• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Bilgide Eylem ve Söylem


Prof.Dr. Hulusi Doğan
hulusidogan@mu.edu.tr

TDK (Türk Dil Kurumu) sözlüğünde bilgi, “insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, malumat” olarak tanımlanmaktadır. Aynı sözlükte bilginin bir başka tanımı da “öğrenme, araştırma veya gözlem yoluyla elde edilen gerçek, malumat, vukuf” olarak ifade edilmektedir. Bilginin başka tanımlamalarına da rastlamak olanaklıdır. Ayrıca bilginin çok farklı sınıflandırma ve türlerini de görebilirsiniz. Ancak basit ve anlaşılabilir olması itibariyle bilginin “açık bilgi” ve “örtük/örtülü bilgi” olarak sınıflandırılması benim için ayrı bir anlam ve kolaylık ifade etmektedir.

Bu sınıflandırmada “açık bilgi” kağıda ve söze kolayca dökülebilen bilgi türüdür. Örneğin kitap, gazete ya da dergilerden okuyabildiğimiz ya da televizyon, radyo gibi iletişim araçlarından dinleyerek öğrenebildiğimiz bilgiler “açık bilgi (explicit knowledge)” olarak isimlendirilmektedir. Yeri gelir bir kitap, yeri gelir bir makale, yeri gelir bildiklerini bize anlatan bir öğretmen “açık bilgi” kaynağıdır.

Ancak “örtük/örtülü bilgi (tacit knowledge)” öyle değildir. Kolayca kağıda, kelimelere dökülemez. Açık bilgiyi okumak ya da dinlemekle öğrenebilirsiniz. Ancak örtük/örtülü bilgiyi edinmek için yaşamak, tecrübe edinmek gerekir. Siz onu ne kadar anlatmaya da çalışsanız, karşınızdaki onu yaşamadığı, test etmediği sürece algılayamayacak, anlayamayacaktır. Örneğin hayatında hiç çay içmemiş birine çayın tadını nasıl anlatabilirsiniz? Ya da ananas, çilek tatmamış birine nasıl bu lezzetleri ifade edebilirsiniz? O nedenle “örtülü bilgi” yaşanarak öğrenilir. Yüzme de bisiklete binme de böyledir. Siz ne kadar güzel anlatsanız da kişinin yüzmeyi, bisiklete binmeyi öğrenmesi için denemesi, yaşaması gerekir. Bu süreçte düşmeyi de, su yutmayı da göze alması kaçınılmazdır. O nedenle sadece okuyarak yüzücü, bisiklet binicisi ya da sanatkar olan birini bulmanız mümkün değildir. Emek harcaması, çalışıp çabalaması gerekir.

O halde kendimize şunu soralım. Bu hayatta kelimelere, kağıda dökemediğimiz şeyler oldu mu? İçimizde fırtınaların koptuğu, gözlerimizden yaşların boşandığı, boğazımızın düğümlendiği ama anlatamadığımız ne tür duygu patlamaları yaşadık? Merhum Orhan Veli’nin ifadeleriyle “kelimelerin kifayetsiz kaldığı, epeyce yaklaşıp duyduğumuz ama bir türlü anlatamadığımız” nice duygular yaşamadık mı? Eminim birçoğumuz bunu defalarca yaşamışızdır. İşte o nedenle deniyorki açık bilgi, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Ona hayat veren ve buzdağının altında kalan %90’lık kısım ise örtülü bilgidir. Biz bu buzdağının sadece dışarıya yansıyan, kelimelere dökülebilen kesitini görmekteyiz. Bu nedenle bilgi denizi, örtülü bilgi deryasından dökülen damlalarla sürekli gelişmekte, zenginleşmektedir.

Örtük/örtülü bilgiyi, açık bilgiden daha hassas hale getiren bir diğer yönü ise kolayca taklit edilememesidir. Siz bir yazıyı aynen yazabilirsiniz. Ama bir çömlek ustasının yaptığı işi hemen yapamazsınız. Çırak, kalfa silsilesinden geçmeniz ve uzun bir süre emek vermeniz gerekir. O nedenle örtülü bilgi  samimiyettir, eylemlerle yaşamaktır, hissetmektir. Bir öğretmen, bir ebeveyn, bir siyasetçi, bir yönetici de doğruluk, dürüstlük, ahlaklı ve erdemli olma konularını en süslü kelimelerle en muhteşem şekilde anlatabilir. Ancak bunları eylemlerine dökemediği sürece etkisi ve inandırıcılığı pek olmayacaktır. Çünkü birey söze değil, eyleme bakmaktadır. Eylem ve söylem arasındaki farklılık ise tutarsızlık, güvensizlik ve hayal kırıklığı demektir. Nitekim tarihten bu yana nice kitaplar ahlak, erdem ve doğruluk gibi hassas değerleri anlatan açık bilgilerle doludur. Ancak toplumlar bu değerleri yaşayan, eylemlerine yansıtan örtük bilgi kaynaklarına hep ihtiyaç duymuş, değer vermiştir. Bugün de kütüphanelerimiz, internet sayfalarımız sonsuz açık bilgiyle doludur. Ancak okuyup anlatan “açık bilgi” şovmenleri ya da söz ustalarından çok, gerçek anlamda (örtük/örtülü bilgiyi) doğruluk ve dürüstlüğü yaşayan, topluma rol model olan ahlaklı ve erdemli bireylere ihtiyaç duymaktadır. Kısacası mesele açık bilgiyi söylemek ya da okumak değil, örtük bilgiyi tam anlamıyla yaşayabilmektir.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • PİSİDİA HALKI HOMONADLAR (4)

    21 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

      Homonadların Trajik Sonu Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Kaledekilerin sinirlerinin bozulduğunu ve kendi aralarında ayrışmaya başladıklarını haber alan Quirinius küçük çaplı saldırılarla ve kalelerin içerisine attırdığı hayvan leşleriyle bir taraftan hastalıkların çıkmasını bir taraftan da bozulan sinirlerin daha da yıpranmasını sağlıyordu. Kış erken bastırdı ve çok şiddetli soğuklar oldu. Yiyecek iyice azaldı ve sarnıçlardaki sular artık bitmek üzereydi. Roma karargâhlarında kızartılan etlerin ve içilen Ambleda şarabının kokusu halkın dayan...
  • Pisidia Halkı Homonadlar (3)

    18 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Pisidia Halkı Homonadlar (3) Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Roma – Homonad Savaşı   Dağlık coğrafya ve savaşçı Homonadlar ile ilgili raporu okuyan Augustus, öldürülen kral Amyntas’ın oğlunun, küçük olmasını da fırsat bilerek Galatya- Kapadokya Krallığını direk kendisine bağlayarak imparator eyaletine dönüştürdü. Sezar’ın dizinin dibinde her türlü kurnazlığı öğrenerek yetişmiş olan Augustus, oluşturduğu yeni eyalet sistemiyle senatoya karşı büyük bir güç elde etmiş oldu. İmparator, Homonadlara ve yaşadıkları dağlık coğrafyaya nasıl ege...
  • Pisidia Halkı Homonadlar (2)

    16 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Galatya Kralı Amyntas, Roma İmparatoru Augustus’un verdiği desteğe o kadar çok güveniyordu ki Homonad Beyini öldürdükten sonra kendine olan güveni iyice arttı. Pisidia Bölgesindeki sedir ormanlarını kesip, Kestros (Aksu) ve Eurymedon (Köprüçay) nehirlerini kullanarak Side Limanı’na götürüp büyük paralar kazandı. Side Limanın da sattıkları sadece sedir ağaçları ve bölge halklarından aldıkları değildi. Egemen olduğu bölgelerde kendisine sorun çıkaranları toprağından, köyünden, yaylasından çığlıklar arasında kopararak Side liman’ında demirleyen ge...
  • Pisidia Halkı Homonadlar (1)

    12 Temmuz 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Torosların zirvelerinde kurdukları kale kentlerde oturan Homonadlar, dağların arasındaki vadi ve düzlüklerde tarım, bağcılık yaparak ve de keçi sürülerini otlatarak yaşarlardı. Kışlakları olan kaleleri dışında her kabilenin bir de yaylası vardı. Kabile isimleri daha çok sahip oldukları keçilerin rengine göre belirlenmişti. Birçok kabileden oluşan Homanadların doğa ve iklime karşı verdikleri mücadele dışında en büyük sorunları kabileler arası su, otlak ve sınır kavgalarıydı. Genellikle çobanlar arasında başlayan bu küçük sürtüşmeler, kavgalar ya...