• MODA YAPI
  • ISPARTA PETROL Yalvaç’ta

logo

Afrin Harekatı neden gerekliydi?


Dr. Yurdagül Atun
yurdagulBEYOGLU@hotmail.com

Afrin Harekatı, KKTC de dahil, dünyanın birçok yerindeki Türkiye düşmanlarını rahatsız etti. “İşgal” olarak göstermek isteyenler de oldu, sivil halkın katledildiği yönünde algı operasyonu yürütenler de…

Öncelikle şunu söyleyelim; Afrin asla ve asla bir işgal harekatı değil bir zorunluluktu, tıpkı 1974 gibi…

1974’te gerçekleştirilen Barış Harekatının neden gerekli olduğunun açıklamasını bir başka yazıya bırakarak, Afrin’e dönelim. Afrin Harekatı, çok iyi yönetilmiş ve dünyada eşi benzeri olmayan bir harekattı zira Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyada hiç görünmedik şekilde, sivilleri ayıklayarak rasyonel bir strateji ile ilerledi. Zaten harekatın uzun sürmesinin nedeni buydu. Amerika gibi, şehre tepeden bombalar yağdırıp dümdüz etseydi, hem üç günde bölgeyi tüm terörist unsurlardan temizler, hem de hiç kayıp vermezdi. Nitekim Türk istihbaratının teröristle halkı ayırma konusunda gösterdiği büyük başarı, harekatın nokta atışlarla ve en az kayıpla başarıya ulaşmasına neden oldu. Türkiye’nin iradesini gören PYD de çareyi, ABD ve Rusya’ya söve söve kaçmakta buldu.

***

Gelelim harekatın neden gerekli olduğu meselesine; Kaynak sormazsanız, size ilk ağızdan duyduğum bilgileri aktaracağım. Gerçi bir kısmı herkesçe bilenen şeyler ama onun dışında çok önemli ayrıntılar var. Şimdi arkanıza yaslanın:

Bilindiği üzere Afrin, Suriye’deki iç savaşın başlamasıyla birlikte YPG’nin kontrolünde. Bölge terörist Kürt gruplar tarafından, yasadışılığın ve uyuşturucu ticaretinin merkezi olmuş. Gazetelerde de okuduğumuz üzere, binlerce dönüm araziye uyuşturucu imalatında kullanılan bitkiler ekiliyor. Uyuşturucunun kontrolü terör örgütü ağalarında. Oturdukları malikaneler dünyanın hiçbir yerinde rastlamadığınız lükse sahip. Bölgeye uyuşturucu hap imal eden fabrikalar kurulmuş ve bu fabrikalardan Afrika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın tüm ülkelerine sevkiyat yapılıyor. Burada üretilen/işlenen uyuşturucular, Güneydoğu’nun teröre teslim olması ve kontrol zafiyetinden ötürü açılan tünellerden kolayca diğer ülkelere ulaştırılabiliyor(du.) Uyuşturucu baronları, Güneydoğu’da başlayan temizlik operasyonları, ardından da Zeytin Dalı Operasyonu nedeniyle yeni güzergah bulma peşine düştü. Yeni plana göre uyuşturucu, Kaibe Köyü ve Azez Siccu üzerinden Mersin Taşucu’na ulaştırılacaktı ancak alınan önlemler PYD’li uyuşturucu tacirlerinin planlarına darbe vurdu.

Şimdi konuyu biraz daha genişletelim; Güneydoğu’da, 1983 yılından itibaren hız kazanan terörün nedeni aslında bu ticarete yol açmak. (Hani eşkiyalı dizide olduğu gibi.) Terörist unsurları destekleyen ABD, ticaret kanallarını açık tutmak adına kontrolsüz bölgeler yaratma peşinde. Güneydoğu’ya “özerklik”, diğer Ortadoğu ülkelerine “özgürlük” adı altında silaha davranması ve Kürtleri de bu yönde manipüle etmesi tam da bu yüzden.

ABD’nin, PYD’ye verdiği silahların 4 bin TIR’ı geçtiğini hepimiz biliyoruz. ABD’nin, utanmayı atarak, hiç çekinmeden Türklerin önünden geçirdiği konvoylarda, üstü kapalı tırlar, iş makineleri, personel taşıyıcı araçlar da vardı. Peki ABD Kürtleri çok sevdiği için mi destek verdi? Onun için mi iş makineleri, tırlar gönderdi silahların yanında? Tabi ki değil. Ticaretinin yürütülebilmesi için tünellerin kazılması, sevkiyatların sürmesi gerekiyordu. Yukarıda da söylediğim gibi, ABD, kendinin kontrol edebileceği insanlarla iş yapmak istedi, Kürtlerin zayıf noktalarına dokundu, “özerklik” sözü verdi. Onlar da ABD’nin, kara kaşlarına, kara gözlerine yardım ettiğini sandı, yanıldıklarını anlamak kendilerine pahalıya mal oldu.

İşte tam bu noktada Türkiye yapılması gerekeni yaptı. Türkiye için büyük tehlike arz eden Afrin bölgesini terörist unsurlardan temizledi, uluslararası uyuşturucu masasını çökertti. Türkiye’yi bölünmekten kurtardı. Tabi ki bu örgütlerin ABD’de olduğu kadar Avrupa’da da bağlantıları vardı. Bu dostlar da Afrin Harekatını işgal harekatı olarak göstererek, Türkiye’yi durdurmayı denediler. Ajanlar gönderdiler, kara propagandalar yaptılar. Irak savaşından, Suriye’deki katliamlardan, Arap Baharı günlerinden fotoğrafları çıkarıp servis etmeye çalıştılar ancak gerçeklerin er-geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğunu ve masum Afrin halkının, Türk askerine kucak açacağını hesap edemediler.

Merak edenler için son söz; Türkiye Afrin’i işgal etmedi, orayı yönetmek niyetinde de değil. Kısa zamanda bölgede üçlü olması muhtemel bir yönetim kurulacak ve Afrin halkı kendi kendini yönetecek. Afrin’i yeniden imar etmek için kollarını sıvayan Türkiye’nin tek amacı, Afrin ve sınırlarına tehlike arz eden diğer bölgelerde güvenlik çemberi oluşturarak toprak bütünlüğünü korumak. Sınırlarımız, hilal şeklindeki güvenlik çemberiyle korunacak, teröriste göz açtırılmayacak. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, Erdoğanafobiyi bir kenara bırakın ve düşünün Allah aşkına; Afrin Harekatı emperyalist güçlere karşı yapılmadı mı? 50 yıllık vesayetin sona erdirilmesi suç mu? Gerekli değil miydi? Kimleri niçin rahatsız etti? Anlı şanlı ünlü solcular, nasıl oldu da ABD ile aynı çizgide buluştular? Bunların cevabını verebildiğimiz an PKK’nın da, PYD’nin de, DAEŞ’in de kimin kuklaları olduğu ve Türkiye’nin masumiyeti ortaya çıkacak.

Etiketler: »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kendine Soy Yaratma Hastalığı

    10 Eylül 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İnsanlar fakir ve yokluk içinde ise soyunun sopunun ne olduğuyla nereden geldiğiyle pek ilgilenmezler. Para kazanıp zenginleşmeye ve makam sahibi olmaya başladılar mı, fakirlerden ve yönettikleri diğer insanlardan farklı olduklarını göstermek için kendilerine kutsal bir soy yaratırlar. Ve böylece zengin ve yönetici olmalarını, geldikleri soyun asaletine ve yüceliğine bağlamaya çalışırlar. Zenginlik derecelerine ve sahip oldukları makama göre bir soy oluştururlar. Eğer çok zengin değilseler ve orta halli bir mevkide iseler sadrazam torunu, paşa ...
  • MISIR VE MAKEDON ASILLI KRALLAR

    24 Ağustos 2021 Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Dünyanın bazı bölgeleri, canlı yaşamına daha uygun koşullara ve doğal zenginliklere sahip olmasıyla, diğer bölgelerden farklı olarak, çok erken dönemlerden itibaren kadim uygarlıkların ortaya çıkmasına imkân sağlamıştır. Bu yerlerin başında Mezopotamya ile birlikte Mısır gelir. Afrika ile Asya Kıtası’nın birleştiği noktada bulunan bu coğrafyada, yüzyıllar boyu devam eden “Nil’in Armağanı” büyük uygarlıklar yaratılmıştır. Kendi içine kapalı bu bölgede, MÖ 4. binden itibaren kendine özgü yazısı, mimarisi ve yönetim biçim...
  • Ekonominin gelişmesi için ara elemana ihtiyaç var

    23 Ağustos 2021 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Ülkemizde ara eleman açığı devam ederken özellikle meslek lisesi mezunlarının tercih ettiği ön lisans programlarının kontenjanları yıllar içinde azaldı. Türkiye’nin ekonomik gelişiminin sağlanabilmesi; ara eleman ihtiyacının giderilmesine, ara eleman ihtiyacının giderilmesinin ise ön lisans kontenjan ve yetkinliklerinin arttırılmasına bağlı. İş dünyasının ara eleman ihtiyacı devam ediyor. Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV)’in Özel İstihdam Bürosu www.bagevkariyer.com ‘da yayınlanan ilanlarda başvurunun yetersiz kaldığı mesl...
  • Prof.ÖZHANLI’dan Yeni Yazı: HELLENİSTİK KRALLAR VE HALKLAR

    12 Ağustos 2021 Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Hellenistik Krallar ve Halklar Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Babil’de, MÖ 323 yılının Haziran ayında bir kişinin ölmesi, Makedonya’dan Hindistan’ın İndus Vadisine kadar geniş bir coğrafyada yaşayan milyonlarca insanın hayatını yaklaşık 300 yıl boyunca olumsuz etkiledi. Aç kalan, perişan olan, acı çeken, çalışan, savaşan milyonlarca insan, zevki sefa içinde yaşayan ve onların hayatları hakkında karar veren birkaç kişi. Bu yaman çelişkiyi anlamak ve anlatmak çok kolay değil. Bir kişi karar alıyor: “şunlarla savaşacağız” diyor milyonlar, ucunda ölüm ...