• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Bilmiyorum Diyebilmek!


Prof.Dr. Hulusi Doğan
hulusidogan@mu.edu.tr

Çocukluğumda mahallemizde ya da şehrimizde okumuş insan sayısı yok denecek kadar azdı. Bırakınız üniversiteyi lise mezunu insanlar bile bulmak olanaksız gibiydi.
Bilgisayardan söz etmek bir yana, evinde siyah beyaz televizyon bulunan insanlara gıpta ile bakılırdı. Sınırlı sayıda kitapçıda çok az çeşitlilikte bulunan kitapları almaya da zaten maddi gücümüz yetmezdi. O yıl ders kitaplarımızı tamamlayabildiğimizde halimize şükrederdik. Hal böyle olunca zaten az sayıda olan okumuş insanları toplum da çok iyi bilir ve onlara saygı duyardı. Çok iyi hatırlıyorum çözemediğim  soru ya da yapamadığım bir ödev olduğunda çevremde sorabileceğim, bilgi alabileceğim hemen hemen hiç kimse olmazdı.
Saatlerce uğraşıp yapamadığım sorular için de üzülüp aladığım günleri bilirim. O günler zordu, yıpratıcıydı. Belki de öyle olduğundan bizi hayatta diri ve mücadeleci tuttu. Ancak o günler karmaşık da değil, netti. Bilen de belliydi, bilmeyen de. Bilenlerin sayısı çok az olduğu için, bilmeyenler de iyi bilinirdi. Yanlışlıkla da olsa bilmeyen birine bir ödevinizi sorsanız size açık yüreklilikle “ben ne anlarım evladım bundan” derdi. O yüzden bilenler konuştuğunda, bilmeyenler derin bir saygıyla dinlerdi. Bilene de, bilginin timsali olan öğretmenlere de büyük saygı duyulurdu.

Sonraki yıllarda televizyon, bilgisayar, ardından internet derken bugünlere geldik. Sanki herşey tersine döndü. Bugünlerde bilmeyenleri bulmak adeta imkansız oldu. Herkes herşeyi bilir oldu. Tıptan ekonomiye, hukuktan dine insanların hemen her alanda konuşup, yorum yapar olduğunu görür olduk.
Tarlada, kıraathanede, hastanede, işyerinde, otobüste, minibüste siyasetten eğitime, felsefeden sanata hepimiz birer uzman olduk. Yeri geldi din adamı olduk ayet hadis yorumladık, yeri geldi hakim olup adalet dağıttık. Yeri geldi doktor olup ilaç tavsiye ettik, yeri geldi ekonomist olup dolara, faize müdahale ettik. Yeri geldi eğitim sistemini masa başında değiştirip bütün sorunları çözdük, yeri geldi siyasetçi olup hükümet değiştirip hükümet kurduk.

Tüm bunların ardında okuma-yazma ve okullaşma oranlarındaki artışın yanı sıra, internet ile bilgiye daha kolay ulaşabilir olmanın etkili olduğu düşünülebilir. Ancak yaşadığımız yüzyılda bilginin de sürekli ve hızlı büyüyen sonsuz bir derya olduğunu unutmamamız gerekir. Bu sonsuz enginlikte bildiklerimizin belki de bir damla bile etmediğini bilmemiz gerekir.
Bugün bizler bilgi deryasının sahilimize vuran dalgalarından sadece payımıza düşen damlacıkları üzerinden nasiplenmeye çalışmaktayız. Damla ile deryanın tümüne yorum yapmak ya da sahip olduğunu sanmak yanılgı, daha ötesi cehalettir. Damlanın derinliğine vakıf olabilmek, deryanın sonsuzluğunda kendi acziyetini görebilmektir.
O nedenle alimin suskunluğu bilmediğinden değil, bilmediğini bildiğindendir. Bilmediğini bilmeyene verilecek cevap cahile değer, bilgiye değersizliktir. Zira Konfüçyüs “Bildiğini bilenin, arkasından gidin! bildiğini bilmeyeni, uyarın! bilmediğini bilene, öğretin! bilmediğini bilmeyenden, kaçın..!’” demiştir. Günümüzde o kadar çok bilen(!) varki, sanırım bugün bilmediğini bilen ve açık yüreklilikle “bilmiyorum” diyebilenlere daha çok ihtiyacımız var.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “BİLİYORSAN ÖĞRET!”

    24 Kasım 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Sümerli eğitmen ve şair Ludingirra; günümüzden 4000 yıl önce “Mademki biliyorsun, niye öğretmiyorsun”  diyerek öğretenin, “Hiç Bilenlerle Bilmeyenler Bir olur mu?!” İlahi tebliğde öğrenmenin ve Hz. Ali’nin “Bana Bir Harf Öğretenin 40 Yıl Kölesi Olurum!!” sözlerinde öğretmenin önemi en güzel şekilde ifade edilmiş. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; Cumhuriyetle birlikte “Ülkemizi dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkartmak!..”. “Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına kavuşturmak!...”,“Millî kültürümüzü “mua...
  • Düşündüğünü Sanan İnsan ve Deprem Gerçeği

    30 Ekim 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İnsanla diğer canlılar arasındaki en büyük fark nedir diye sorulduğunda, insanların çoğunluğu “düşünmek” diye cevap verir. Düşünebildiği için kendisini diğer canlılardan farklı ve çoğu zaman da üstün gören insan, gerçekten düşünebiliyor mu? Düşünme eylemi davranışlara yansımıyorsa, düşünmek hiçbir işe yaramaz. Düşünebildiklerini düşünüyorlar demektir. Eğer insan gerçekten genel doğruda düşünebilseydi ve düşünebildiklerini uygulayabilseydi, hata yapmaz, büyük felaketler yaşamaz ve ders çıkarırdı. Ancak, geçmişte ve günümüzde yapılanlara bakıl...
  • TARİHİ YALVAÇ HÜKÜMET KONAĞI

    16 Ekim 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Yapılar dikmek için, tarihi ve kültürü yok etmeye gerek yok! Turizmle on-yirmi katımız gelir elde eden tüm ülkeler, 200-300 yıllık kent dokularını ve yapılarını koruyanlardır. Hiçbir eski yapının yıkılmasına izin vermiyorlar. Eski binaların bulunduğu yüzlerce mahalleyi, değerli müzeler gibi titizlikle koruyorlar. Yeni yapı teknolojileri ve modalar çıktığında; onlar için yeni boş bölgeleri açıyorlar. Tüm Türkiye'den kat be kat çok turist çeken. Paris'e, kimse gökdelenleri görmek için gitmiyor. Ziyaret edilen tüm bölgeler, yüzlerce yıldır korunan...
  • Kendine Soy Yaratma Hastalığı

    10 Eylül 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İnsanlar fakir ve yokluk içinde ise soyunun sopunun ne olduğuyla nereden geldiğiyle pek ilgilenmezler. Para kazanıp zenginleşmeye ve makam sahibi olmaya başladılar mı, fakirlerden ve yönettikleri diğer insanlardan farklı olduklarını göstermek için kendilerine kutsal bir soy yaratırlar. Ve böylece zengin ve yönetici olmalarını, geldikleri soyun asaletine ve yüceliğine bağlamaya çalışırlar. Zenginlik derecelerine ve sahip oldukları makama göre bir soy oluştururlar. Eğer çok zengin değilseler ve orta halli bir mevkide iseler sadrazam torunu, paşa ...