• MODA YAPI

logo

AĞAÇLAR KESİLMESİN


Nazif KURUCU
nazifkurucu@hotmail.com

Golf sahası kurmak isteyenlere ve diğer orman tahripçilerime; denizlerimizde ada yapma izni verilsin. Ormanlar kurtulsun. Kıyılarımızda öyle kayalık ve sığ alanlar var ki; doldurup arazi kazanmak çok kolay. Golf ve turizm için ve diğer nedenlerle ormanlık alanlar bu kişilere kiralanmasın. Biraz zahmete girip, kolay yerlere dolgu yapsınlar. Adalar yaratsınlar!

Dubai açık denize on binlerce kişiyi barındıracak büyüklükte, palmiye şeklinde ada yaptı. Şimdi Ruslar, Karadeniz’e 25.000 kişinin yaşayacağı büyük bir ada kurmaya başlıyor. Altı milyar dolardan fazla para ayırmışlar. Adını “Federasyon adası” koyup, dağılan Rusya’yı toparlamak istiyorlar. Amerika’nın bitmez tükenmez savaşları petrolü o kadar pahalandırdı ki; Ruslar çok zenginleşti. Nataşa’lar ve onların erkek gibi doğmuş olan versiyonları, büyük patron oldular. Putin sert fakat kadife görünümlü politikalarıyla Türk Cumhuriyetlerini bile yeniden fethetti.

Çok azgın dalgaları olan Karadeniz’e ve okyanuslarla sürekli kıpırdayan Kızıldeniz’e ada yapmak zor ve pahalıdır. Fakat Ege sahillerimiz, kayalıklarla dolu. Bazı yerlerde su diz boyunu geçmez. Karasularımızda sivri, yuvarlak, ağaçsız ve ağaçlı adalar ve adacıklar çok… Bunlar otel ve hatta golf alanları sığacak kadar geniştir. Her nedense, Ege’deki büyük ve küçük adaları kullanmamak gibi bir ısrarın içindeyiz. En kısa zamanda Ege adacıkları, yap işlet devret modeliyle değerlendirilmeli.

İlk kez bu yaz otel inşaatı yapan bir şirkete, kıyıyı doldurma izni verildiğini duydum. Gerçek ise diğerlerine örnek olabilir; devlet de bu yolla büyük paralar kazanır. Yalıkavak’la, Gümüşlük belediye sınırlarının birleştiği yerde, Gümüşkaya kooperatifinin içindeki kayalık alanda, otel inşaatı var. Kazıda çok büyük blok taşlar çıkıyor. Düzenli keserek yığmışlar. Bunları değerlendirerek inşaatı ucuza mal edecekler. Denizin içinde, aynı kayalıklar sürüp gidiyor. Dolgu izni almışlarsa; işleri çok kolay olur. Dolduracakları yer, sonsuza kadar kendilerinin olamaz. Mutlaka bunun devlete dönmesi için bir süre konulmalı.

 

Kıyılarımızdaki küçük adaların ve doldurulmaya uygun yeni alanların turizme kazandırılması şart. Yeni bir soluk ve atak getirir. Özellikle kontrolü kolay adalarda kumarhanesi bulunan otellerin bulunması gerek. Kendi vatandaşlarımız kumar oynamamalı. Fakat batılılarda para çok… Onlar kumarla yıkılmıyor; üstelik çok meraklılar. Uygun tesislerimiz olmadığı için çok para kaybediyoruz.

Vatandaşlarımızın giremediği kazinolar olsa; turizmdeki gelirimiz birkaç kat artacak. Yapay adalarda bu denenmeli.

*****

Ağaç kesmenin ve orman yakmanın kesinlikle önlenmesi gerek. Evliya Çelebi Ankara’dan Konya’ya ormanların içinden, güneş görmeden gitmiş. Şimdi buralar kurak bozkır! O yüzden yağış almıyor.

Anadolu ormanlarını bitirmişiz. Okyanus akıntısının yağmura boğduğu Avrupa, ormanlarla kaplı… Orayı da zapt edip yararlanamayız. Ormanlar yetiştirmemiz şart.

Anıl Yarış Kurucu, ilkokula Trabzon’da gidiyordu ve Trabzonspor paf takımındaydı. TED kolejinin sınavını birincilikle kazanarak geldi. Orman yetiştirme derneğine katılmış. Ailece ağaç tohumu topluyoruz. Uçaklarla dağların tepeleri- ne serpilecek. Ağaç işinde tecrübeliyim. Acı erik, aluç, dağ eriği, keçiboynuzu, deli vişne, zerdali, üvez ve diğer orman meyvelerinin tohumları toprağa değdi mi? Mutlaka ağaç olur. Dağ yemişleri, çok sağlıklı! Kızılcahamam, Çamlıdere ve Beypazarı’nda çok bulunur. Sıkça gidip alırım. Çekirdeklerini biriktirip toruna veriyorum.

Bodrum’da kasıtla çıkarılan orman yangınları, rüyalarıma giriyor.

Ağaç dikerek ve orman yetiştirmeye yardımcı olarak, hiç olmazsa ruhumu belki biraz sakinleştirebilirim.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akademik Yaşamda Kalıcı İzler!

    03 Temmuz 2022 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    "Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız, ya okunmaya değer bir kitap yazın ya da yazılmaya değer işler başarın. Benjamin Franklin" Geçenlerde çok sevdiğim akademisyen bir dostumla sohbet ediyorduk. Sohbet esnasında: “Hocam Siz 50 yıla yakın geçmişi olan bir akademisyen olarak, şayet benim şu anda bulunduğum yaşta olsaydınız, yani emekliliğinize 15-16 yılınız kalsaydı, bilim yolunuzun rotası ne olurdu?” şeklinde fikrimi sordu. Çok önemli bulduğum bu soruyu: -Her insanın olduğu gibi bir akademisyenin de en büyük ideali, yaşamında iz bırakmak ...
  • GÜL VE SEVDALISI Müftüzade Gülcü İsmail Efendi kimdir?

    23 Haziran 2022 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Geçenlerde Yalvaç’ımızın gül mamullerini satan bir mağazasında, torunumun gül suyu siparişini almak üzere bulunduğum esnada; iki erkek müşteri ile satıcı kadının konuşmalarına, mağaza küçük olduğu için şahit oldum.. Müşteriler bilmedikleri için olsa gerek gülün Isparta’ya geliş hikayesi ile ilgili sorduklarında.. Satıcı kadın herhalde acelesi olacak ki; İşte!! Bulgaristan’dan getirmişler diye, geçiştirdiğini gördüm.. Belki biliyordu, ama bir taraftan geçiştirilecek bir konu olmadığını düşünerek ve diğer taraftan da dayanamadım, okumuş olduğum b...
  • DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ MÜ!

    07 Haziran 2022 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Kökü evrende 13.8 milyar yıla dayanan, üzerinde 4 milyar yıl önce yaşam başlayan dünyamız, yaklaşık 100 bin yıl önce insanın yaşama hissedilir derecede dahil olması ve hem kendisini hem de dünyayı farklı noktalara taşıması, özellikle son 50 bin yılda ve bilhassa yerleşik düzene geçildiği son 12 bin yılda insanın gerçekleştirdiği gerek endüstri devrimlerine ait atık ve artıklarıyla (Bkz. Penceremden Üniversite Gerçekleri ve Ülkem Kitabımda “Tüketirken Tükenmek” Başlıklı Makalemde tasvir edilen MAHŞERİN 5. ATLISI), gerekse insanlık tarihiyle birl...
  • Tarihçilerin Yazmadığı Acılar (II)

    03 Haziran 2022 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Köyde kalan askerler, köyün en zengini olan Appas’ın evini boşaltarak, orada kalmaya başladılar. Köylülerin, birbirlerine gitmeleri ve bir araya toplanmaları yasaklanmıştı. İlk başlarda köy ahalisine mesafeli duran ve ilişmeyen askerler, zamanla; içilen şarabın da etkisiyle yavaş yavaş köyde kalmış olan kadınları, Appas’ın evine götürmeye ve sabaha kadar süren eğlenceler düzenlemeye başladılar. Haziran sıcaklarının başladığı ilk günlerden bir gün, evin kapısı sert bir şekilde açıldı ve eli mızraklı iki asker evin içerisine daldı. Her biri annem...