• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Antiokheia’da mozaik konservasyonu çalışmaları

Süleyman Demirel Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Özhanlı tarafından kazı çalışmaları yürütülen Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde bulunan St. Paul Kilisesi’nde bu yıl boyunca yapılan Mozaik Konservasyon çalışmaları tamamlandı.

Yapılan çalışmalarla ilgili olarak Özhanlı tarafından şu bilgiler verildi:

Bir kişi bir kentin bir ülkenin ve dünyanın kaderini olumlu/olumsuz değiştirebilir. İşte Aziz Paulus’ta böyle bir kişilik, MS 46 -58 yılları arasında Pisidia Antiokheia kentine yaptığı ziyaretler, kentin kaderini tamamen değiştirmiştir. Ay Tanrısı Men’in Tapınağı ve kültüyle Pagan döneminin en önemli haç merkezi olan Antiokheia, Aziz Paulus’un getirdiği yeni dinle Hıristiyanlığın önemli haç merkezlerinden birine dönmüştür. Devlethan Camii ile taçlandırılan Antiokheia/Yalvaç, üç dinin kesiştiği önemli bir merkez olmuştur. Bu durum, kentte yapılan kazı çalışmalarında her zaman çalışma planındaki önceliği belirlemektedir. 2020 yılında yapılan kazı çalışmalarının bir ayağını St. Paul Kilisesi ve çevresindeki yapılar oluşturmuştur.

Saint Paul Kilisesi, Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait çok sayıda mimari parça devşirilerek doğu batı uzantılı, üç nefli bazilikal planlı, dıştan dışa 70,46 x 26,50 m boyutlarında inşa edilmiştir. Dönemi ve ölçüleriyle Anadolu’daki ilk ve en büyük bazilika planlı kiliseleri arasında yer alır. Yapı eğimli araziye göre tasarlanmış, inşasında alanın durumuna göre çözümler üretilmiştir. Arazinin eğiminden dolayı kilisenin apsis bölümü iki, diğer bölümleri ise tek katlıdır. Yarım daireden oluşan apsisin dış yüzeyi büyük düzgün bloklarla altıgen köşeli örülmüştür. Hıristiyanlığın İznik’te toplanan ilk konsülünde (MS 325) haç merkezi ilan edilen Antiokheia’da, Hıristiyanlığın devletin resmi dini (MS 391) olarak kabul edilmesiyle bu kilisenin inşasına başlanmış olmalıdır. Kilise, Erken Hıristiyan mimarisinin en başarılı örnekleri arasındadır. Haç hizmetleri gören yapının etrafına zamanla kiliseyle bağlantılı çok sayıda yapı eklenmiştir. Hıristiyanlığın en çok güçlendiği MS 6. yy da kilisenin doğusuna eklenmiş olan büyük avlu, vaftiz havuzu, küçük bir hamam ile piskopos evi temel düzeyde korunmuştur. Bu yılki çalışmalar Hamam ve Vaftiz havuzunda gerçekleştirildi.

Kilise ve çevresinde ilk kazılar, Michigan Üniversitesi’nden D. M. Robinson başkanlığında 1924 yılında yapılmıştır. Kazılarda, kilisenin taban mozaikleri tamamen açığa çıkarılmış, yapının içerisinde ve çevresinde çok sayıda sondaj çukurları açılmıştır. Ramsay ve Robinson arasında çıkan çıkar çatışmaları yüzünden kazılar 1927 yılında sonlandırılmıştır. Bu tarihten sonra Hıristiyan dünyasınca daha da tanınan kenti, birçok araştırmacı ve hacı ziyaret etmiştir. Bir dinin inananları tarafından kutsal kabul edilen bu yapı, 2008 yılından beri Bakanlar Kurulu Kararıyla Süleyman Demirel Üniversitesi adına yürütmekte olduğumuz kazı çalışmalarının merkezini oluşturmaktadır. Her kazı sezonunda bu yapı ve çevresinde mutlaka bir çalışma yapmaktayız. Bu yılki kazılarda 2019 yılında açığa çıkarmış olduğumuz Küçük Hamamın avlusunda bulunan mozaiklerin konservasyon çalışmaları tamamlandı.

Kilisenin kuzey doğu köşesinde bulunan hamam dört bölümden oluşmaktadır. Hamamın kuzeydeki dördüncü bölümünün tabanı mozaik kaplıdır (Resim 1).

Resim 1. St. Paul Kilisesi ve Hamam (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Bu bölüm hamamın atrium (avlu) bölümünü oluşturmaktadır. Birkaç farklı evresi görülen mekân, zamanla farklı amaçlarla da kullanılmış olabilir. Örneğin kış aylarında yapılan vaftiz ayinleri için. İlk evresinde 4.65×11 bir sonraki evrede mevcut duvarın önüne yeni bir ekleme yapılarak mekân 3.65×8.75 ölçülerinde daraltılmıştır. Bu ikinci evrede mekânın batısında güneye uzanan 80 cm genişliğinde bir duvar örülerek ikinci bir bölüm yapılmış ve bu bölümün tabanında mozaiğin üzerine bir tuğla zemin döşenmiştir. Tuğlaların altına yaklaşık 5 cm yüksekliğinde kalın bir harç tabakası sürülmüş dikdörtgen devşirme tuğlalar bu harcın üzerine yerleştirilmiştir (Resim 2).

Resim 2. Mozaik Taban Üzerindeki Tuğla Zemin (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Tuğla zemin ile mozaik taban arasında bulunan İmparator I. Anastasius Dönemine (MS 491 – 518) ait sikke bu evrenin tarihlendirilmesini kolaylaştırır (Resim 3).

Resim 3. İmparator I. Anastasius Dönemi Sikkesi (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Sikke mozaik zeminin 6. yy’dan önce tuğla döşemenin de 6. yy başında yapıldığını kanıtlamaktadır. İkinci evresinde mekânın doğusunda birer metre aralıklarla simetri olmayan üç altlık yerleştirilmiş kuzeyinde ise 5 altlık konmuştur. Bu evrede yapının etrafındaki duvarlar iptal edilerek sütunlu bir avluya dönüştürüldüğü akla gelmektedir.

Zeminde oluşan çökme ve kaymalardan dolayı mozaikte bozulmalar meydana gelmiş ve ikinci evrede üzerine yapılmış olan tuğla zeminden dolayı da mozaiğe büyük zarar verilmiştir. Birçok alanda tesseraları eksik olan mozaik antik dönem de de bir onarım geçirmiştir. Bazı bölümlerinde görülen kayrak taşları ve mermer parçalar bozulmuş olan mozaiğin onarıldığını göstermektedir (Resim 4).

Resim 4. Antik Dönemde Onarım (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

İki bölümden oluşan mozaiğin, üzerine tuğla zemin yapılmış olan bölümünde oluşturulan kenar bordürünün içerisine birbirinden bağımsız geometrik desenler yapılmış iken diğer bölümü tam bir halı biçiminde şekillendirilmiştir. Açık kırmızı, sarı, beyaz, lacivert olmak üzere 4 farklı rengin kullanıldığı mozaiğin üzerinde halı motifine uygun bitkisel ve geometrik bezemeler seçilmiştir (Resim 5).

Resim 5. Mozaik Genel Görünüm (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Mozaiğin çevresi bir bordürden sonra kırmızı zemin içerisinde beyaz tesseralarla yapılmış spiral motifi ile çevrelenmiştir. Köşeler beyaz zemin üzerine kırmızı tesseralardan oluşan dalga motifleri ile sınırlandırılarak batısında siyah renkte dört yapraklı çiçekler yapılmıştır. Kare içerisine alınmış olan ana sahnenin ortasında bulunan yuvarlak bezemenin etrafı baklava formunda kareler ve üçgenler bulunmaktadır. Karelerde, Süleyman’ın düğümü, dama tahtası, dört yapraklı çiçek, zikzaklar ve iç içe geçmiş çizgiler gözlemlenmiştir. Merkezdeki dairede zincir şeklinde devam eden daireler ile bezenmiştir. Merkez panel ile dalga motifleri arasındaki alan “I” meander motifleri ile doldurulmuştur. Meander motifleri simetrik olarak birbirini tamamlayarak devam eder (Resim 6).

Resim 6. Detay (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Mozaik zemin üzerinde kot farkından dolayı 5/10 cm yükseklikte bırakılan toprak çapa ile kazıldı, mozaik taban üzeri ise ıspatula ve farklı uçlara sahip çiviler ile temizlendi (Resim 7).

Resim 7. Kalker Tabakanın Temizliği (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Kazı işlemi sona erdikten sonra tabanın yoğun bir kalker tabakası ile kaplı olduğu gözlemlendi. Bu tabaka su, sünger ve bisturi kullanılarak, mozaik toz ve kalker tabakasından arındırıldı. Toprak altında uzun yıllar kalan mozaik oldukça tahrip olmuş, bağlayıcı malzeme olan horasan harcı çözülmüştür. Aralarda eksik olan parçalar ve zemin altının sağlam olmamasından dolayı kaymalar söz konusudur. Zeminin dağılmasını önlemek için tamir harcı ile eksik yerlere ve köşelere bordür çekilmiştir (Resim 8).

Resim 8. Bordür İşlemi (Pisidia Antiokheia Kazı Arşivi)

Konservasyon çalışmalarının ardından kilisenin kuzey koridorundaki mozaik konservasyonundan edinilen tecrübeler neticesinde zemin kapatılmıştır. Gerekli koruma önlemleri, fotoğraflama, çizim gibi belgeleme çalışmalarının ardından taban üzerine 3 cm kalınlığında köpük strafor serilmiştir. Aralarında boşluk kalmayacak şekilde serilen straforların üzerine 15 cm kalınlığında kuru kil dökülerek sıkıştırılmış ve üzeri yine kil ve saman karışımıyla yapılan harçla sıvanmıştır. Kil ve harç yağmur ve kar sularının tabana ulaşmasını, strafor ise tabanın tekrardan kirlenmesini engelleyecektir. Son olarak da alandan tahliye edilen toprak elenerek sıvanın üzerine serilip sıkıştırılmıştır.

Kazılar esnasında, seramik parçaları, cam kap parçaları, metal çiviler, farklı objeler, sekiz adet bronz sikke ele geçmiştir. Ele geçen sikkeler en erken Bizans İmparatoru I. Theodosius (379-395) Dönemi’ne, en geç sikkeler ise Bizans İmparatoru I. Anastasius (491-518) Dönemi’ne aittir. Mozaik taban 4.yy’da kilise zemini ile aynı dönemde yapılmıştır. Neflerdeki bezemeler ile benzerlik göstermekte ve ele geçen buluntular 4-6.yy aralığına tarihlendirilmektedir. İlk evrede alan caddenin güneyindeki portiko olarak kullanım görmüştür. Döşemeler muhtemelen cadde boyunca devam etmektedir. Bu dönemde portiko işlevinden çıkarılarak hamam yapısına eklenmiştir. Etrafına moloz taş ve devşirme malzemelerden duvarlar örülerek taban tadilat geçirmiştir.

İmkanlar el verdiğinde önümüzdeki yıllarda mozaikler ziyaretçilere açılacaktır.

Etiketler: » » » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.