcı kılan özelliklerdendir. İnsanların anlama ve anlatma yetenekleri her ne kadar doğuştan genetik olarak gelse de onun ailede ve toplumda yetişme tarzı da bu özelliklerini etkiler. Eğitim olarak iyi yetişmiş bireyler yaşamlarında doğruları daha iyi görürler ve anlatabilirler. Bu özellikleri...
  • Şarbon Olayı Bir Uyarıdır

    11 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Ülkemizde şarbon vakalarının yeniden gündeme gelmesi hiç şüphesiz başta bu konularda çalışan ve mesleki görevlerini yerine getiren bilim insanlarımızı ve uzmanlarımızı üzmüş ve hastalığın farkında olan insanları tedirgin etmiştir. Olayın ciddiyetini anlayanları hem de ülkenin başkentine yakın bir yerde olayın çıkması bu kadarı da olmaz diye düşündürmüştür. Tarımda ithalat politikaları yanında hayvancılıkta salgın hastalıklar için yapılan kontrol ve koruma çalışmalarına karşı tereddütler yaratan bu olay yaralayıcı ve karalayıcı bir durumdur. ...
  • Özelleştirme Çözüm Değildir

    24 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Her ülkeyi geleceğe götüren en önemli unsur bağımsız ekonomik güçtür. İçinde bulunduğumuz çağ her sektörde dijital bir dönüşümün yaşandığı çağ olsa da tarih boyunca yaşanan siyasi ve askeri oyunlar sadece şekil değiştirmiştir. Bir yanda emperyal ülkeler kendi menfaatlerine göre diğer zayıf ülkelerden globalleşme adına ayrıcalık bekleseler de, kendilerinin aleyhine gelişen noktalarda hemen yan çizmektedirler. Hatta en katı ekonomik ve sosyal tedbirleri almakta çekinmemektedirler. Dijital teknolojide de güç sahibi olan ellerindeki çeşitli araçlar...
ev eşya depolama eşya depolama